26 Mayıs 2019 Pazar

Yörükoğlu Deli Hikmet

Deli Hikmet!
Toros Kaplanı Deli Hikmet!
Hikmet Tuğsuz!
Çok kısa bir süre öncesine kadar yakın çevresi dışında hiç  kimsenin tanımadığı, adını bile duymadığı bu ADAM, bugün Türkiye'nin gündemine girdi.
Hikmet Tuğsuz ile aynı köydeniz.
Uzaktan yakından akrabalığımız, komşuluğumuz var.
Buna rağmen benim bile çok iyi tanımadığım bir ADAM.
***
Survivor 2019 yarışmasına müracaat ettiğini ve bu müracaatın kabul edilmesi için sosyal medyadan destek vermemiz gerektiğini duyduk köylülerimizden ve elimizden gelen desteği verdik.
Hikmet Tuğruz'un müracaatı kabul edilmiş ve Hikmet yarışmaya katılmıştı.
''Survivor'a katılacak da ne olacak sanki, bizim ''köylü''yü şampiyon mu yaparlar sanki'' diye eş dost akaraba arasında konuşurken, yarışma programı başladı ve Hikmet Tuğsuz hem bizlere hem de yarışma programını hazırlayanlara cevabı çok net bir şekilde verdi:
''Ben buraya şampiyon olmaya gelmedim. Efsane olmaya geldim''
Fesuphanallah çektik hepimiz!
''Bu adam nesine güveniyor da bu kadar iddialı konuşuyor!?'' demekten kendimizi alamadık.
***
Yarışma programı başladı.
Daha önceleri ev hali sebebiyle ilgisiz de olsa takip ettiğimiz bu yarışma programını bu kez daha bir ilgili ve heyecanlı takip etmeye başladık.
Yarışmaları izledikçe resmen bağımlı olmaya başladık.
Toros Kaplanı Deli Hikmet lakabıyla yarışmalara katılan Hikmet Tuğsuz o devasa cüssesi ve diğer yarışmacılara göre ilerlemiş yaşına inat parkurları bile ezip geçerek bütün rakiplerini tek tek yeniyordu.
Aralarında 8-10 yaş fark olan rakipleri, Hikmet'e yenilmekten adeta psikolojik travma geçiriyorlardı.
***
Hikmet'in ''Efsane olma'' iddiasının ne kadar yerinde olduğunu çok net bir şekilde gördük.
Sadece sportif başarı özelliği değildi tabii beni Hikmet Tuğsuz'a bağımlı yapan.
Bir yarışmaya çıkıyor ADAM!
Yarışma parkurunun başlangıç noktasına giderken deniz sularının üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in atını denize sürdüğü anı yaşar gibiydi ve dilinde bir mehter marşı yükseliyordu:
- Tuna nehri akmam diyor / Etrafımı yıkmam diyor / Şanı büyük Osman Paşa / Plevne'den çıkmam diyor!
Şaşkınlık ve gururla izledik Hikmet'in Yunanlı rakibiyle oynadığı oyun öncesindeki bu tavrını!
Bu yarışma tarihinde ilk defa ''TÜRK'' olduğunu bu kadar belli eden bir yarışmacı vardı artık karşımızda.
Kısa bir zaman sonra bu mehter marşını Yunanlı oyuncular bile öğrenmiş ve Hikmet'in kazandığı her oyundan sonra onlar da bu marşı söylüyordu.
***
Oyunlarda kazandığı muhteşem başarılarla Survivor tarihinin en başarılı oyuncusu olma ünvanını oyunların henüz yarısında elde eden Hikmet Tuğsuz bununla yetinmiyor Türk kültürünü de bu yarışma da yaşatmaya çalışıyordu. Milyonlarca insanın bağımlılık derecesinde izlediği bu programda ilk defa bir mehter marşı okuyan Hikmet yine ilk defa hepimizin çok iyi bildiği ve dillendirdiği ''Gaydırı gubbak Cemilem'' türküsünü de kazandığı oyunlar sonrasında söyleyerek Türk ve Yunan arkadaşlarıyla oynuyordu.
Yarışmaya bu güne kadar katılan yarışmacıların hemen hemen tamamı TÜRK kültürüne dair zerre bir iz bırakamazken Hikmet her tavrıyla buram buram Türklük kokuyordu.
***
Bir ara yarışmacılar arasında aşk dedikoduları dönmeye başladı.
Esprili bir şekilde de olsa arkadaşları Hikmet'e bir Yunanlı kadın yarışmacının kendisini beğendiğini söylediler.
Hikmet bu sözlere de öyle bir cevap verdi ki, hepimize ders verdi adeta:
'' Yok be! Ben kendi memleketimden, Toroslardan bir kızla evlenirim, hani adı Ayşe, Fatma, Hacer, Zeynep olan kendi kızlarımızdan biriyle evlenirim ben''
İşte bu adamdı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Efendiler Toroslar'a gidip bakın. Halen bir Yörük ocağı tütüyorsa Anadolu Topraklarında Türklük asla tükenmemiş, tükenmeyecek demektir'' derken işaret ettiği ADAM!
***
Ve Hikmet Tuğsuz öyle bir veda etti ki, Survivor'a Yunanlı oyuncular bile gözyaşlarına hakim olamadı.
Hikmet kendisinin ödül kazanamayacağı bir yarışmada Survivor tarihinin en ağır sakatlığıyla yüzleşti.

''Ben nasılsa ödül kazanamayacağım kendimi zorlamayayım'' diyerek oyunu kazanmak için büyük bir çaba sarfetmeseydi bugün Hikmet Tuüsuz yarışmaya devam edebilecekti.
Yunanlı oyunculardan Kyriakos gözyaşları içinde durumu şöyle özetliyordu: ''Bu adam insan üstü biri! Kendisi ödül kazanamayacakken arkadaşları için Survivor hayatını bitirdi!'' Daha fazla konuşamadı.
O yarışmaya katılanların hepsi Hikmet'in bu dürüstlük abidesi olacak davranışı karşısında bir kez daha psikolojik travma yaşıyorlardı. Eminim hayatlarında bu kadar ahlaklı ve dürüst birini görmemişlerdir ve bundan böyle de görmeyeceklerdir.
***
Hikmet Tuğsuz en başta dediği gibi şampiyon olamamıştı ama tam bir EFSANE olmuştu gerçekten.
Sakatlığı nedeniyle oyunlarda çekilen Hikmet Tuğsuz'un hayatı spor ile bütünleşmiş.
Adnan Menderes Ünizesitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nu bitiren Hikmet Tuğsuz milli atlet ve milli antrenör.
Decatlon branşında yıllarca geçilemeyen sporcu olarak spor tarihimize geçti. Kazandığı sayısız şampiyonluklarla bir efsane oldu. Hikmet Tuğsuz şu anda; Ali Gürbüz, Okan Acar, Ertuğrul Dağdeviren ve Bayram Arslantaş gibi nice değerli milli sporcumuzun antrenörlüğünü yapıyor.
***

Hikmet Tuğsuz hakkında yazılacak çok şey var.
Belki zaman içinde fırsat bulabilirsem yazmaya devam edeceğim. Ancak Hikmet sakatlığı sebebiyle oyunlardan çıktıktan 1 gün sonra öyle bir olaya tanıklık ettim ki, tam bir şok vakası oldu benim için.
Hikmet'in Yunanlı takım arkadaşlarından Nikos oldukça başarısız bir yarışmacı olmasına rağmen bir oyun kazandı ve sağ eliyle yarım yamalak da olsa Türklüğün sembolü BOZKURT işareti yaparak ''Senin için Hikmet Abi!'' diye bağırdı!
O an tüylerimiz diken diken oldu!
ADAM, adada Yunanlı'ya bile Türklüğü öğretmişsin!
İşte Hikmet Tuğsuz böyle bir deli!
Memleket delisi!
Türklük delisi!
Vatan delisi!
Ve dürüstlük delisi bir ADAM geldi geçti hayatımızdan...

20 Mart 2019 Çarşamba

SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK...

Ankaragücü sevdalısı Eren Açıkgöz ve Mert Turgut Çakır'ın Antalyaspor deplasmanı dönüşü meydana gelen trafik kazasında genç yaşta hayatlarını kaybetmesiyle birlikte ülke genelindeki tüm futbol taraftarlarında bir uyanış başladı.
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.

Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...

18 Mart 2019 Pazartesi

Eskişehirspor'da ''Güzel şeyler oluyor''

16 Mart 2019 Cumartesi günü Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği yönetimi olarak Eskişehirspor kulübüne bir ziyarette bulunduk. Kongre'den bu yana geçen zamanda yapamadığımız hayırlı olsun ziyaretimizi gecikmeli de olsa yapabildik.
Bu ziyaretimiz, Eskişehirspor'un üstüste aldığı başarısız sonuçlarla bozulan morallerimizi düzeltti ve geleceğe yönelik umutlarımızı da yeniden tazeledi. Öncelikle bu ziyaretimizde bizleri misafir olarak değil de ev sahibi olarak gören başkanımız Kaan AY ile Mali Asbaşkanımız Mehmet Şimşek ve Teknik Asbaşkan Yardımcısı sevgili Selim Demircioğlu'na Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum.
***
PROJE ESES
Yaklaşık 2 saat süren ziyaretimizde alınan olumsuz sonuçlara rağmen kulübümüzün geleceği açısından güzel şeyler olduğunu görmek bizleri son derece mutlu etti.
Kulüp binasına girer girmez sol taraftaki salonun kapısı açıldı.
Kapıyı açan Ufuk Demirtaş...
Kendisini Kocaeli'de öğrenci olduğu dönemlerden beri tanırım.
Körfezin Kırmızı Şimşekleri oluşumunun kuruluşunda ve daha sonra başkanlığını yaptığı dönemlerde yüreğindeki ESES sevdasını bizzat yaşadım.
Aradan geçen yıllar onun yüreğindeki ESES sevdasını daha da güçlendirdi.
Şimdi PROJE ESES ekibini kurdu ve kulüp binasında çalışmalarına devam ediyor.
Kendisini hasretle kucaklarken sorduğu soruyla bu fakiri onurlandırmak onun neden Ufuk Demirtaş olduğunun da bir göstergesiydi:
- Vay Selahattin abim! Yahu seni Süper Lig maçlarında bile bu kadar sık Eskişehir'de göremiyorduk. Yoksa sen de mi kötü gün taraftarısın!?
Ufuk Demirtaş hocamızın bu iltifat sorusuna mahcubiyetimizden cevap veremedik sarıldık sadece kardeşimize...
Salonda, gencecik pırıl pırıl kardeşlerimizi gördük.
Yürekleri ve beyinleri Eskişehirspor için çalışıyor!
Daha düne kadar tesislere uzaktan bile bakamayan ESES sevdalıları bugün kulüp binasının içinde kendilerine tahsis edilmiş bir salonda Eskişehirspor'un geleceği için proje üretiyorlar...
İşte bu 1965 Ruhudur efendiler!
Teşekkürler Ufuk Demirtaş, Teşekkürler Eskişehirspor yönetimi...
***
ESKİŞEHİRSPOR İÇİN ÇİLEYE TALİP OLAN ''ADAM''LAR...
Toplantı halinde olan ProjeESES ekibini fazlaca meşgul etmeden çıktık odadan ve bizi karşılayan Kaan AY başkanımız, değerli yöneticilerimiz Mehmet Şimşek ve Selim Demircioğlu ile başkanımızın odasına geçtik.
Daha önceki başkanların kendilerine özel makam odası olarak gördüğü bu odada Eskişehirspor'un gerçek sahipleri olarak rahatça oturduk.
Kaan AY başkanımız, taraftarın yönetimdeki temsilcileri Mehmet Şimşek ve Selim Demircioğlu bizlere yapılan çalışmalar hakkında, kulübün mali durumu hakkında en ince detaya kadar bilgi verdiler.
Tamamen şeffaf ve net...
Önerilerimiz vardı, ilettik.
Derneğimiz divan kurulu üyesi sayın Salih Danacı ağabey kulübün tüm plaket ihtiyacını ücretsiz olarak karşılayacağını belirtti.
***
Eleştirilerimiz vardı, ilettik.
Çok samimi bir şekilde yaptığımız eleştirilere aynı samimiyet ve açıklıkla cevaplar aldık.
Özellikle siyasi konularda kamuoyunda çok sıkça yapılan eleştirileri kendilerine bizzat biz de ilettik ve yapılan her şeyin Eskişehirspor'un menfaatleri doğrultusunda yapıldığı konusunda bizler ikna olduk.
Burada bu konuya fazla girmeyeceğim ama şunu söyleyebilirim;
Özellikle siyasi konularda ''Kaan AY neden böyle böyle yapıyor'' sorusu zihninizi meşgul ediyorsa kulübümüze gidin ve kendisine bizzat sorun. Biz öyle yaptık.
Kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmayan arkadaşlarımız bile ''Adam haklı'' demiştir görüşmemiz sonrasında.
Stadın kulübümüze devri, isim hakkı ile ilgili görüşmeler, takım içindeki son durum ve 1 yıl içinde borçlardan kurtulmaya kadar bir çok konuda yaptıkları çalışmaları sabırla bizlere anlattılar ve sorularımıza da sabırla cevap verdiler.
Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.
***
VE NİHAYET TAKSİTLİ ÜYELİK
Başkan Kaan AY ile görüşmemizi noktaladıktan sonra başkanımız bizi kapıya kadar uğurlamak istedi ancak kendisine ''Başkanım kapıya kadar uğurlayamazsınız ama muhasebenin kapısına kadar uğurlayabilirsiniz'' diyerek başkanımızla birlikte kulüp muhasebe odasına kadar geldik.
Başkanımızla vedalaştıktan sonra 6 yeni üyemizin başvuru formlarını ve ücretlerini muhasebeye teslim ettik. Rozet satışından elde ettiğimiz 2500 TL'yi de makbuz karşılığında kulübümüzün kasasına bıraktık çok şükür.
Yıllardır mücadelesini verdiğimiz TAKSİTLİ ÜYELİK sisteminin hayata geçtiğini görmek de ayrı bir mutluluk oldu bizler için.
Yıllardır hiçbir yönetimin yap(a)madığı bu sistemi Mehmet Şimşek başkanımız yapmış ve hayata geçirmiştir.
Daha dğne kadar birçok Eskişehirspor sevdalısının kulübe üye olabilmek için avukata müracaat ettiği üyelik sisteminde kotalar kalktı, giriş aidatı yarıya indi ve şimdi de taksitli üyelik başladı. Kulübümüzün resmi internet sitesinden sanal pos cihazıyla taksitli üyelik başvurusu yapabileceğiniz gibi kulüp binamıza giderek de taksitli üyelik başvurusu yapabileceksiniz artık.
Artık SÖZ SIRASI BİZDE!
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmak için bundan daha iyi bir fırsat olamaz.
Tribünlerde olduğu gibi kongre salonlarında da ''Eskişehirspor Bizimdir!'' diye haykırmak istiyorsak bu fırsatı kaçırmayalım ve hemen üyelik başvurusunda bulunalım lütfen.
***
TESİSLERDE ÇAY - KAHVE KEYFİ
Muhasebe odasında mali yükümlülüklerimiz de yerine getirdikten sonra antrenman sahasının hemen yanına açılan kafeteryayı da bir görelim dedik.
Selim Demircioğlu ile birlikte kafeteryaya geçtik.
Alın size bir güzellik daha!
Sahada geleceğin Eskişehirsporlu Yıldızları olabilmek için ter döken minik Şimşeklerimizin aileleri sıcacık salonda oturmuş, sıcak çaylarını kahvelerini yudumlayarak evlatlarını izliyorlar ve onların geleceğiyle ilgili hayaller kuruyorlar.
Biz de tostlarımızı söyledik, çaylarımızı söyledik ve derin bir muhabbetin içine daldık.
2 buçuk saat nasıl geçti bilemedik.
Onca güzellik bizlere zaman mefhumunu unutturmuştu.
Emeği geçenlere binlerce teşekkür.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!

7 Mart 2019 Perşembe

Omuzlarda taşınarak gömülen dostlar

Çok kalabalıktılar cânım Beberuhi!
Arka arkaya yanaştı yol kenarına otomobiller. Her otomobilden üçer beşer insan evladı indi.
Hepsi bir arabanın başına toplanıp o arabadaki adamı omuzlarına aldılar.
Kara gözlüklü adamlar...
Asık suratlı alayı.
Kadınlar yanaşmadılar, bir köşeye kümelenip adamları seyrettiler...
Adam, onlarca insan evladının omuzlarında girdi mermer sütunlarla süslenmiş dergâh-ı ervah kapısından.
Oh ne âlâ iş cânım Beberuhi!
Eş, dost, akraba, konu, komşu, bakkal, çakkal cümle alem orada!
Omuzlarda taşımalarından belli ki muhteremi pek severlermiş!
Öyle hızlı adımlarla, öyle coşkulu götürüyorlar ki, dergâh âdabı olmasa tezahürat edecek deyyuslar!
***
Ben bir sigara yaktım.
Otobüs bekliyordum.
Hep geç gelir ya bu 32T, darlanmıştım cânım Beberuhi.
Bu tiyatro iyi gelmişti!
Sonra bir enik yanaştı yanıma.
Onunla biraz hasbihal ederken durağın kalabalıklaştığını hissettim.
Sesle çoğalmıştı...
Gülüşmeler, argo lakırdılar da epeyce artmıştı...
Kalktım baktım.
Bizim 32T halen yok!
Darlandım derken baktım tiyatro devam ediyor!
***
İnsan evlatları bir bir çıkıyorlar o mermer sütunlu kapıdan.
Ve kadınlar...
Beş altısı bir kadının koluna girmiş.
Kadın güçlükle yürür şekli yapmaya çalışıyor.
Namaz örtülü, kahverengi gözlüklü kadınlar da onun bu çabasına destek oluyorlar.
Usul ve âdap böyle gerektiriyordur zaar...
***
Kara gözlüklü adamlar artık somurtmuyor.
Sinkaflı kelamlar edip, gülüşüyorlar.
Belli ki adamı gömmüşler!
Kimisi otomobiline binerken ''Filanca tarafa giden var mı!?'' diye kasala kasala soruyor.
Rahatlamışlar.
Omuzlarındaki yük inmiş herhalde.
Sahi ne oldu o adama.
Hani az evvel omuzlarda taşınan adam vardı ya!
***
Evet adamı gömmüşler.
O çok sevdikleri adamı toprağa gömüp, yeniden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya gidiyor, afilli adamlar, süslü kokanalar!
Usulen ağlama numaraları,
Ve sahte somurtmalar...
Hepsi gömülmüş...
Gidiyorlar...
Kim bilir kimlerin hakkını yemeye, kim bilir kimlerin kalbini kırmaya...

3 Mart 2019 Pazar

Suçlu Fuat ÇAPA mı!?

Eskişehirspor ülkemizin en büyük futbol camialarından birine sahiptir. İçinde bulunduğu durum her ne olursa olsun Eskişehirspor'a gönül verenlerin hedefi her zaman büyüktür. Eskişehirspor sevdalıları sonuçları ne olursa olsun hep büyük hedeflerin peşinde koşar, büyük hedeflerin hesaplarını yapar.
Transfer tahtasının açılmasıyla birlikte elimizde bulunan ancak transfer yasağı nedeniyle oynatamadığımız futbolcuların kapasitesine bakmadan büyük hedefleri biz koyduk yine...
***
Ligin en iyi ekiplerinden biri olan Gençlerbirliği karşısında alınan 3-2'lik galibiyet bizlerin bu büyük hedef hesaplarını daha da güçlendirdi. Arkasından gelen ve bu sezonda ilk deplasman galibiyetimiz olma özelliğini de kazanan 0-4'lük Karabükspor galibiyeti playoff hesaplarımızı tavan yaptırdı. Transfer tahtasının açılmasından sonra en korktuğum şey olmaya başlamış, Eskişehirspor'un 1965 Ruhu'nu yakaladığı gençler yavaş yavaş unutulmaya, maç eksiği olan, henüz oturmuş bir ekip durumuna gelemeyen mevcut kadro ile şampiyonluk hesapları yapılmaya başlanılmıştı bile. Arka arkaya gelen 2 galibiyet ile hayallerimizi süsleyen büyük hedeflerimizi Berkay Dabanlı'nın akıl almaz hatası ile 2 puan kaybettiğimiz Denizlispor beraberliği ve bir hakem faciası ile deplasmanda berabere kaldığımız Gazişehir maçları bile durduramadı.
***
Görünen o ki, aylardır maç yapmayan kadro iyi motive olmuş, ancak henüz iyi bir ekip olamamanın verdiği rehavetle basit hatalar yapıyor ve puan kaybediyordu. Yine de 4 maç süren bir yenilmezlik serisi yakalamıştık ve Adanademirspor maçına da bu rehavetle çıkmıştık.
Fuat Çapa hocamız ''Bizim Çocuklar'' diye adlandırdığımız gençlerimizin büyük çoğunluğunu yedekte bırakarak, sahaya daha deneyimli olan futbolcularını sürmüştü. Başka çaresi de yoktu. Fuat Çapa tam aksine gençlere şans vermek isteyen ve Eskişehirspor'un gelecekte ''taş gibi bir takım'' olabilmesinin bu çocuklara bağlı olduğunu çok iyi bilen bir teknik adamdır. Ancak tüm camianın transfer tahtasının açılmasıyla birlikte ''Şampiyonluk hesapları'' yaptığı bir ortamda Fuat Çapa'nın çoğunluğu bizim çocuklardan bir kadro ile sahaya çıkması ne kadar doğru olurdu acaba? Böyle bir kadro ile örneğin Denizlispor maçında alınacak bir mağlubiyet sonunda hem Fuat Çapa hem de bizim çocuklar bir eleştiri lincine maruz kalır mıydı, kalmaz mıydı!? Denizlispor maçında Berkay Dabanlı'nın yaptığı hatayı Cemali yapmış olsaydı sonuçları ne olurdu!? Adanademirspor'a yenilen takımda bizim çocuklar ağırlıkta olsaydı Fuat Çapa ve o gençlere yöneltilecek eleştirilerin dozu nerelere fırlardı!?
***
Eskişehirspor'un varoluş mücadelesi verdiği zorlu süreçte, pek çok Eskişehirli'den daha büyük bir mücadele veren Fuat Çapa yine en zorlu bir süreçte son derece riskli bir hamle yapmış, bu hamlesiyle de hem kendisi hem de ''Bizim Çocuklar'' için olası bir trajik soma engel olmuştur. Şimdi geldiğimiz noktada hepimiz transfer yasağı nedeniyle oynatamadığımız futbolcuların ''dünya çapında'' futbolcular olmadığını, sihirbaz olmadıklarını net bir şekilde anladık. Maç eksikleri nedeniyle henüz bir ekip olamayan tecrübeli oyuncularımız elbette bizim için çok önemlidir. Ancak bizi büyük hedeflere götürecek kapasitede değiller. Bizim hedefimiz er ya da geç ''1965 Ruhu'' ile ''Yeniden Büyük Eskişehirspor'' olmalıdır. Bu hedefe giderken tecrübeli futbolcularımız saha içinde ve saha dışında genç kardeşlerimize ağabeylik yaparak bize katkı sağlayabilirler. Büyük hedefe giderken bize çok büyük destekler verebilirler. Ancak bu kadronun bizi ne bu sezon ne de gelecek sezon ''Küme düşmeme'' hedefinden öteye götürmeyeceği çok nettir...
***
Kanaatimce; Adanademirspor maçı sonunda Fuat Çapa hocamız rahatlamıştır. Sosyal medya üzerinden kendisine yöneltilen ''Gençlere neden daha yer vermiyorsun'' eleştirileri acımasızca ve ölçüsüzce yapılsa da bir açık çek niteliğindedir. Tecrübeli futbolcularımızın takıma katılmasıyla birlikte bu takımın küme düşmeyeceği kesinlik kazanmıştır. Ancak şampiyonluk kovalayamayacağı da aşikar hale gelmiştir. Bundan böyle Fuat Çapa kendisinin de defalarca belirttiği üzere Bizim Çocuklar'a daha çok şans tanıyacaktır. Genç kardeşlerimiz de hem Fuat Çapa'yı mahcup etmemek hem de kendi geleceklerini daha parlak bir hale getirmek için hem sahada hem de idmanlarda daha çok çalışarak Eskişehirspor'un layık olduğu yerlere gelmesinde en büyük paya sahip olacaklardır.

28 Şubat 2019 Perşembe

CHP - HDP - İP İttifakı mı Yeni bir Çözüm Süreci mi!?

AKP'nin FETÖ ve Çözüm süreci gafletleri ülkemiz için ağır bedellere malolmuştur. Bu bedelleri milletçe çok ağır bir şekilde ödedik. 15 Temmuz sonrasında AKP, ''Kandırıldık'' diyerek düştüğü bu gafletten geri döndü. Teröre karşı çok sert tedbirler alındı, terörü ve teröristleri öven ve kollayanlar da terörist olarak görüldü ve cezalandırıldı. MHP'nin de verdiği destekle bugün ülkemizde terör eylemleri en az seviyeye getirildi, terör örgütleri bir bir çökertildi.
***
İstiklal Savaşı ve Cumhuriyetimizin kuruluşu aşamasında Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ''Ne mutlu Türküm diyene'' esası üzerine inşa edilen son bağımsız Türk Devleti'ne karşı güç birliği yapana ''Dinci'' gruplar ve Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantıları olan ''Dinci'' yapılanmalar ve Pkk bağlantılı siyasi oluşumlar aynı amaç doğrultusunda, yani TC Devlet'inin bir TÜRK devleti olmaktan çıkarmak için güç birliği yapmaya devam etmektedirler.
***
''Din Kardeşliği'' safsatası ile AKP öncülüğünde yürütülen Çözüm Süreci ile bunu başaramayanlar şimdi ''AKP ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı'' ile bunu başarma hevesine kapılmışlardır. Ortada yine kandırılan masum ve samimi insanlar vardır. Yanlıştan dönene düşmanlık edilmez. AKP'yi beğenmeyebiliriz. Ama bunun karşılığı asla ve asla AKP'nin o çokça eleştirdiğimiz tarihi yanılgılarına düşmek değildir.
***
Paylaştığımız fotoğraf CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı sayın Alper Taş'ın seçim çalışmalarını yansıtan iki fotoğraftan oluşuyor. Aynı gün içinde çekilmiş 2 ayrı fotoğraf. Birisi HDP ilçe binasında diğeri İyi Parti ilçe binasında. HDP ilçe binasında çekilen fotoğrafta arka planda duvarda asılı olan fotoğraflara dikkat ediniz. O fotoğraf öldürülen teröristlere ait fotoğraflar mıdır acaba!? MHP'nin Türk Milliyetçiliği'ni yeterli görmeyip, MHP'den ayrılarak İP'e geçen samimi Ülkücü arkadaşlar bu 2 fotoğrafa bakarak nasıl bir gafletin içine düştüklerini anlarlar umarım.
***
Bugün bir siyasi parti üst düzey yetkilisi çıkıp alenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde kürdistan diye bir bölgeden bahsediyorsa bu sapına kadar BEKA MESELESİDİR! Öldürülen teröristlerin fotoğrafları bir siyasi partinin duvarlarını süslüyorsa bu alenen BEKA MESELESİDİR!
Öldürülen teröristlerin cenazelerinde bu ülkenin milletvekilleri boy gösterebiliyorsa bu devasa bir BEKA MESELESİDİR!
***
Bu fotoğraf devletimizin nasıl bir Beka sorunu ile karşı karşıya kaldığının açık göstergesidir. MHP bu beka sorunu sebebiyle içine düştüğü gaflet uykusundan uyanıp, MHP'nin ''Teröristle müzakere edilmez, mücadele edilir'' ilkesine dönen AKP, bu beka sorununu görmüş ve en sert tedbirleri alarak, terörle mücadelede büyük bir başarı kazanmıştır. Bu mücadele devam ettiği sürece ve AKP, FETÖ gibi Pkk gibi terör örgütlerinden uzak kaldığı sürece MHP, AKP'ye destek vermeye devam edecektir. Bu demek değildir ki, MHP, AKP'ye kayıtsız şartsız destek veriyor. Beka sorununun yanısıra milletimizin yaşadığı toplumsal ve ekonomik sorunların çözülmesi için de MHP, TBMM çatısı altında tüm demokratik mücadeleyi vermektedir, vermeye de devam edecektir. *** Netice itibariyle, bu fotoğraf bize içinde bulunduğumuz durumu net bir şekilde açıklamaktadır. Fetö ve Pkk yıllar önce AKP'yi düşürdüğü tuzağa şimdi CHP'yi düşürüyor. CHP'nin bugüne kadar ağzından ''Ne mutlu Türküm diyene'' sözünü işitemediğimiz lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun düştüğü bu gaflet uykusuna emaneten İyi Partili olan Ülkücüler de düşmemelidir. MHP ve Lider Devlet Bahçeli, ''Önce Ülkem ve Milletim, sonra partim ve ben'' ilkesi gereğince AKP ile olan ''hesaplaşmayı'' ertelemiş ve Anadolu'da Türk varlığının sürmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası için terör odaklarının cenderesinden kurtulup, terörle mücadeleyi tercih eden AKP'nin yanında olmaktadır. ''İttifak'' kandırmacasıyla 15 Temmuz öncesinde AKP'nin düştüğü tuzağa bugün düşen CHP'nin yanında olmak HDP ve dolayısıyla Pkk'ya destek vermekten başka hiç bir işe yaramayacaktır. Lider Devlet Bahçeli'nin davetine icabet edin, gaflet uykusundan uyanın ve yuvanıza geri dönün... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

25 Şubat 2019 Pazartesi

Bir Mehmet ŞİMŞEK Kolay Yetişmiyor...

''Eskişehir'de bir futbol takımı için her şey var. Eskişehirspor'un tek eksiği bir LİDER'' demişti merhum Abdullah GEGİÇ...
1965 öncesinde Eskişehir Demirspor ile, 1965 sonrasında da Eskişehirspor ile tam bir futbol kenti olan Eskişehir, Aziz Bolel döneminin bitişiyle birlikte beceriksiz ve art niyetli bir çok yönetici sayesinde bugün içine düştüğü bataktan bir türlü kurtulamadı.
Aralarda iyi niyetli yöneticilerimizin gayretleri de yetmedi ve ne yazık ki, Eskişehirspor yıllardır makus talihin pençesinden kurtulamadı.

***
2018-2019 sezonu başında transfer tahtasını açamayışımız, açılması için verdiğimiz muazzam mücadele ve yaşadığımız dayanılmaz yürek acıları...
Tüm futbol otoriteleri Eskişehirspor için üzüntü mesajları yayınlıyor...
taraflı tarafsız bütün futbolseverler, bizim için adeta taziye mesajları yayınlıyordu...
Bitti...
Tükendi...
Kapanıyor...
Dediler...
Bizler de bu tükenişi kabullenmiş gibiydik.
Çaresizdik.
Üzgün ve bitkindik...
***
İşte tam bu sırada bir kaç ARMA SEVDALISI ya da ARMA DELİSİ çıktı meydana.
Ailelerini, işlerini, güçlerini, sevdiklerini, arkadaşlarını...
Her şeylerini bir kenara bırakarak; YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırdılar...
Hepimiz irkildik!
Gaflet uykusundan uyanır gibi silkelendik...
İşte bizi uyandıran, direniş ve mücadele meşalesini ateşleyen o ARMA SEVDALILARINDAN biri de Mehmet ŞİMŞEK...
1 yıl önce adını bile bilmediğim bir adam...
Yolda görsem tanımayacağım bir adam...
Zaman zaman tribünlerde omuz omuza vermiş olsak da bir kere bile selamlaşmadığımız bir adamdı Mehmet Şimşek...
***
Kendisiyle ilk kez bir çay muhabbetine oturmuştuk.
Bir telefon geldi.
Uzun uzun konuştu.
Konuşurken yerinde duramıyor, küçücük odada küçük adımlarla sürekli volta atıyordu.
Mevzu derindi.
Yani mevzu Eskişehirspor.
Bir ara yere çöktü.
Yalvarır bir ses tonuyla ''Ya abi Allah aşkına gelin bitirelim şu işi. Yetmedi mi bu taraftarın çektiği acı!'' dedi.
İşte o an gönlüme bir sızı indi.
Tüylerim diken diken oldu.
İçim ürperdi.
Eskişehirspor ile dertlenmek, Eskişehirspor için ağlamak bizim için bir sanat haline gelmişti.
***
Onunla içtiğim ilk çayın lezzeti ve o cümlesinin verdiği manevi lezzet yüreğimde her daim yaşıyor, yaşayacak.
Bir gün önce yapılan Eskişehirspor kongresinde Murat Diri'yi Divan Kurulu Başkanı, Erkan Koca'yı da Divan Kurulu Üyesi olarak görmenin mutluluğu ve manevi lezzeti gibi Mehmet Şimşek ile bu ilk muhabbetimizin manevi lezzeti de hep yaşayacak yüreğimde.
Mehmet Şimşek yönetim kurulundan yapılan görev bölümünde Mali Asbaşkan olmuştu.
Bu haberi okuduğum an merhum Abdullah Gegiç hocamızın Eskişehirspor kulübünü ziyaretimizden sonra bana söylediği o cümle geldi aklıma. ''Eskişehir'in tek eksiği bir lider''
Kulüp başkanı değil.
Zengin bir yönetici değil.
Eskişehirspor'u Avrupa'ya götüreceğini vaat eden bir siyasetçi değil.
Bir lidere ihtiyacımız vardı.
Ve içine düştüğümüz bu zorlu süreçte bize liderlik yapan bir Mehmet Şimşek vardı.
Her haliyle gönlümüzü fetheden, Anadolu Yıldızı gibi parlayıp, Kırmızı Şimşekler gibi çakan ESES YÜREKLİ bir lider.
***
Mehmet Şimşek...
Aziz Bolel yönetiminden bu yana derin bir saygı ve muhabbet beslediğim ilk yöneticimiz.
Her haliyle bizi yansıtan bir adam.
Dürüstlük, şeffaflık, candanlık, samimiyet hepsi onda.
Aradığımız tüm özellikler bu adamda.
Kazanılan başarıyı dahi bizlerle paylaşıp, ''Ne başardıysak hep birlikte başardık'' diyebilen koca yürekli bir adam.
Ve zor günleri kısmen de olsa aştığımız, transfer tahtasını açtığımız şu günlerde takımımızın aldığı iyi sonuçlara sevinemiyorum.
Ben halen Murat Diri'nin Divan Başkanlığı, Mehmet Şimşek'in Mali Asbaşkanlığı ve yine tribünlerde omuz omuza verdiğimiz Selim Demircioğlu'nun yönetim kurulu üyeliğine sevinmekle meşgulüm.
Yeniden kazanmayı başardığımız 1965 Ruhu'nun ilelebet yaşaması için neler yapabilirizi düşünmekle meşgulüm.
***
Bugün bu yazıyı Mehmet Şimşek kardeşimin doğum günü vesilesiyle yazdım.
Bilirim, ESES için yaptıklarından dolayı taltif edilmeyi, övülmeyi sevmeyecek kadar alçakgönüllü bir adamdır ancak şunu da biliyorum ki, iyi işler yapan iyi yürekli adamları da tarihe not etmek gerekli.
Unutmayacağız sen ESES yürekli adam...
Ömrün bereketli, bahtın açık olsun inşaallah...