27 Şubat 2017 Pazartesi

BÖL-PARÇALA- YUT Taktiği ve Türk Milliyetçileri

Milliyetçi Hareket Partisi, 1995 seçimlerinde elde ettiği yüzde 8.2'lik seçim sonucu ile belki barajı aşamamıştı ancak, oylarını yüzde 120 artırmasıyla Türk Milleti'nin siyasi alanda umudu olduğunu ilk olarak bu seçimlerde göstermişti.
***
Aslında ANAP iktidarının sallanmaya başladığı yıllarda MHP'nin umut olduğu ortaya çıkmış ve Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in özgürlüğüne kavuşarak yeniden MHP'nin başına geçmesiyle bu umudun millet içinde daha da yaygınlaşacağı anlaşılarak, BÖL - PARÇALA - YUT taktiği hemen devreye sokulmuştu emperyalistler tarafından...
***
MHP, bölünmesine rağmen daha da güçlenmişti.
Atatürkçülük sömürücüsü ve Din sömürücüsü siyaset kurumları arasında sıkışıp kalan Türk milleti, Türk Milliyetçiliği'ni, Atürkçülüğü ve İslam inancını en samimi olarak ideolojik bünyesinde barındıran MHP'yi umut olarak görmeye devam ediyordu.
***
Bu noktada BÖL - PARÇALA - YUT taktiğinin daha da sertleştirilmesi gerekiyordu ve öyle de oldu. 1980 Öncesinde Lider'in tek bir cümlesiyle dünyaları alt üst eden bir camia siyaset alanında iktidara giden yolda Lider'e isyan hastalığına yakalanmış ve bu hastalık kronik hale gelmişti.
***
Türkçülük,
Milliyetçilik,
Turancılık,
Atsızcılık,
Ülkücülük gibi temeli Türk Milliyetçiliği'ne dayanan kavramları savunan bir çok parti, dernek, platform ve cemiyet Türk Milliyetçiliği'nin temeli olan Ülkü Ocakları'ndan ve Türk Milliyetçiliği'nin çatısı olan MHP'den ayrılarak ayrı ayrı oluşumlar içine girdiler ve emperyalistlerin tam arzuladığı şekilde BÖLÜNÜP, PARÇALANIP, YUTULDULAR....
***
Dinimizin; "Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır" ilkesi ve Türklüğümüzün "Bir olalım, İri olalım, Diri olalım" ilkesi hiçe sayılarak emperyalist güçler tarafından oluşturulan ayrılık fırtınalarına kapılıp, dört bir yana savruldu Türk Milliyetçileri. Türk-İslam Ülküsü savunuculuğu yapan milliyetçiler ne yazık ki, hem Türklüğün, hem de İslam'ın emrettiği ilkeleri hiçe sayarak emperyalistlerin istediği bölünmeyi ve parçalanmayı tercih ettiler.
***
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarıyla başlayan kronik hastalık günümüze kadar Türk Milliyetçiliği fikriyatının tüm bedenini saran amansız bir hastalık haline gelmiştir. Bu ayrılık fırtınasının tek sevineni de hiç şüphesiz Türk Milliyetçileri'nin SON KALESİ olan MHP'yi milletin umudu olmaktan çıkarmak için büyük gayret sarfetmeye devam eden emperyalistler olmuştur.
*** 1960'lı yılların sonlarında Türk Solu'nun yakalandığı bu amansız hastalığa 1990'lı yıllarda da Türk Milliyetçiliği yakalanmıştır. Türk Milliyetçiliği bu hastalığa yakalanmamış olsaydı, örneğin Muhsin Yazıcıoğlu MHP'den ayrılıp yeni bir parti kurmamış olsaydı 1995 seçimlerinde MHP çok büyük ihtimalle yüzde 8.2'de kalmayacak, barajı aşmanın da ötesinde bir oy patlaması yaşayacaktı. Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatından sonra Lider Devlet Bahçeli'ye karşı yürütülen isyan hareketlerinin de olmadığını kabul edersek MHP bugün iktidar olurdu. *** Durum böyle iken, Başbuğ'dan bu yana BÖL - PARÇALA - YUT taktiğine teslim olanların bugün kalkıp, MHP üzerinde hak iddia etmeleri, MHP'nin Lideri Devlet Bahçeli'yi eleştirmeleri, farklı partiler, farklı ocaklar kurarak Türk Milliyetçiliği'ni iktidar yapacaklarını iddia etmeleri hiçbir mantık kuralına uymamaktadır. *** Bilerek ya da, bilmeyerek İsteyerek ya da, istemeyerek Bu hareket içinde fitne tohumlarını bünyesinde besleyerek ayrılıklara sebep olan herkes BÖLÜCÜDÜR! Türk Milliyetçiliği Hareketi'nin iktidar yolunu tıkayanlardır! Bugün Devlet BAHÇELİ, son derece stratejik bir kararla Türk Milliyetçiliği fikriyatının iktidar olabilmesi için son bir şans oluşturmuştur. 16 Nisan'da sonuç her ne olursa olsun, İster mevcut sistem ile, ister yeni hükümet sistemi ile, Yapılacak ilk seçimde TÜRK MİLLİYETÇİLERİ son şanslarını kullanıp, İslam dininin "Bölünmeyin, fırka fırka ayrılmayın" ve "Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır" emirlerine boyun eğip, Türk Kültürü'nün "BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM" ilkesine tabi olarak BİRLİK ve BERABERLİK içinde çalışır ve çabalarsa MHP'nin dolayısıyla TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ fikriyatının iktidar olmaması için hiç bir sebep yoktur!

11 Ocak 2017 Çarşamba

Oyunları bozan adam: Devlet BAHÇELİ

Aslında her şey 7 Haziran 2015'te başlamadı...
Ülkenin bugün içinde bulunduğu durumu, yani din referanslı siyasetin ülkemizde iktidar oluş sürecini irdeleyecek olursak İnönü liderliğindeki CHP'nin "Türkçe Ezan" dayatmasına kadar inmek gerekir.
Ancak biz bu yazımızda 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında ortaya çıkan dunum vaziyetine bir bakalım.
***
7 Haziran'da millet tüm siyaset kurumlarına mesaj verdi.
Özellikle de AKP ve MHP'ye.
AKP'ye "Sen bizim için vazgeçilmez değilsin, attığın adımlara dikkat et!" mesajı verildi.
MHP'ye ise, "İktidarın alternatifi sensin. Her an iktidar olmaya hazır ol!" mesajını verdi bu millet.
7 Haziran sonuçları elbette CHP ve HDP'ye mesaj veriyordu.
Millet her iki partiyi de TBMM çatısı altına almış ve "Terör'den uzak durun, terörün karşısında durun, milletin sesine kulak verin" denildi.
***
Bu mesajlar herkes tarafından çok iyi anlaşıldı.
7 Haziran öncesinde Yeni Türkiye söyleminde birleşen HDP, CHP, AKP ve FETÖ 7 Haziran seçimleri sonrasında ayrışma noktasına geldi.
AKP kaybettiği oyları telafi etmenin derdine düştü.
Kenara çekildi ve oyunu izlemeye başladı.
Cumhuriyet tarihinin en büyük algı yönetimlerine imza atan FETÖ işbaşına geçti.
MHP karşıtı bir oyun kuruldu.
Daha doğrusu MHP Lideri Devlet Bahçeli karşıtı bir oyun.
***
Öyle bir algı yaratıldı ki, AKP karşıtı olan herkes aslında MHP'yi seviyor, ama Lider Devlet BAHÇELİ'nin MHP'yi bitiriyordu.
İdeolojik bir siyaset kurumu olan MHP'nin bitmesine en çok sevinecek olan solcular bile MHP'yi seviyormuş, onu anladık!
Bahçeli olmasaydı, AKP olmayacaktı(!)
7 Haziran sonrasında oynanan oyunla gelinen nokta buydu.
HDP, CHP, FETÖ, ve bunların medya unsurları elbirliği etmiş Devlet Bahçeli'nin MHP'nin başından uzaklaştırılması gerektiği algısını milletin beynine işlemeye çalışıyorlardı.
***
Millet MHP'ye "iktidara hazır ol!" mesajı vermişti ve bütün tehlike de buydu aslında.
MHP'nin acilen karıştırılması, Ülkücüler'in birbirine düşürülmesi ve iktidar alternatifi olmaktan çıkarılması gerekiyordu.
Önce koalisyon kozunu oynadılar.
MHP'yi CHP ve sırtını Pkk terör örgütüne yasladığını açıkça beyan eden HDP ile bir koalisyona itmek için ellerinden gelen kurnazlığı yaptılar.
Hatta CHP lideri Kılıçdaroğlu, Bahçeli'ye "Başbakan sen ol!" diyerek Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvetini bile teklif etmişti.
***
MHP Lideri Devlet Bahçeli "Hayır" diyordu.
Çünkü biliyordu ki, bebek katili bir terör örgütü olan Pkk'nın siyasi uzantısı HDP ile aynı safta durmak bile MHP'yi ilk seçimde baraj altında bırakacak belki de siyasi yaşamını sona erdirecekti.
Bu oyuna HAYIR diyerek bozan Bilge Lider Bahçeli, yeni oyunlarla karşı karşıyaydı...
Bir yandan TBMM Başkanlık seçimi, bir yandan parti içinde huzursuzluk...
MHP Lideri Devlet Bahçeli TBMM Başkanlığı için bir önceki dönemde CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olan ve MHP'nin de destek verdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday çıkarmıştı.
İhsanoğlu'nun aday gösterilmesindeki amaç çok açıktı.
CHP'nin de desteğini alarak seçimi kazanmak.
Ancak öyle olmadı.
CHP kendi Cumhurbaşkanı adayı olan ismi desteklemek yerine, kendi partilerinin genel başkanlığına bile layık görmedikleri Deniz Baykal'ı milletin meclisine başkan yapmak için aday gösterdiler.
Ne acayip bir durum değil mi!?
Kendi partinin başkanlığına layık görmüyorsun ama TBMM'nin başkanlığına layık görüyorsun.
Deniz Baykal'ın genel başkanlıktan indirilme sebebini de hepimiz biliyoruz...
***
Başkanlık seçimi sürecinde iki ilginç olay yaşandı.
MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye tezgah açmakla meşgul olan medya unsurları bu gizemli iki olayı gündeme bile almadı.
Önce Deniz Baykal, sonra eski CHP'li şeni HDP'li Celal Doğan yerden yere vurdukları Cumhurbaşkanı Erdoğan ile GİZLİ birer görüşme yaptılar.
Bu görüşmelerin yapıldığı aşikar ancak içeriği gizli idi.
Bu görüşmelerde neler konuşuldu?
MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye oynanan oyunların düzenlemesi mi yapıldı?
Bilemiyoruz...
***
Diğer tarafta iç muhalifler de boş durmuyordu.
"Devlet Bahçeili varken MHP'ye oy vermem" düşüncesini tüm Ülkücülere benimsetmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlardı.
Başta kronik Devlet Bahçeli düşmanlığının lideri Arif Şirin olmak üzere koltuk sevdalısı bütün unsurlar harekete geçmişti.
Algı yöneticilerinin de stratejik desteklerini arkalarına alarak, Fetö ve sol yayın organlarında boy gösterip, Bahçeli aleyhine propagandalar yapıyorlardı.
Bir kez daha MHP'yi HDP+CHP+Fetö şeytan üçgenine çekmeye çalıştılar TBMM seçimlerinde.
Fakat Lider Devlet Bahçeli bir kez daha HAYIR diyerek bir oyunu daha bozmuştu.
***
1 Kasım seçimlerine giderken MHP'yi en güçlü silahlarından biri ile vurmaya çalıştılar.
Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş'i seçim hükümetine alarak MHP'yi 1 Kasım seçimlerinde baraj altına itme planı da uygulamaya konulmuştu.
MHP'nin baraj altında bırakılması için Devlet Bahçeli aleyhinde yürütülen propaganda da tüm hızıyla ve acımasızlığıyla devam ediyordu.
Bilge Lider Devlet BAHÇELİ tüm tehdit ve siyasi rüşvetlere HAYIR dedi ve tüm oyunları bozdu.
Baraj altında kalmasına kesin gözüyle bakılan MHP yüzde 12 oy alarak tüm haşmeti ve azametiyle Milletin Meclisinde milleti temsil etmeye devam etti.
***
1 Kasım sonrasında da oyunlar bitmedi.
Hepimizin malumu olan oyunlar bir bir bozuldu.
Devlet Bahçeli son olarak Fetö terör örgütünün darbe oyununu da bozarak bu aziz milleti içine çekmek istedikleri bir iç savaş belasından kurtardı.
Her zaman olduğu gibi Devlet Bahçeli'yi zamanında eleştirenler "Yine haklı çıktı" demekten kendilerini alamadılar.
***
Türk Milleti, MHP ve Bilge Lider üzerine oynanan oyunlar tükenmeyecek.
Bunu çok iyi biliyoruz.
Şükürler olsun ki, bu oyunları bozmakta ustalaşan bir liderimiz var...
Allah ömrünü uzun etsin Türk Milleti'nin Bilge Lideri Devlet Bahçeli...

8 Ocak 2017 Pazar

MHP Ne Yapsın, Bahçeli Ne Yapsın?

MHP onu yapmasın!MHP bunu yapmasın!
MHP şunu yapmasın!
Bahçeli öyle yapmasın!
Bahçeli böyle yapmasın!
Bahçeli şöyle yapmasın!
Bir yanda CHP,
Bir yanda HDP,
Bir yanda Perinçek medyası, ve cemaati,
Bir yanda Yeni Cumhuriyetçiler,
Bir yanda Fetöcüler,
Bir yanda kronik Bahçeli düşmanları,
Bir yanda Başbuğ'a ihanet eden zümre...
Hep bir ağızdan bu emirlerini sıralayıp duruyorlar...
***
Bu ülkede MHP hiçbir zaman iktidar olmadı.
Sayısız belediyeler kazanmadı.
Buna karşılık CHP yıllarca iktidar oldu.
Yüzlerce, binlerce belediyenin sahibiydi.
Ve CHP'nin kalesi olan bir çok şehir, ilçe, kasaba şu an AKP'nin kalesi durumuna geldi.
Bu nasıl oldu?
CHP nasıl oldu da ülkeyi bu AKP'ye kaptırdı?

MHP, Başbuğ Alparslan Türkeş döneminde ülke din tüccarlarının eline düşmesin diye Pkk'nın siyasi temsilcilerini bünyesine alan SHP (CHP'nin yasaklı olduğu dönemdeki adı)'ye bile destek olmadı mı?
***
MHP, Devlet Bahçeli genel başkan olduğundan bu yana barajı aşabilmeyi başarıyor. 

Devlet Bahçeli döneminde alınan yüzde 18'lik oy ile MHP bu ülke bu din tüccarlarının eline geçmesin diye CHP'nin ideolojisine bağlı olan DSP'ye bile destek vermedi mi?
Ülkenin bekası için yıllarca mücadele ettiğimiz sol ideolojiye bile destek olmadık mı!?
MHP kendi içindeki parçalanmaya ve muhalefete rağmen size destek vermedi mi!?
Peki siz ne yaptınız!?
12 Eylül darbe cuntasının başörtüsü yasağını can siperane savunarak bu milleti din tüccarlarının kucağına itmediniz mi?
***
MHP atlattığı tüm bu badirelere rağmen bugün yüzde 12 oy alabilmeyi başarmış bir partidir. Buna rağmen ülkenin yönetiminde söz sahibi olabilmek, ülkenin sivil bir anayasaya kavuşabilmesi için elinden geleni yapabilmenin derdindedir.

Peki CHP nerede?
CHP, FETÖ davalarının peşinde!
CHP Pkk davalarının peşinde!
CHP, KCK davalarının peşinde!
CHP, Pkk leşlerinin cenazesinde!
***
Peki bir de HDP var!
HDP nerede?
HDP sırtını Kandil'e dayamış askerimize polisimize, vatandaşımıza, korucumuza yapılan kahpece saldırıları keyifle izliyor.
***
MHP ne yapsın!?
Yüzde 12'lik oyu ile tek başına bir şeylerin mücadelesini veriyor.
Efendim HAYIR desin!
MHP "HAYIR" dese ne olacak!?
RTE, hemen istifa mı edecek!?
RTE tek adam olmaktan mı vazgeçecek?
***
MHP ne yapsın!?
Bebek katili ile sarmaş dolaş pozlar veren dönek Perinçek'in kayığına mı binsin!?
Yıllarca milletin başındaki örtü ile mücadele ederek, milleti AKP'nin kucağına iten CHP ile birlikte mi olsun.
Her seferinde vatan hainliğini açıkça beyan eden HDP ile birlikte mi olsun?
Türk düşmanlığı tescilli Fetö ile birlikte mi olsun?
***
Ne yapsın MHP?
Sizler MHP'ye yüzde 50 oy verdiniz de MHP ülkeyi dikta rejimine mi sürükledi?
Ama bu millet CHP'yi iktidar yaptı be kardeşim.
Gidin onlara sorun hesabınızı.
Bu ülkeyi bunlara nasıl teslim ettiniz siz diye sorun hesabınızı!!!

29 Aralık 2016 Perşembe

Devlet, tarikatların esaretinden kurtarılmalıdır...

Ülkemizde din merkezli politika Adnan Menderes'in Demokrat Partisi'nden bu yana sürmektedir.
Dinin politik bir araç olarak kullanılmasının en büyük nedenlerinden birisi de İsmet İnönü ve CHP'nin Türkçe Ezan dayatması başka olmak üzere dini değerlere karşı yürüttüğü politikalardır.
Atatürk'ün başlattığı "Dinin tarikat ve cemaatlerin esaretinden kurtarılması" çalışmalarını Atatürk sonrası CHP yönetimi sert uygulamalarla "din karşıtlığı" düzeyine getirmiştir.
***
Atatürk şunu çok iyi biliyordu:
Tüm tarikat yapılanmalarına göre "Devlet kafirdir" ve İslamlaştırılması gerekir.
Bunu bildiğinden dolayı tüm dini yapılanmalara son vermiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurarak devletin dinsiz olmadığını milletine anlatmıştı.
Elbette bu duruma karşı çıkan pek çok tarikat mensubu içten içten mücadele etmişti.
Bu mücadele günümüze kadar sürmüş ve geleneksel siyasetçilerin de büyük katkısıyla devletin en üst kademelerine sızacak kadar gelişmişlerdi.
***
"Bunlar dindar zarar gelmez"
"Bunlar Müslüman"
"Bunlar namaz kılıyor"
Gibi sözlerle devlet kademelerinde görev almalarına göz yumulan ve desteklenen Nurculara bağlı Gülen cemaatinin askerimize, milletimize, polisimize nasıl kahpece bir saldırı içine girdiği acı bir şekilde tecrübe ettik.
Yıllarca "Ümmetin kardeşliği" safsatasıyla devletimizi yönetenleri "Kandırmışlar" ve vakti gelince de ülkemizi bir iç savaşın içine çekebilmek için bir darbe girişiminde bulunmuşlardı.
Yıllarca destek verir gibi göründükleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a öldürmek için türlü senaryolar yazmışlar ancak başarılı olamamışlardır.
***
15 Temmuz ihanet kalkışması sonrasında gördük ki, bu devlete, bu millete ve bu devleti yönetenlere sahip çıkan yine Ülkücü camia olmuştur.
Varlık sebebi VATAN, MİLLET, DEVLET olan Ülkücü camia, din kardeşliğinden dem vurarak din kardeşine karşı darbe girişiminde bulunan vatanına milletine devletine ihanet eden tarikat unsurlarına karşı devletin ve devleti yönetenlerin yanında yer almıştır.
***
Devleti yönetenler kandırıldık dediler.
Biz de eyvallah dedik.
Bir daha kandırılmayın dedik.
Ancak içinde bulunduğumuz duruma baktığımız vakit, devletimizi yönetenler kandırılmak için adeta çaba sarfediyorlar.
Dini kendisine kalkan yaparak ülkemizi uçurumun eşiğine getiren bir cemaatin pençesinden kurtulan hükumet yeni cemaatlerin pençesine düşmektedir.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu İstanbul İmam Hatip Lisesi benim de lis tahsilimi yaptığım okuldur.
Bu okulda okurken bir cemaatin bizlere İmam - Hatip yerine İmam Hatap, yani "ODUN İMAM" dediklerini çok iyi bilirim.
Kravat taktığımız için bizi kafir ilan eden, devletin okulunda okuduğumuz için bizi "devletin odun imamları" şeklinde nitelendiren bir cemaat bugün hükumet ve Recep Tayyip Erdoğan' destek veren bir görüntü içinde devletin içine sızmaktadır.
Bu insanlar bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan'a ODUN İMAM diyordu.
Şimdi ise, "Ümmetin Lideri" tarzı yakıştırmalarla Ona yaklaşıyor ve tabiri caiz ise ona tavlayarak kendilerine geniş bir faaliyet alanı açıyorlar.
***
Bugün aynı cemaat, kendilerince bir strateji olan "TAKIYYE" yaparak, yani insanları kandırarak "Odun İmam"a (!) destek veriyorlar.
Bunlar FETÖ'den daha tehlikeli bir yapıya sahiptirler.
Bu tür cemaat yapılanmalarının IŞİD'e destek verdiklerini biliyoruz.
Ve buradan Fetö ile ilgili zamanında yaptığımız uyarılar gibi bir kez daha uyarıyoruz.
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk ilkelerine sahip çıkmalı, Atatürk ilkelerinin en katı şekilde uygulanmasını sağlayarak devletimizi cemaatlerin sızma girişimlerinden kurtarmalıdırlar...
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin yıllar önce Fetö için yaptığı uyarıyı hepimiz iyi anımsıyoruz.
"Gülen cemaatinin faaliyetlerini durdurun, aksi takdirde bunlar en önce sizin başınıza bela olacaklar" demişti Devlet Bahçeli ve ne yazık ki haklı çıktı!
Şimdi bir kez de biz uyarıyoruz.
Bu tarikat ve cemaat yapılanmalarına verdiğiniz desteği çekin aksi takdirde zamanı gelince önce sizin başınıza bela olacaklar...

28 Aralık 2016 Çarşamba

Ülkücüler vardı; Varolsunlar!

Ülkücüler vardı bu ülkede.
HAK - HUKUK - ADALET diyerek çıktıkları yolda;
Haklının yanında olan,
Hukukun üstünlüğü için mücadele eden
Ve
Adaletin sağlanması için kendini feda eden Ülkücüler...
***
Türk'üm dedikleri için Faşist dediler.
Yeryüzünde faşist olmayan tek milletin bir ferdi olarak, faşizme karşı mücadele eden de yine Ülkücülerdi.
Faşist dedikleri Türk Milleti,
Bin yıla yakın bir zamandır egemen olduğu Anadolu topraklarında tüm etnik kimliklerin ve kültürlerin korunması ve yaşaması için mücadele etmişti.
Bize faşist yakıştırması yapanlara sormak gerekir:
Bin yıllık Türk egemenliği boyunca Anadolu topraklarında var olan hangi etnik yapı ve hangi etnik kültür kaybolmuştur!?
***
Anarşist dediler bize.
Terörist dediler Ülkücülere.
Türk'ün anayurdunda Türk'ü esaret altında yaşatan Kızıl Komünistlerin Orak-Çekiçli bayrağını Türk'ün yurdu Anadolu semalarında dalgalandırmak isteyenlere karşı verdiğimiz mücadelede terörist, anarşist bir mücadele değil kendi varlığını koruma ve kollama mücadelesiydi.
Bu uğurda şehitler verdik.
Bu uğurda Çanakkale'deki Kınalı Kuzular'ın torunlarını cennet bahçelerine uğurladık.
Anlamadınız bizi.
Anlamak istemediniz Ülkücüleri.
"Tam Bağımsız Türkiye" sloganı atarken elinde Kızıl Komünist SSCB'nin bayrağını taşıyanlar zaten anlayamazdı bizleri!
***
Biz Ülkücüler;
Türk'ün İslam Ülküsü için mücadele ettik.
Okulların girişlerine "Muhammedin Piçleri Giremez" yazılarını yazanların aklını aldık.
Allah'ı inkar edenlerle mücadele ettik.
Al Bayrağı indirmek,
Ezanı susturmak isteyenlerle mücadele ettik.
Biz sokaklarda din düşmanları ile mücadele ederken, evlerine sinip, korkarak çekinerek ibadet edenler de anlamadı bizi.
Faşişst dediler,
Kurtçu dediler,
Ümmet düşmanı dediler,
Fatiha bile bilmezler dediler!
***
Biz Ülkücüler;
Yolumuzdan sapmadık.
Bize kimin ne dediğini hiç umursamadık!
Allah yolunda, Millet hizmetine, davanın hamallığına devam ettik.
Yorulmadık.
Yılmadık.
Yıkılmadık.
Usanmadık.
Küsmedik.
İhanet etmedik!
***
Uğruna can verdiğimiz 'Devlet' bizi tabutluklarda sınadı.
İşkenceler gördük,
İdam sehpalarında can verdik.
Devlet kadrolarından sürüldük, "temizlendik"...
Yine de küsmedik.
Gücenmedik Devlet'e...
Hainlerden olmadık!
Türk Devleti'ne ve Türk Milleti'ne uzanan her kahpe eli kırmak için and içtik.
Bizi "temizlediğini"zannedenleri hainlere karşı canımız pahasına yine biz savunduk.
***
Bugün Devlet'in karşısına çıkan hangi hain örgüt varsa karşısında eli Bozkurt yapan, yüreği Bozkurt gibi kabaran ÜLKÜCÜLER var.
Biz hep varolacağız!
Türk'ün düşmanları ne zaman "Bittiler, bitecekler" deseler biz daha da güçlü bir şekilde varolmaya, Türk'ün gücünü göstermeye devam edeceğiz!
Biz Türküz!
Biz Ülkücüyüz!
Ne bizi bölebileceksiniz, ne de Türkiye Cumhuriyeti'ni.
Bin yıldır size haytkırıyoruz.
Gerekirse en acı bir şekilde bir kez daha haykıracağız!
TÜRK'ÜN YURDU ANADOLU!

8 Ağustos 2016 Pazartesi

15 Temmuz Terör Darbesi ve bize öğrettikleri - 3 -

15 Temmuz aziz Türk Milleti'ne çok şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor.
Bu terörist kalkışmacılar sayesinde milletimiz Devlet BAHÇELİ gerçeğini öğrendi.
Siyasete girdiği günden bu yana "Devlet Adamı" niteliğini taraflı tarafsız tüm milletimizin takdir ettiği Devlet BAHÇELİ...
Ülkemizdeki parlamenter sisteme karşı başlatılan bu kalkışmaya daha ilk anlarda "Hükümetimizin yanındayız" diyerek karşı çıkan ve darbenin önlenmesinde büyük çabalar sarfeden sayın Devlet Bahçeli.
***
Gazetelerde televizyonlarda okuduk, izledik, duyduk.
1. Ordu komutanımızla işbirliği içinde yaptığı müdahaleler sonrasında ülkemizin Cumhurbaşkanı'nın sağ salim bu kalkışmadan kurtulmasında en büyük etken olan Devlet BAHÇELİ'yi bir kez daha öğrendik, tanıdık...
Türk siyasi yaşamında "Önce devletim, sonra milletim, daha sonra partim gelir" diyebilen tek siyasetçi olan Devlet BAHÇELİ'nin bu sözlerinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha milletçe öğrendik.
Siyasi çalışmalar sırasında kendisine en ağır hakaretleri yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın canının kurtarılmasında oynadığı etkin rol tüm milletimizin takdirini kazanmıştır.
Çünkü o bir DEVLET ADAMI'dır.
Çünkü o MİLLET'in ADAMI'dır.
Çünkü o Türk düşmanlarının korkulu rüyasıdır.
***
2011 Yılında geleceği görebilen bir "Devlet Adamı" olarak Fethullah Gülen konusunda AKP'yi ve hükümeti uyaran ve bu uyarının karşılığında CHP'liler bile dahil olmak üzere ağır eleştiriler alan Devlet Bahçeli hiç bir zaman doğru bildiği yoldan şaşmadı. Adeta bir linç kampanyasına dönüştürülen o günkü sözlerinin hep ardında durdu, eleştirilerini daha da ağırlaştırıldı.
Ve AKP'yi "Pensilvanya'daki teröriste dikkat edin, yarın onun hedefi haline gelmeyin" sözleriyle net bir şekilde uyarmasına rağmen hükümet O'nu dinlemedi, tam tersi kendisini neredeyse "din düşmanı" ilan etti.
Sonuçları acı da olsa milletimiz Bahçeli'yi anladı.
Bedeli çok ağır da ödense milletimiz Bahçeli'yi tanıdı.
Devlet yönetmenin geleceği görmekle olabileceğini Bahçeli sayesinde milletimiz öğrendi.
***
Evet milletimiz Bahçeli'yi öğrendi FETÖ teröristleri sayesinde.
Keşke böyle olmasaydı.
Keşke meydanlarda milletimize gerçekleri anlatırken, milletimiz gözünün önünü göremeyip, teröristlere sahip çıkanlara değil de geleceği görebilen, gerçek devlet adamı olan Devlet BAHÇELİ'yi anlayabilse ve bu büyük acılar yaşanmayasdı.
Hani atalarımız demiş ya:
"Bir musibet, bin nasihatten evladır"
Bunu da bir kere daha öğrendik.
***
Devlet BAHÇELİ'yi öğrendik milletçe.
Bir kutlu dava uğruna vazgeçilen bir hayatı öğrendik.
Sevdasından vazgeçen,
mesleğinden vazgeçen,
evlat sevgisinden vazgeçen,
aile yaşamından vazgeçen,
dostlarından vazgeçen,
akrabalarından vazgeçen
Memleket için her türlü lüksünden vazgeçen bir lider...
Devlet BAHÇELİ...
***
Öğrendik milletçe.
Devlet Bahçeli'yi öğrendik.
"Milletim ağlarken ben nasıl gülerim" diyebilen bir lideri tanıdı Türkiye.
Siyasete girdikten sonra serveti azalan tek lideri tanıdı Türk Milleti.
Yapmış olduğu hizmetlerin,
Yapmış olduğu yardımların
Siyasi ranta dönüşmemesi için "Sağ elin verdiğini sol el görmemeli" düsturu ile gizleyen,
Milletinin karşısısında ceketinin düğmesini bile açmayan "İnsanlık Abidesi" bir lideri öğrendi Türk Milleti...
***
Milletvekili olduğu ilk günden bu yana hakettiği tüm maaş ve gelirlerini ŞEHİT AİLELERİ'ne bağışlayan ve bunu hiç bir ortamda dile getirmeyen güzel yürekli bir lideri, Devlet BAHÇELİ'yi öğrendik 15 Temmuz'da.
Özel yaşamı olmayan, tüm yaşamını milletine ve davasına adamış,
Ülkü Ocakları'nda başlayan siyasi yaşamını Başbuğ Alparslan Türkeş'in dizinin dibinde sürdürmüş ve Başbuğ'un vefatından sonra onun en büyük mirası olan MHP ve Türk milliyetçiliği davasının lideri olmuş liyakat ve sadakat sembolü bir lider olan Devlet Bahçeli'yi tanıdık, öğrendik...
***
Allah ömrüne bereket versin.
Bu vatan için, bu millet için, bu bayrak için, göklere yükselen Ezan-ı Muhammedi için ulu tanrımız Allah-ü Teala'dan tek isteğimiz ÖMRÜN UZUN OLSUN DEVLET BABA!

6 Ağustos 2016 Cumartesi

15 Temmuz Terör Darbesi ve bize öğrettikleri - 2 -

Hakimiyet Milletindir!
15 Temmuz'un bize öğrettiği değerlerden birisi de Mustafa Kemal Atatürk'ün "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir! sözü oldu.
Daha 1 gün öncesine kadar bu sözü söylediğimizde "Hâşâ, hakimiyet Allahındır! diye karşılık verenlerin hemen hemen tamamı "Hakimiyet Milletindir!" sözünü söylemeye başladı.
Söylemek de yetmedi bütün ülkemizin cadde ve sokakları bu sözlerin yer aldığı posterlerle donatıldı.
Bütün Türkiye tek bir yürek halinde "Hakimiyet Milletindir" sözünü haykırdı 16 Temmuz sabahından itibaren.
***
Demek ki, Atatürk bu sözü söylerken hâşâ Allah'ı inkar eder bir anlamda söylememiş.
Allah'ın parmağı yok gözünüze soksun.
İşte öyle bir bela ve musibet veriyor ki, O'na atılan iftiralar bir anda yerle bir oluyor.
Ona iftira atanlar bile O'nun sözünü haykırıyor her yerde.
Atatürk'e saldırmak, Atatürk'e hakaret etmek, Atatürk'ü küçük düşürmeye çalışmak hiç bir işe yaramıyor.
Çünkü Atatürk büyük bir insandır.
Büyük bir devlet adamı.
Büyük bir politikacı.
Büyük bir Komutan.
Ve bizlere bu güzel vatanı, bu güzel devletimizi armağan eden kutlu bir insan.
***
Atatürk'ü anlamak için başımıza bir musibet gelmesini mi beklemeliydik?
"Atatürk hocaları astı" diye feveran edenler, tarihi kendi amaçları doğrultusunda değiştirmeye çalışanlar, Atatürk'ü sırf kendi emelleri için din düşmanı ilan etmeye çalışanlar şimdi kısa bir süre önce "Hocaefendi Hazretleri" diye hitap ettikleri insanın asılmasını istiyorlar.
Daha dün "Dindar komutan", "Dindar polis", "Dindar savcı", "Dindar hâkim", "Dindar öğretmen" dediğimiz ve sahip çıktığımız insanları bugün terörist ilan ettik.
Bir çoğunun asılmasını istiyoruz.
Ve umarım bu noktada "Atatürk hocaları astı" diyerek Atatürk'ü milletin gözünde din düşmanı ilan etmeye kalkışanlar attıkları iftiralardan utanç duyarlar.
***
Devlet hepimizindir.
Bu devleti büyük zorluklar içinde kuran Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları da bizim en kutlu değerlerimiz arasındadır.
Bu devletin varolması için gereken her şey yapılmış, ihanet edenlerin kim olduklarına bakılmaksızın gereken yapılmıştır.
15 Temmuz terörist kalkışması sonrasında dinimizin nasıl bir kalkan olarak kullanıldığını gördük ve anladık.
Aynı durum Cumhuriyetimizin kuruluşunda da yaşanmıştı.
Bunları hem dün hem bugün bu aziz millete yaşatanların tek zırhı ve silahı din olgusu.
Umut ediyorum ki, bundan sonra bu din sömürücüsü Yezid soylarına milletimiz bir kere daha ALDANMAZ ve başımıza büyük belalar sarılmaz...

HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR!