28 Şubat 2022 Pazartesi

İstanbul'da ARABAŞI ziyafet...

 


İstanbul...
Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan İstanbul tarihten gelen güzellikleri ve ekonomik cazibesi ile Anadolu'nun her kentinden insanı cezbeden masalsı şehir.
Yaklaşık 60 bin Eskişehirli'nin de cazibesine kapılarak yerleştiği ve yaşamını sürdürdüğü aziz İstanbul.
Bu cazibe merkezi kentte zaman zaman Anadolu insanının kendi kültürünü, kendi gelenek ve göreneklerini yaşatmak için verdiği çabalar azalsa da devam ediyor.
Çeşitli etkinlikler düzenleyerek, geldikleri yeri unutmamak ve gelecek nesillere kendi kültürlerini unutturmamak gayesiyle yapılan bu etkinliklerden biri de 26 Şubat 2022 Cumartesi günü Kartal ilçesinde yapıldı.

***


Yıllardır Kartal'da faaliyetlerini başarıyla sürdüren Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul'da yaşayan Eskişehirliler'i bir araya getirebilmek amacıyla her ayın 26'sında yerel kültürü ön planda tutan ekinlikler gerçekleştiriyor.
Derneğin yeni başkanı Orhan Aktepe genç ve dinamik bir başkan.
Eskişehir'e ve Eskişehirspor'a olan sevdasını gurbette daha güçlü yaşatmak ve genç neslin de bu sevda ile yaşamasını kendisine kutsal bir görev olarak gören Orhan Aktepe ve yönetim kurulunda aynı çaba ile çalışan Eskişehir ve Eskişehirspor sevdalısı insanların hazırladığı ARABAŞI Günü'ne biz de Eskişehirspor kulübü Asbaşkanı ve Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi, Diş Hekimi Dt. Y. Oğuz ŞENGEL ile birlikte katıldık.

***


İstanbul'un en merkezi noktalarından birinde Eskişehirspor bayraklarıyla donatılmış dernek merkezine vardığımızda hissettiğimiz mutluluk her şeye bedeldi. 
Derneğin önünde ESES formalı kaşkollu hemşehrilerimizle kucaklaşmak, gençlerimizi bu ortamın içinde görmek, bugünü düzenlemekte en büyük paya sahip olan kadın kolları üyelerinin bile siyah kırmızı giyindiklerini görmek tarif edilemez bir mutluluktu. Bu noktada öncelikle Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Kadın Kolları başkanları Kezban Yurter Mola ve Emine Çamlı hanımefendilere hem teşekkür etmek hem de kendilerini hassaten kutlamak isterim.

***
60 bine yakın Eskişehirli'nin yaşadığı İstanbul'da ne yazık ki, böylesi kalabalık katılımların yaşandığı etkinlikleri pek göremiyoruz. İstanbul Eskişehirli Yönetici ve İşadamları Derneği'nin iftar ve kahvaltı etkinlikleri dışında ilk defa böylesi kalabalık bir etkinlik ile bir arada olmak bizleri yeniden umutlandırdı. Etkinlik süresince gençlerimizin de çok aktif bir şekilde katılım sağladıklarını ve etkinliğe destek olduklarını görmek, bu etkinlikte kadınlarımızın baş rol oynadığını görmek ayrı bir umut ve mutluluk kaynağı oldu bizler için.

***
İstanbul'da Eskişehir ve Eskişehirspor adına güçlü bir lobi oluşturma gerekliliği her geçen daha çok önem arz etmektedir. Bu tür etkinlikler de bu lobiyi oluşturmak için çok önemli. Önümüzdeki günlerde çalışmalarımızı hızlandırmak ve hem Eskişehir'in hem de Eskişehirspor'un haklarını daha iyi koruyup kollayabilmek için bu tür buluşmaları daha geniş kitlelere yaymak gerekmektedir. İnşaallah bunu da başaracağız.

***
Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği bizlere umut ve çalışma azmi veren bu etkinlikler ile önemli bir iş başarmaktadır. Dernek başkanı Orhan Aktepe nezdinde tüm yönetim kurulu üyelerini ve bu etkinliklere katkı sağlayan, katılım sağlayan tüm Eskişehirlileri kutluyor ve teşekkür ediyorum.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!..
YAŞASIN ESKİŞEHİR SEVDAMIZ!..

10 Eylül 2021 Cuma

Bir Yeminimiz Var: #BizOlacağız birlikte başaracağız...


Eskişehirspor'u sevmek çileyi ızdırabı sevmek demektir.
Öyle oldu...
Ama yine de vazgeçmedik...
Çileler ardı ardına geldikçe Kara&Kızıl sevdamız yüreklerimizde kronik hale geldi...
Tedavisi yok.
Bir yaraya merhem sürüp iyileşmesini beklerken umutla, bir -3 puan haberi yüreklerimizde yeni bir yara açıyor...
Derken telefonum çaldı...
Uzun zamandır görüşemediğim Tansel Dilşen kardeşim aradı.
***
Tansel kardeşimle üniversite yıllarından beri tanışırız...
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile donanmış genç bir yürek.
- Başkanım bu -3 puan benim çok zoruma gitti. Bütün borçları ödesek bile bu Trabzonspor bizi rahat bırakmayacak. Trabzonspor'un borçlarının ödenmesi için ben 2000 TL bağışlamak istiyorum. 
Şaşırmamak elde değil.
Tansel kardeşim maaşlı biri...
Maaşlı biri için ülkemiz şartlarında 2000 TL bir kulübe bağış yapmak epeyce bir mesele.
Mevzubahis Eskişehirspor olsa bile zor iş...
***
Şaşkınlığımı üzerimden atıp, Tansel'e sordum:
- İyi düşünmüşsün de güzel kardeşim, seni zora sokmaz mı onca para. Hani esnaf tüccar olsan eyvallah diyeceğim de sen de maaşla çalışan birisin.
- Yok başkanım, ben bu parayı kripto para işinden kazandım. Kendim için bir şeyler alacaktım ama bu -3 puanı duyunca çok üzüldüm ve bu parayı kendi hayalimi gerçekleştirmek yerine Eskişehirspor'a bağışlamak istedim. Şu Trabzonspor'a inat, hayallerimden vazgeçtim...
Allahım ya Rabbim!!!
İşte bu cümleler, bu sözcükler insanın bütün dertlerine deva oluyor.
''Eskişehirspor Aşktır'' sözümüz de bir kere daha tescillenmiş oldu.
***
Gözlerimiz nemlenmişti yine...
Bir kaç damla yanaklardan süzülürken, ''Acaba'' dedim kendi kendime....
- Fidan kampanyasını yeni tamamladık. Dernek üyelerimiz maddi olarak vereceklerini verdiler. Bir de kira zamanı geldi. Acaba arkadaşlardan bir rica etsek Tansel'in 2000 TL bağışına 3000 daha ekleyip, derneğimiz adına bir led reklam alabilir miyiz!? diye kendi kendime konuşmaya başladım.
''Neden olmasın!?'' diye düşündüm ve arkadaşlarıma rica da bulundum.
***
Çok değil bir kaç saat içinde ''TRABZONSPOR'A İNAT'' başlığı altında bir liste oluştu ve 5000 TL toplandı.
Elhamdulillah...
Şükürler olsun...
Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak bu işinde altından alnımızın akıyla çıktık.
Yüreği ESES sevdasıyla dolu Tansel Dilşen kardeşimin yaktığı ateş bir anda alevlendi ve stadımızda BKŞ Derneği led reklamı yerini aldı.
***
Maddi manevi emeği geçen bütün arkadaşlara sonsuz teşekkürler.
Eskişehirspor sevdalıları verdikleri bu büyük yaşam mücadelesi ile tarih yazmaya devam ediyor.
Söz verdik!
Yemin ettik!
#BizOlacağız ve bu sinsi kuşatmayı yarıp, hep birlikte başaracağız...
Unutmayalım ki, Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur.
Eskişehirspor aşıkları, sevdikleri takıma sahip çıkmayı da başardılar artık.
BİZ yıllardır süren bu sinsi kuşatmayı omuz omuza verdiğimiz mücadeleyle yaracağız!
Yemin olsun Eskişehirspor'u kapattırmayacağız!!!

25 Haziran 2021 Cuma

Trabzonsporlu Rafet...


Rafet Ünal...
Can dostum, kardeşim, arkadaşım...
Henüz 32 yaşında, yakalandığı amansız hastalığın pençesinden kurtulamayarak bizleri erkenden bırakıp giden gardaşım...
Rafet, cüce olmasa da boyu oldukça kısa bir arkadaşımdı.
Doğuştan ellerinin baş parmakları yoktu.
Esmer tenli, omuzlarına kadar inen simsiyah saçları ve kömür karası gözleri...
Yüzü çokça gülse de gözlerindeki hüznü ben bilirdim, ben görürdüm.
***
Giyim kuşamı pek severdi.
Beyaz kunduraları, beyaz pantolonu pek namlıydı.
Güneş gözlüklerini takıp, bir Yeşilçam jönü edasıyla ve dört parmağıyla saçlarını arkaya doğru sıvazlaması ise çok canlar yakardı...
Filinta gibi delikanlının kısa boylusuydu Rafetim...
***
Hayatta en çok sevdiği birlikte yaptığımız sohbetlerdi.
Etrafındakiler, dostları, arkadaşları onun hep neşeli, dirayetli yanlarını bilirdi.
Bense hüzünlerini, aciz kaldığı hallerini dinlerdim ondan.
Haysiyyetsiz adam, herkesi güldürür, beni de bolca ağlatırdı.
Onunla ağlamak da gülmek de ayrı bir güzeldi.
Menfaatsiz, çıkarsız, tertemiz bir dostluk, tertemiz bir arkadaşlık.
***
İkimizin de ilginç bir özelliği vardı.
İkimiz de Antalya - Aksekili olmamıza rağmen, ben Eskişehirspor sevdalısıydım, Rafet de Trabzonsporluydu.
Birlikte bir mahalle takımı kurmuştuk.
Adını Bademli Enderspor koyduk.
Bademli köyümüzün adıydı.
Ender de Eskişehirspor'un formasını yıllarca şerefle taşımış olan Ender Konca abimizin adı.
Bir yandan da Enderspor'un kısaltması ES oluyordu. Hem Ender abiye hem de Eskişehirspor'a atıfta bulunuyorduk.
Sıra renklere gelince ben hemen ''Siyah - Kırmızı olsun'' demiştim.
Rafet ''Abi o zaman ESES'in Kırmızısı Trabzon'un da mavisi olsun, Kırmızı - Mavi yapalım'' demişti.
Bu konuda biraz çakallık yapmadım değil hani.
Kırmızı - Mavi olursa nerdeyse Trabzonspor'un renkleri olacaktı.
Bir şekilde Rafet'i kandırıp Lacivert Kırmızı renkler üzerinde mutabık kaldık.
***
Bademli Enderspor yıllarca oldukça başarılı maçlar oynadı.
Gayrifedere bir takım olmamıza rağmen İstanbulspor ve BJK takımlarının altyapı hocaları bizim takımın namını duymuş ve bizimle antrenman maçları oynatmışlardı altyapı takımlarını.
Aradan yıllar geçti.
Rafetim o kötü hastalığın pençesine düştü.
Eriyip, gitmiş gözlerinin feri sönmüştü.
Yapılan son tahlillerini aldım ve Çapa'da bir doktor arkadaşıma gösterdim.
1 hafta 10 günlük bir ömrü kaldığını söylediler.
Üzerime bir dağ yıkılmıştı adeta.
***
Kendimi toparlayıp, yanına gittim.
''Arkadaş hadi yine iyisin. Tahlillerin iyi çıktı yine kefeni yırtacaksın herhalde'' dedim gülümseyerek.
Bu cümleyi ona söyledikten tam 7 gün sonra göçüp gitti bu alemden...
Bana güvenirdi.
Yalan söylemeyeceğimi bilir, hep inanırdı bana.
Yine inanmıştı ama gün geçtikçe kötüleştiğinin de farkındaydı.
Aynı gün akşamı geç saatlere kadar hastanede yanında kaldım.
Bir ara elimi tuttu.
''Abi be keşke formaların rengini Siyah Kırmızı yapsaydık'' deyiverdi.
Anlamazdan geldim, ''Boşver oldu bitti, Bordo Mavi de güzel olurdu ama Lacivert Kırmızı da fena değildi'' dedim gülüştük.
***
''Biliyor musun abi, ben Trabzonspor'u sevmeyi bile senden öğrendim''
Bazen cümleyi tamamlamaya bile gücü yetmiyordu.
Bense konuşmaktan korkuyordum, konuşursam ağlayacağımı biliyordum.
O biraz soluklandıktan sonra devam etti:
''Sen Eskişehirspor'u o kadar güzel seviyordun ki, ben de senin gibi 3 takımdan birini tutmak yerine o dönemlerde şampiyonluklar yaşayan Trabzonspor'u tutmayı, Trabzonspor'u sevmeyi senin sayende başardım.''
''Ben olmasam da sen Trabzonspor'u tutardın, çünkü Trabzonspor bizim yarım bıraktığımız işi tamamladı. Anadolu insanının en büyük özlemini giderdi'' dedim.
Yorulmuştu.
Uyuklamaya başladı, vakitte geç olmuştu yanından ayrıldım.
***
Trabzonspor meselesi onunla son konuşmamızdı.
Ertesi gün doktorlar ''Yapacağımız bir şey kalmadı, evine götürün'' demiş.
Ve 1 hafta sonra soğuk bir kış gününde Rafetimi toprağa verdik.
Aradan yıllar geçti ve Eskişehirspor bugün Trabzonspor'un vereceği bir imza ile yaşama tutunacak ya da yok olup gidecek.
Trabzonspor camiası muhtemelen ne Rafet'i bilir ne de beni.
Ama ülkemizde Trabzonspor'u Trabzonlulardan daha farklı bir tutku ile seven o kadar çok Anadolu insanı var ki, hepsi Türk futbolunda Anadolu ihtilalini başlatan Eskişehirspor için verecekleri imzayı bekliyor.
Belki arkadaşım Rafet bile yattığı yerde daha huzurlu olacak bu imza karşılığında.
Her şey kupa, başarı, yenmek, yenilmek değil.
Trabzonspor camiası şunu çok iyi bilmelidir ki, Eskişehirspor'un yok olmasına sevinecek olanların çoğu Trabzonspor'un da bir an evvel yok olması için çabalıyorlar. Yıllar önce ''Eskişehirspor bizim için büyük tehlike ve hepimiz Eskişehirspor'a karşı birleşmeliyiz'' diyenlerin bizi bize kırdırmalarına müsaade etmeyin.
İmza vermeyerek Eskişehirspor'un yok olmasında katkı sahibi olmanız size hiç bir şey kazandırmayacak ama bir imza vererek Eskişehirspor'un yaşamasında pay sahibi olmanız size çok büyük manevi değerler kazandıracak.

19 Haziran 2021 Cumartesi

Eskişehir kentinin İLERİ gelenlerine AÇIK MEKTUP....


 Eskişehir’in değerli büyükleri, değerli yöneticilerimiz;

Bizler okuduklarımızdan, anlatılanlardan biliyoruz. Aranızda o günleri bizzat yaşayan büyüklerimiz de var. Vaktiyle merhum futbolcumuz Necdet Yıldırım’ın tedavisi için İngiltere Kraliçesi’ne bir mektup yazarak yardım isteyen büyük Eskişehirspor camiasının bir ferdi olarak bu mektubu sizlere yazmaya karar verdim. O gün taraftarımız amansız bir hastalığın pençesinde olan Necdet Yıldırım ağabeyimizin kurtarılması için çaresizlik kavramını yerle bir edercesine İngiltere Kraliçesi’nden yardım istemişti. Bu gün ben de aynı haleti ruhiye içinde bu mektubu sizlere yazmaktayım.
***
Bugün amansız hastalığın pençesinde olan Eskişehirspor’dur.
Ve ben;
Eskişehir’de doğmamış,
Eskişehir’de yaşamamış,
Eskişehir’de doymamış,
Eskişehir ile tek bağlantısı İstanbul’dan memleketi Antalya-Akseki’ye giderken bindiği yolcu otobüsünün Eskişehir’den geçmesi olan bir Eskişehirspor sevdalısı olarak sizlere yardım çığlığımı ulaştırmaya çalışıyorum.
***
Evet, memleketim Antalya – Akseki.
İstanbul – Kasımpaşa’da doğdum büyüdüm.
Eskişehirli bir tek tanıdığım bile olmadı.
İstanbul’da tek başıma ve uzaktan sevdim hep Eskişehirspor’umu.
İlk Aşkımdı.
Çocukluk aşkım.
Eskişehirspor ile aynı yılda doğmuş olmak bile beni korkunç derecede mutlu etmiştir ömrüm boyunca.
***
İnanın Eskişehirspor’a aşk ile bağlanan Eskişehirli olmayan ESES sevdalısı bir tek ben değilim.
Sizler Eskişehirspor’u kentinizin takımı olarak görebilirsiniz ama asla öyle değil.
Ülkemizin her köşesinde nice ESES sevdalısı vardır tahmin bile edemezsiniz.
Ve Eskişehirspor, bizim için, yani Eskişehirli olmayan Eskişehirsporlular için bir aşktır, bir tutkudur.
Bağımlıyız Eskişehirspor’a.
***
Eskişehirspor için ilk defa gözyaşı döktüğümde 15-16 yaşlarında bir delikanlıydım. Vefa stadında, torak sahanın tozları arasında Eskişehirsporunu gördüğüm an hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Eskişehirspor’un maça çıkarken toz içinde kalması bile beni ağlatmıştı. O gün bugündür ağlamaya devam ediyorum.
***

Değerli büyüğüm;
Şu an Eskişehirspor ölümcül bir hastalığın pençesinde ve bizler yüreklerimiz yana yana bu hastalıktan nasıl kurtuluruz diye çaresizce bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Olmadı, olmuyor, başaramıyoruz…
Bir başımıza sevdamızı bu hastalığın pençesinden kurtaramadık, kurtaramayacağız.
Sizler olmadan olmayacak.
***
Vefat etmeden 2 sene önce değerli hocamız Abdullah Gegiç ile birlikte kulübümüzü ziyaret ettik ve ziyaret sonrasında biraz sohbet edebilme şerefine nail olmuştum. Bu sohbet sırasında değerli hocam reçeteyi yazıvermişti. ‘’Eskişehirspor’un içinde bulunduğu bu durumdan kurtulması için gerekli olan tek şey tüm kentin birlik ve beraberlik içinde olmasıdır’’ demişti. Onun bu sözleri belki çok basit gibi görünüyordu ama  aradan geçen yıllar aslında Eskişehirspor’un bu ölümcül hastalıktan kurtulması için birlik ve beraberliğin tek ilaç olacağını bizlere gösterdi.
***
Siz değerli büyüklerimiz bir önderlik etseniz.
Kentin tüm dinamiklerini bir kere de olsa bir araya getirseniz.
Merhum Aziz Bolel ve arkadaşlarının kulübümüzü kurarken sergilemiş oldukları 1965 Ruhu’nu yeniden canlandırsanız.
Neler olmaz ki!?
Kuruluşumuzun ilk 10 yılındaki yönetim modeli ancak bu şekilde geri gelir.
Eskişehir’in en büyük markası durumunda olan Eskişehirspor’u bu hale getirenlerin adını bile anmadan, yepyeni bir kadro ve yepyeni bir yönetim anlayışıyla Eskişehirspor’u yeniden layık olduğu yerlere getirmek ancak sizlerle mümkün olacaktır.
***
Bizler; ‘’Gelin tanış olalım, işimizi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz’’ diyen Yunus Emre’nin torunları değil miyiz!?
Bizler; Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün
" Eskişehir halkı, seçkin özelliklerle bezenmiş bir halktır. Eskişehir halkı, bize çok yardımda bulunmuştur. " sözlerine mazhar olmuş Eskişehir halkı değil miyiz!?
Neden birlik olamayalım?
Neden Eskişehirspor için bir kere de olsa tüm dargınlıklarımızı, tüm küskünlüklerimizi bir kenara bırakmayalım.
***
Bu mektup, Eskişehirspor’a aşk ile bağlanmış yüreklerin imdat çığlığıdır.
Lütfen çığlığımıza ses verin.
Sevdamızı pençesine düştüğü bu ölümcül hastalıktan kurtarın değerli büyüklerim.

17 Haziran 2021 Perşembe

Kerem Atılmaz'dan Kurtuluş Savaşımız'ın ''KORKUSUZLAR''ı

 


''Türk evladı ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır!''
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu sözlerini tüm mirasını kendisinin çabalarıyla kurulan Türk Tarih Kurumu'na bağışlarken söylemiştir.
Günümüz gençleri için çok önem taşıyan bu sözler, değerli kardeşim Kerem Atılmaz'a ilham olmuş ve uzun süren çalışmalar neticesinde bizlere KORKUSUZLAR adlı eserini lütfetmiş.
***
Önsözü usta gazeteci Uğur Dündar tarafından yazılan kitapta Kurtuluş Savaşımız'da nice kahramanlıklara imza atan, ancak bugün adları çok da bilinmeyen korkusuz kahramanları yazmış sevgili Kerem Atılmaz.
Kerem Atılmaz'ın, Eskişehirli Fatma Çavuş'tan, Topkapılı Cambaz Mehmet Bey'e kadar, çok sayıda korkusuz kahramanı sığdırdığı kitap bir solukta okunası kitaplardan biri. Yazarın üslubu son derece akıcı ve hoş bir üslup. Klasik bir tarih kitabı gibi dipnotlarla, tarih bilgileriyle boğulmamış, bir kahramanlık romanı kıvamında kısa yaşam öyküleri...
***
1. Dünya Savaşı'ndan, Kurtuluş zaferimize kadar uzanan kahramanlık destanında adları çok duyulmayan, ancak kahramanlıklarıyla bugün üzerinde huzur içinde yaşadığımız bu güzel ülkeyi bizlere kazandıran onlarca korkusuz kahramanı tanımak gerçekten insana derin bir huzur veriyor. Kitabı okudukça mahcubiyetimiz artıyor, gözlerimiz nemleniyor...
***
KORKUSUZLAR, kütüphane raflarına mahkum edilecek bir kitap değil.
Bu güzel memlekette yaşadıkça ara ara raftan alınıp, okunası bir kitap. İnanın her okuduğunuzda aynı hisleri yaşayacağınızdan eminim.
KORKUSUZLAR, sevdiklerimize özel günlerinde en güzel hediye olabilecek kıvamda bir kitap.
KORKUSUZLAR, arkadaşlarımıza, dostlarımıza tavsiye edilecek nitelikte bir eser.
KORKUSUZLAR, evlatlarımıza miras bırakılacak kadar da kıymetli bir eser.
***
KORKUSUZLAR kitabından Eskişehirli Fatma Çavuş'un anlatıldığı bölümden kısa bir alıntı ile sözlerimizi tamamlayalım:

...
Eskişehir'den Ankara'ya onlarca kağnı ile birlikte yürüyerek gitmeleri gerekiyordu. Köylerde kalan yaşlıların ya da çocukların bunu yapmalarına gücü yetmezdi. O bölgedeki köylüler bir araya gelerek toplantı yaptılar. Oldukça tehlikeli bir işti. Çünkü Yunan askerleri tüm köylere baskınlar düzenliyor, yakıp yıkıyor, talan ediyorlardı. Oldukça uzun sürecek bu yolculukta yakalanmaları an meselesi, yakalandıkları takdirde sağ kalmaları imkansızdı. Buna rağmen Kuzfındık Köyü'nden Fatma Hatun ''Erlerimiz, çocuklarımız vatanımız için, bizim için cephelerde can veriyor. Bizim de bu kağnıları Kemal Paşa'ya ulaştırmamız vatan borcudur. Ben ne pahasına olursa olsun bunları Ankara'ya götüreceğim'' diyerek fitili ateşledi. Bu sözler üzerine tam 11 kadın daha gönüllü olarak, yayan (yürüyerek) şekilde Ankara'ya gitmeye karar verdiler.
...
***
Yazar Kerem ATILMAZ'a bu güzel eseri için teşekkür ediyor, siz değerli dostlara da iyi okumalar diliyorum.

29 Mayıs 2021 Cumartesi

Gönlü Güzeller'den bir ''ADAM'' : Selim DEMİRCİOĞLU


Selim DEMİRCİOĞLU...
O'nu tanıyanlar bu ismi duyunca evvelce Eskişehirspor'u anımsar.
Selim DEMİRCİOĞLU ve Eskişehirspor...
Ne Tatarlığı, ne de mesleki meziyetleri ne siyasi düşüncesi ne de yaşam tarzı!
Selim DEMİRCİOĞLU'nun adının geçtiği her yerde ilk mevzu ''Ne olacak bu ESES'in vaziyeti!?'' mevzusudur.
Öylesine sevdalı, öylesine bağlıdır Eskişehirspor'a.
***

20 yılı aşkın zamandır tanırım kendisini.
hayatımıza türlü güzellikler katan, bizlere birbirinden değerli anılar yaşatan bir gönlü güzel adamdır.
Gönlü güzeldir, kolay kolay asabileşmez.
Naif bir adamdır.
Bıkmaz, usanmaz, yorulmaz.
Doğru bildiği düşüncelerini, muhatapları anlasın diye uzun uzun ve tane tane anlatır.
Anlamak istemeyene bile aynı naiflikte anlatır.
Üşenmez.
Doğruları anlatmak için dağları aşar gelir.
Ve doğrulardan da asla taviz vermez.
***
Türkiye gibi siyasetin hayatımızın her alanına girdiği bir ülkede 20 yılı aşkın süredir abi-kardeş kıvamına gelen dostluğumuz süresince siyasi görüşünü hiç merak etmediğim ve siyasi münakaşalara girmediğim nadir adamlardan biridir.
Hangi partiye oy verir, hangi lideri sever, hangisini sevmez!
Muhabbet sofralarının kurulduğu her ortamda tek meselemiz Eskişehirspor'dur bizim.
Eskişehirspor'u öylesine güzel sever ki, o sevdanın inceliklerini dinlemekten, yaşamaktan ne siyasi düşünceleri ne de inançları ilgi alanımıza bile girmez.
***
İyi bir iş insanı, iyi bir evlat, iyi bir eş, iyi bir kız babası olduğunu çok iyi biliriz.
Bir de Eskişehirspor'a olan sevdasını bildik ya gerisi çok da mühim değildir bizler için.
Eskişehirspor camiası Selim DEMİRCİOĞLU gibi ''gönlü güzeller''in kıymetini bilmelidir. Onların düşünceleri, Eskişehirspor'a dair yaşadıkları ve Eskişehirspor'a olan aşkları tüm camiamız tarafından bilinmeli ve yaşanmalıdır.
Genç yaşta tribünlerde alevlenen Eskişehirspor sevgisi Onu Eskişehirspor yönetimine kadar götürdü.
Bugün genç yaşta tribünlerimizde bu aşk ile yanan tüm gençlerimiz Selim DEMİRCİOĞLU'nu örnek almalıdır. Selim DEMİRCİOĞLU'nun tribünden başlayıp, Eskişehirspor yönetiminde devam eden aşk öyküsü aslında YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün bir nevi kısa ve net tercümesidir.
***
Yüreği Eskişehirspor sevdası ile yanıp tutuşan her Eskişehirsporlu genç kardeşimizin hedefi, çok çalışmak iş hayatında ve yaşam kalitesinde iyi yerlere yükselerek vakti geldiğinde Eskişehirspor'u sevdiği kadar da sahip çıkabileceğini göstermek olmalıdır.
Selim DEMİRCİOĞLU deplasman otobüslerinde çile doldururken belki, ''Gün gelecek Eskişehirspor'a yönetici olacağım'' diye hayaller kurmamıştı ama sevdası onu doğru yola götürdü.
Bugünün gençlerinin hayallerini şekillendirecek Onun yaşamı.
***
Bir Selim DEMİRCİOĞLU kolaylıkla olunmuyor!
Mutluluklarını paylaşarak çoğaltan, kederlerini sabrederek geçiştirmeye çalışan böyle gönlü güzel adamları unutmayalım.
Hayatımızı güzelleştiren, anılarımızı SİYAH KIRMIZI aşk ile donatan bu iyi yürekli adamlar fukara gönlümüz için bir lütuftur.
Ulu Tanrımız Allah'a şükürler olsun gönlümüze Selim DEMİRCİOĞLU'nu lütfetti.
Ömrün bereketli olsun güzel insan...

28 Aralık 2020 Pazartesi

Eskişehirspor'u sevmek ve 10 Kasım'da ağlayabilmek...


Başkanlığını yürüttüğüm Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'nin Mutluluk Ülküsü adı altında yürüttüğü evsiz vatandaşlara yemek ikramları sırasında yaşadığımız öyle güzel ve yürek burkan öyküler var ki, her biri ayrı bir ibret vesikası gibi. Bu yazımda sizlerle bu dönemde, aynı gün yaşadığım ve iliklerime kadar işleyen iki güzel anımı paylaşmak istedim.
***
Evsiz vatandaşlarımıza sabah erken saatlerde poğaça dağıtımı için Tarlabaşı Bulvarı üzerinde bulunan bir börekçiye sipariş verdim. Börekçide çalışan Musa ve Abdurrahim adlı2 delikanlı sabah erkenden poğaçaları dağıtacaklar, daha sonra da 10 Kasım törenlerinin yapıldığı Taksim Meydanı'nda birlikte törenlere katılıp, saygı duruşunda bulunacağız.
Sabah erken saatlerde Abdurrahim dağıtımı tamamlamış ve fotoğrafları bana iletti. Ancak patron izin vermediği için Taksim Meydanı'ndaki törenlere gelemeyeceğini de yazdı.
Ben de saygı duruşunda onunla birlikte olmak için ''Tamam o zaman ben de gitmem, sizin dükkanda poğaçamı yer, saygı duruşunu beraber yaparız'' dedim. Abdurrahim kardeşim de buna çok sevindi.
***
Lise son sınıfta okuyan Abdurrahim Mardinli, Musa da Diyarbakırlı.
Hem okuyorlar hem de kendi ihtiyaçlarını okul saatleri dışında ve yaz aylarında bu börekçide çalışarak kazanıyorlar. Her ikisi de çok beyfendi gençler.
Sabah börekçi dükkanında, her zaman olduğu gibi kaşarlı poğaça ve çay ile kahvaltı faslını tamamladım ve saygı duruşu için 09:05'i beklemeye başladık. 
Sirenler çalmaya başladı ve Abdurrahim ile yan yana saygı duruşuna geçtik.
10-15 saniye sonra farkettim ki, Abdurrahim ağlıyor.
Göz pınarlarından süzülen yaşlar, gönül deryamıza bir mücevher gibi akıyordu.
Sevgi en güzel gözyaşlarıyla anlatılabilirdi ve genç Abdurrahim Atatürk'e olan sevgisini en güzel haliyle dile getiriyordu.
***
Şaşkınlık içindeydim.
Nice genç saygı duruşunda burmaya bile üşenirken Abdurrahim ağlıyordu.
O an saygı duruşunu bırakıp bu delikanlıya sarılıp, ağlamak geldi içimden.
O an bir kere daha anladım ki, hangi fitne yuvasından ne çeşit fitne çıkarsa çıksın Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyet'i yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecek.
Bu memlekette Atatürk için gözyaşı dökebilen bu gençler olduğu sürece, bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecek.
***
Saygı duruşu bitti.
Ben yerime oturdum, Abdurrahim ise müşteriye bakmak için gitti yanımdan.
Bir süre sonra yanıma geldi.
''Abi kusura bakma, müşteriye bakmam lazım, patronlar bozuk atmasın'' dedi.
Ben de cebimden derneğimizin kartını çıkarıp verdim.
''Paydos'ta yanıma gel konuşalım biraz'' dedim.
Derneğimizle börekçi dükkanı arası 4-5 dakikalık bir mesafe.
Abdurrahim karta bir süre baktıktan sonra;
''Abi şu berberin karşısındaki yer mi?, hani ESES bayrağı olan yer?'' dedi şaşkınlık ve sevinç karışımı bir edayla.
''Evet tam da orası'' dedim.
''Tamam abi! Akşam mutlaka geleceğiz'' dedi ve yanımdan ayrıldı.
***
Akşam vakti Abdurrahim ve Musa derneğimize geldiler.
İkisi de çok heyecanlı ve sevinçliydiler.
Abdurrahim anlatmaya başladı:
''Abi biz internetten ESES'i hep takip ediyoruz. O taraftarın hastasıyız. Hiçbir ligde öyle bir taraftar yok. Youtube'dan sürekli taraftar videolarını izliyoruz, maçları da hep takip ediyoruz. Biz bu bayrağı gördük sokaktan geçerken, kaç kere buraya gelmek istedik ama bir türlü cesaret edip giremedik.''
Saygı duruşundaki şoku atlatamadan ikinci bir şok yaşattı Abdurrahim ve Musa.
Eskişehirspor'dan bahsederken yüzlerindeki mutluluğu ve heyecanı tarif etmem mümkün değil.
''Derneğe girmeye cesaret edemedik'' sözüne çok yabancı değilim. Ben de Eskişehirli olmadığım için onların yaşlarındayken İnönü stadında Eskişehirspor tribünlerine girmeye cesaret edememiştim. Şimdi bu duygu çok komik gelse de öyleydi...
***
Abdurrahim ve Musa ile uzun uzun sohbet ettik.
Sonra kendilerine birer tane Eskişehirspor forması armağan ettim.
O an ki mutlulukları gönül dünyamızı ısıtıyordu.
1972 yılında ben Eskişehirspor'a sevdalandığımda o dönemin en büyük kupası olan Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanmıştı.
Peki, bu gençler Eskişehirspor'u neden bu kadar sevmişlerdi?
İşte beyinleri tırmalayan soru bu!
Her ikisi de farklı takımları tutuyorlar ama her ikisi de Eskişehirspor'u çok seviyorlar.
Çok acayip değil mi!?
***
BİZ;
''ESKİŞEHİRSPOR AŞKTIR'' derken
BİZ;
''TÜRKİYE'DE BİR TAKIM TUTULUR BİR DE ESKİŞEHİRSPOR'A AŞIK OLUNUR'' derken bu kafa tırmalayan sorunun cevabı veriyorduk.
BİZ;
''Hiçbir kupa, hiçbir şampiyonluk, hiçbir galibiyet beni Eskişehirsporlu olmak kadar mutlu edemez'' derken nice Abdurrahimlerin, nice Musaların hislerine tercüman oluyorduk...