12 Temmuz 2017 Çarşamba

Türk Milleti'ne kurşun sıkmak ya da linç edilmek!!!!

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu fotoğrafı yayınlamaktan büyük bir utanç ve acı duyuyorum. Ancak bazı şeyleri hatırlatmadan da geçemiyoruz. Bu utanç fotoğrafını bir kez daha yayınlamış olmaktan dolayı aziz Türk Milleti'nden özür diliyorum...
***
"Bana vuran herkese hakkımı helal ediyorum"
Böyle söze başladı genç asker...
Henüz 21 yaşında.
Teskeresine 7 gün kalmış.
Derken o kara gece üzerlerine bir kabus gibi çökmüş...
Vatana olan borcunu ödemek için geldiği birliğinde şerefli bir er olarak görevini yaparken komutanlarının emriyle binmiş tankına ve çıkmış yola.
"Bölücü Terör örgütünün ele başları yakalandı. Özel Harekatçılar bunlardan bir kaç tanesinin kafasına sıkmış. Pkk sempatizanları da isyan çıkarmış köprüyü ele geçirmeye çalışıyorlarmış, biz bu işgal girişimini durduracağız. Sizin karşınıza Türk bayraklarıyla da çıksalar ateş edin" denilmiş tankın içinde.

***
FETÖ terör örgütünün iç savaş kalkışmasından 5 gün sonra gittiğim bir kışlada görüştüm bu kardeşimizle.
Ayakta durmakta ve yürümekte zorlanıyordu.
Zayıf bedeninin hemen hemen tamamı mosmor olmuştu.
Sesi titrek, bedeni halsizdi.
Psikolojik olarak da yıkılmış olabileceğini düşünürken onun ne kadar soğukkanlı olduğunu kısa zamanda anladım.
Olayın kendisini ne kadar üzmüş olabileceğini düşünerek, fazla konuşmak istemedim.
Ama o anlattı kısaca.
İlk sözü "Bana vuran kimseye kırgın ya da kızgın değilim, herkese hakkımı helal ediyorum" oldu.
Bu nasıl bir vatan sevgisi, bu nasıl bir millet sevgisidir Allahım!
Hiçbir suçu olmadığı halde kendisini linç etmeye kalkışanlara hakkını helal eden bir mazlum!
İşte Türk askeri budur!
İşte Türk evladı budur!
***
Arada bir gözleri doluyor ama ağlamıyordu.
Sanki biz onu değil de o bizi teselli etmeye çalışır gibi sesinin titremesine, gözlerinin dolmasına, vücudunun her noktasında şiddetli sancılar olmasına aldırmadan tebessüm etmeye çalışıyordu.
"Üzerinde cep telefonu olan bir arkadaşımız internetteki yazılanlardan anlamış bunun bir darbe girişimi olduğunu. Karşımızdakilerin ellerine Türk bayrağı almış teröristler olmadığını, Türk demokrasisi için sokaklara dökülen halk olduğunu söyledi bize ve başımızdaki astsubaya.
Kendimizi tanka kilitledik. Polisi aradık çıkmayın dediler. Tankın içinde havasızlıktan boğulacak noktaya gelmiştik. Dışarda linç edileceğimizi bile bile çıkmak zorunda kaldık. Başka çaremiz yoktu. Ya kendi milletimize ateş edip oradan kurtulmanın çaresine bakacaktık ya da çıkıp linç edilecektik. Çıktık ve linç girişimine maruz kaldık. Kimseye kızmadım. Yediğim tüm tekmeler canımı acıtmadı ama böylesine bir kahpeliğin içine düştüğümüz için yüreğim çok acıdı. Belki onların yerinde ben olsaydım ben de aynı şeyi yapardım. Onun için herkese hakkımı helal ediyorum"
***
İşte o linç girişimine maruz kalan kahramanlarımızdan birinin anlattıkları bunlar.
Burada yazmak istemediğim şeyler de anlattı.
Bugün Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından bastırılan kutlama afişlerinde hain, terörist, darbeci olarak aşağılanan Türk askeri işte böyle kahramanca kendini feda etmiştir.
Cumhurbaşkanlığı gibi kutlu bir makam Türk Ordusu'nun şerefli askerleri söz konusu olunca çok daha hassas davranmalıydı.
Hazırlanan tüm afişlere baktığımızda bu kahpe iç savaş kalkışmasını organize eden ihanet şebekesinin üst düzey sorumluları konulmazken emir - komuta zincirinde sokağa çıkan, ancak bunun bir darbe girişimi olduğunu anladıktan sonra darbeye karşı direnen, daha da ötesinde sizlere aktardığım olaydaki gibi kendilerini feda eden kahraman Mehmetçiklerimizin boy boy animasyonlarının kullanılarak rencide edilmeleri tüm milletimizi derinden üzmüştür.
***
Cumhurbaşkanlığı makamı Türk Milleti için en saygıdeğer ve en kutlu makamdır.
Bu makamda oturan kişi Türk Milleti'ni tüm unsurlarıyla korumak ve kollamak zorundadır.

Bu afişlere Fethullah Gülen deyyusu ve onun köpeklerinin fotoğraflarını basmak yerine emir - komuta zincirinin en alt tabakasında bulunan Mehmetçiklerimizin konulması hem bu makamın saygınlığına, hem de manevi değerine zarar vermiştir.
Cumhurbaşkanlığı derhal bu afişleri toplatmalıdır.
Türk Milleti'nin vicdanı rahatlatılmalıdır.

11 Temmuz 2017 Salı

Kılıçdaroğlu memleketi değil; kendini kurtardı...

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu siyasi yaşamının en büyük başarısını Maltepe Adalet Mitingi ile gerçekleştirdi.
Ankara'dan İstanbul'a yürüyerek Maltepe'de final mitingi yapan Kılıçdaroğlu yıllardır kendisinden beklenen sandık başarısını gösterememiş ve son referandum yenilgisi ile topun ağzına gelmişti. CHP'nin kronik iç muhalif dinamiklerinin harekete geçmesine bile müsaade etmeden, son derece kıvrak bir zeka ürünü olarak bu yürüyüşü düzenledi ve siyasi yaşamındaki en büyük hamleyi yaptı.
***
Deniz Baykal'a karşı düzenlenen kaset darbesi sonrasında büyük umutlarla CHP'nin başına getirilen "Gandi Kemal" aradan geçen yıllara rağmen o başarıyı gösteremedi. CHP, Deniz Baykal'dan sonra bir adım bile ileri gidemedi.
Bazı seçimlerde geri gittiği dahi görüldü.
Örneğin 7 Haziran seçimlerinde özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir çok ilde CHP seçmeninin oyları HDP'ye gitmiş ve bu illerin bir çoğunda CHP 3. parti olma özelliğini MHP'ye kaptırmıştı.

***
CHP'nin Genel Başkanı olarak girdiği tüm seçimleri kay.betmiş olmasını bir yana bırakalım, Deniz Baykal'dan aldığı oy oranını 1 puan bile arttıramayan Kılıçdaroğlu son olarak anayasa referandumunda da kendisine verilen büyük desteğe rağmen yenilen taraf oldu,
HDP bir yandan, kronik Devlet Bahçeli düşmanları bir yandan, oylarının toplamı yüzde 5'in altında kalan bir çok siyasi parti bir yandan, çok sayıda sol örgüt bir yandan CHP'nin HAYIR kampanyasına destek oldu.
Genel beklenti yüzde 54-55 civarında HAYIR çıkacağı yönünde iken, sandıktan yüzde 51 EVET çıktı.
***
Kemal Kılıçdaroğlu bir kez daha CHP seçmeninin hayallerini yıkmış, kendisinden en azından yüzde 5 oy artışı bekleyen tabanın umutlarını bir kez daha boşa çıkarmıştı.
Böyle bir ortamda CHP içindeki muhalif mekanizma işlemeye başlamıştı.
Özellikle eski genel başkan Deniz Baykal ve diğer parti yöneticileri bu durumdan rahatsızlıklarını dile getirmeye başlamış, parti örgütü içinde homurtular yükseliyordu.
İşte tam da böyle bir ortamda Enis Berberoğlu tutuklandı ve Kemal Kılıçdaroğlu için kurtuluş yolu açıldı.
Ankara'dan İstanbul'a yürüme fikri son derece zekice bir fikir ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğunda kalmasını sağlayacak tek çözüm yoluydu belkide...
***
Sonuçta Kılıçdaroğlu büyük bir başarıya imza attı.
Koltuğunu koruduğu gibi sağlamlaştırdı.
Yıllardır süren başarısızlık karşısında adeta patlama noktasına gelen iç muhalif mekanizma sessizliğe gömüldü.
Katılımcı sayısının 175 bin ile 3 milyon arasında gidip geldiği Maltepe Mitingi Kılıçdaroğlu'nun 2019'a da CHP genel başkanı olarak girmesi anlamını taşıyordu.
***
Ankara - İstanbul yürüyüşü ve Maltepe Mitingi'nin bize verdiği bir önemli mesaj da HDP'nin ilk milletvekilliği seçimlerinde baraj altı kalacağıdır. HDP'nin bu yürüyüş ve mitinge destek vermesinin tek sebebi ilk milletvekili seçimlerinde CHP ile ittifak yapılacak olmasıdır.
CHP'nin oylarıyla barajı aşan HDP artık bunun mümkün olmayacağını gördü. Daha önceden de olduğu gibi ya bağımsız seçime girecekler ki bu da CHP'nin yeni sistemde işine yaramaz ya da SHP örneğinde olduğu gibi bu kez de CHP listelerinden seçimlere girecekler hem CHP'nin oylarını arttıracaklar hem de milletvekili seçilmiş olacaklar.
Kılıçdaroğlu, HDP'yi de yanına alarak belki de siyasi yaşamındaki ilk seçim başarısını bu şekilde elde etmeye çalışıyor. HDP'nin yüzde 9 civarındaki oyu CHP'ye gelirse Kılıçdaroğlu CHP'nin oyları yüzde 9 oranında arttırmış olacak...

27 Haziran 2017 Salı

BAYRAMI HAKETMEK!

Hani bir türkü vardı;
"Bayramsa, bayramınız mübarek olsun" diyordu...
İşte öyle bir şey!
Bayram kutluyoruz.
Hakeden, haketmeyen herkes kutluyor.
Bayram bir ödüldür. 

Ve her ödülde olduğu gibi bu ödülde de temel şart liyakat olmalıdır.
Özellikle dini bayramlar.
Çoğunluk haketmiyor bu bayramı.
Ama hakedenler de var elbette...
***
Biz bu yazımızda hakedenlerden birilerini anlatmaya çalışacağız dilimizin döndüğü, kelimelerimizin yettiği kadarıyla...
MHP Beyoğlu İlçe Teşkilatı bu Ramazan'da tüm ülkemize örnek olacak bir etkinlik yaptı.
Bu etkinlikten kimsenin haberi olmadı, çünkü kimsenin haberi olmaması gereken bir etkinlikti.
Hani şu "Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek" esasına dayalı bir etkinlik.
MHP Beyoğlu İlçe Başkanı sayın Bayram Gölcük'ün talimatıyla yapılan bu etkinlikte Ramazan ayı boyunca her iftar vakti ihtiyaç sahibi bir kaç ailenin mütevazi iftar sofrasına misafir olunda ve karınca kararınca onlara erzak ve nakdi yardım yapıldı.
***
MHP Beyoğlu Teşkilat Başkanı Gazi Rızvan AKÇAY başkanlığındaki ekip tarafından yürütülen çalışma beni çok etkiledi ve bunu reklam olsun diye değil de örnek olsun diye sizlerle paylaşmak istedim.
Bir Ramazan ayı boyunca evinde bir kere bile olsun iftar yapmayan Gazi Rızvan Akçay'a hassaten teşekkür etmek istedim. Böylesine bir özveri, böylesine bir fedakarlık az rastlanır cinstendir. Böyle iyi yürekli insanlar, böyle özverili insanlar mutlak surette bilinmeli ve takdir edilmelidir.
Elbette onun ekibi için de aynı takdir söz konusudur.
Bu mütevazi iftar sofralarına misafir olan hanım kardeşlerimizi de ayrıca kutlamak isterim.
***
Alışıldık Ramazan kumanya yardımı değildi bu.
Öyle siyasi partilerin kendi reklamlarını yapmak için, ihtiyaç sahibi insanları rencide eden, reklam kokan yardım şovlarının tam tersi, olması gerektiği gibi bir yardım etkinliği oldu.
Öyle iftar sofralarına misafir olundu ki, sofrada sadece çorba, su ve ekmek vardı.
Kimisi "misafir" kavramının ağırlığını hissedip, kendilerinin 3-4 günlük erzağını Gazi Rızvan Akçay ve ekibine ikram etti.
Kimi aile soğuk su ikram edememenin ezikliğini yaşadı.
Kimi aile eski elbisesinden, delik çorabından utandı.
***
Bu ailelerin tüm utançlarını, tüm ezikliklerini paylaştı MHP ekibi.
Onların tüm sıkıntılarına ortak oldular.
Ellerinden geldiği kadar, erzak ve nakit yardımında bulundular.
200 civarında sofraya konuk olan MHP Beyoğlu ekibi, bu ailelerin tamamına gönüllerini açtılar.
Dost oldular,
Kardeş oldular,
Yaren oldular.
Açılmayan kapıları açtılar.
Tutulmayan elleri tuttular.
Girilmeyen gönüllere girdiler.
Ve en önemlisi de tüm bu yaptıklarını siyasi reklam malzemesi yapmaktan kaçındılar.
***
Ve benim nazarımda bu ekip bayramı hakedenler tarafında yer aldılar.
Allah katında da eminim ki, MHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı'nın bu örnek davranışında zerre emeği geçen herkes bayramı hakedenler tarafında yer almışlardır.
Bu etkinliği sosyal medya üzerinden reklam vasıtası olarak kullanmamakta büyük özen gösteren MHP Beyoğlu İlçe Başkanı sayın Bayram Gölcük'ün hoşgörüsüne sığınarak bu yazımı paylaşıyorum. Çünkü bazı şeyler reklam olsun diye yapılmaz, tüm reklamseverlere örnek olsun diye de yapılabilir. Benim niyetim de budur. Bir ibadeti reklama dönüştürenler ders alsınlar. İbadet böyle yapılır. Yardım böyle yapılır.
***
O halde bayramı hakeden MHP Beyoğlu İlçe teşkilatının tüm mensupları; BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!...

19 Haziran 2017 Pazartesi

YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

19 Haziran 1965...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.

***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve

Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...

17 Haziran 2017 Cumartesi

CHP, Karayolunda değil; İktidar yolunda yürümelidir!

Kemal Kılıçdaroğlu...
Deniz Baykal'a yapılan kaset operasyonu ile CHP'nin başına atanan siyasetçi.
Bir kaset operasyonu ile bir anda CHP'nin lideri oluverdi.
Baykal'a yönelik kaset operasyonu yapılmadan önce "Baykal gitsin, CHP tek başına iktidar olur" algısı estirenlerin umudu.
"Türkiye'nin Gandi'si" dediler...
Alladılar, pulladılar ama aradan bunca yıl geçmesine rağmen bir arpa boyu "yol" gidemediler...
CHP, yerinde saydı.
Çoğu zaman Baykal döneminden geriye düştü.
Bir çok samimi CHP'li'nin kafasında "Acaba Baykal kalsaydı daha mı iyi olurdu!?" sorusu belirdi.
***

Evet, Kılıçdaroğlu yürüyor...
Sokaklarda yürüyor.
Caddelerde yürüyor.
Kaldırımlarda yürüyor.
Yürümeyen yürüyen merdivenlerde bile yürüyor.
Şimdi de Karayolu'nda yürüyor.
Siyasi yaşamı boyunca asıl yürümesi gereken yol olan "İktidar Yolu"nda yürüyemeyen Kılıçdaroğlu her türlü yolda yürümeye devam ediyor.
***
Ey Kılıçdaroğlu!
Seni o makama getirenler senden iktidar yürüyüşü bekliyor.
Sana ve CHP'ye oy veren vatandaşlar, seni iktidar yolunda yürümen için TBMM'ye yolladılar.
Artık "titre ve kendine dön!"
İstanbul'u,
Ankara'yı,
Antalya'yı,
Beyoğlu'nu,
Fatih'i,
Kağıthane'yi gümüş tepside teslim ettiğiniz AKP'den geri alman için seni Genel Başkan yaptılar, insanlar sana bunun için umut bağladılar.
***
Ne demişti Demirel;
"Yollar yörümekle aşınmaz!"
Asfalt aşınmaz, ayakkabının tabanı ve ökçesi aşınır.
Başka da bir işe yaramaz senin karayolundaki yürüyüşün.
Siyasi alandaki yürüyüşünün başarasızlığını,
İktidar yolundaki yürüyüşünün beceriksizliğini milleti sokaklara çağırarak örtemezsin.
CHP seçmeni senden yeni stratejiler üretmeni bekliyor.
Atatürk'ün kurduğu partiyi yeniden iktidar yapmanın yollarına bak sayın Kılıçdaroğlu.
Atatürk'ün kurduğu ülkede,

Atatürk'ün kurduğu parti neden iktidar olamıyor sorusunun cevabını ver bu millete ey Kılıçdaroğlu.
***
Atatürk'ün ölümünden sonra, CHP'nin ortaya koyduğu politikalar neden iktidar yolundan gidemedi? CHP varoldukça neden din tüccarları iktidar oldu?
Sen bırak karayolunda şov yapmayı da otur masana bu soruların cevabını çöz!
CHP seçmenini aptal yerine koyduğunuz yeter!
Türk Milleti'ni dön tüccarlarına mahkum ettiğiniz yeter!
Önümüzde bir yerel seçim var.
Bu yerel seçimde İstanbul'u nasıl geri alacaksın onun derdine düş sen ey yollara düşen Kılıçdaroğlu!
***
Beceriksiz,
Liyakatsiz
ve ihanet çemberinin içine düşen siyasetçilerinle sen bu ülkeyi aydınlığa değil daha karanlık kör kuyulara itiyorsun.
Buradan CHP seçmeni ve samimi CHP'li yöneticileri uyarıyorum.
CHP önümüzdeki yerel seçimde son kalelerinden biri olan Eskişehir'i de kaybedecek!
Eskişehir halkının değerlerine zerre saygısı olmayan, Eskişehir halkını uzaktan yakından tanımayan milletvekilleriniz sayesinde Eskişehir de düşecek ve bunun da tek sebebi karayollarının gülü Kılıçdaroğlu olacaktır.
***
Kılıçdaroğlu, bir kaset operasyonu ile ele geçirdiği o koltuktan derhal inmelidir.
CHP'nin içinde o koltuğu doldurabilecek, gerçekten Cumhuriyet değerlerini özümsemiş, Atatürk ilkelerine inanmış, terör örgüterinin kıskacına düşmemiş yurtsever insanlar vardır.
O gerçek CHP'liler operasyonla gelen Kılıçdaroğlu'nu o koltuktan indiremezse belki de yeni bir operasyonla CHP'nin başına bir topuklu efe getirilebilir.
CHP, Kılıçdaroglu ile siyasi anlamda tükenişin eşiğine getirilmiştir.
Bu tükenişin çaresi karayollarında değil, TBMM'dedir, siyaset kurumundadır.
Vatanını, milletini, bayrağını seven, Atatürk ilkelerine bağlı CHP'liler derhal harekete geçmeli ve Atatürk'ün partisini bölücü terör örgütlerinin siyasi örgütlenmesi olmaktan kurtarmalıdırlar....

16 Haziran 2017 Cuma

TÜRK'ÜN DAVASI, TÜRKLÜĞÜN BEKASI

Bugün, Türkiye Türklüğü'nün tek meselesi Anadolu topraklarında "Türklüğün Bekası" meselesidir.
Osmanlı döneminde başlayıp, Ziya Gökalp ve Nihal Atsız gibi fikir adamları tarafından durdurulan; Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından tamamen bertaraf edilen Türk Düşmanlığı hareketi, Atatürk'ün vefatı ile yeniden hortlamış ve bugün ileri safhalara taşınmıştır.
***
"CHP, Atatürk'ün kurduğu haliyle kalabilseydi ben MHP'yi kurmazdım" sözleriyle başlayan siyasi hareket kurulduğu günden bu yana Anadolu'da Türk varlığını yok etmeye çalışan Komünist, emperyalist ve faşist güçlere karşı büyük bir mücadele vermiş ve sonuçta 5 binin üzerinde şehadet ile Türk varlığının bekası davası bugünlere taşınmıştır.
***
12 Eylül Cunta yönetiminin çabaları, daha sonra hükümet olan "dinci" siyasi akımların çabaları ve Ülkücü camia içine atılan nifak tohumları sayesinde Türk düşmanları yeniden güç kazandı. Yakın zamana kadar TÜRK adı öcü olarak gösterildi. Resmi kurumlardan, anayasadan TÜRK adının kaldırılması açıkça beyan edildi. Bir çok devlet kurumunda TÜRK adı kaldırıldı.
***
Tarihi 7 Haziran Genel seçimleri sonrasında MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin stratejik çabaları sonucunda TÜRK düşmanları bir kez daha dize getirilmiş ve 7 Haziran öncesinde TÜRK adını ağzına almaktan kaçınan mevcut hükümetin tüm unsurları Türkçü söylemler içine girmişlerdir.
***
Ülkücü camianın her bireyi ağır ve tarihi bir sorumluluk içinde bulunmaktadır. Anadolu'daki 1000 yıllık Türk egemenliğini sona erdirme çabası içinde olan komünist, emperyalist ve faşist egemen güçlere karşı MHP ve Ülkü Ocakları çatısı altında gönül birliği yapan her Ülkücü, LİDER - TEŞKİLAT - DOKTRİN kavramını tam anlamıyla özümsemelidir. Ülkücü Hareket içimize atılan nifak tohumlarının yeşermesine izin verirse Türklüğü Bekası davası yenilgiye uğrayacaktır.
***
Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları bugün Türklük davasının son kalesi olarak dimdik ayakta durmaktadır. Lider Devlet Bahçeli'nin emrinde, 5 bin şehidimizin gölgesinde ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in 9 IŞIK'ının aydınlattığı bu kutlu yolda "Ülkücü, Ülkücü'nün öz kardeşidir" inancıyla mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bu zorlu dönemde hiç birimizin darılma, gücenme, küsme, yorulma, yıkılma, yılma gibi lüksü olamaz. Bu kutlu davanın en zor döneminde hiç kimse koltuk, makam, mevki plan ve hesapları yapmamalıdır, yapan ihanet şebekesinin aktörü olmaktan öteye gidemeyecektir.
***
Bugün Ülkücü camia için; BİR olma,
İRİ olma,
ve
DİRİ olma vaktidir.
***
Bugün Ülkücü camia için;
Yunus olma,
Yesevi olma,
Atsız olma vaktidir.
***
Bugün Ülkücü camia için;
Kürşat olma,
Alparslan olma,
Mustafa Kemal olma,
Başbuğ Türkeş olma vaktidir.
***
Bugün Ülkücü camia için;
Tek yürek
Tek bilek
Tek vücut olma vaktidir.
***
Ayrılık bizden ırak olsun,
Gönlümüz Yunus,
Bileğimiz Kürşat olsun.
Mazlum dostumuz,
Zalim düşmanımız olsun.

Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Zor günlerin adamı HALİL ÜNAL!

Aradan yıllar geçtikten sonra, yeniden Süper Lig'e yükselen Eskişehirspor'un başına geçmek büyük bir cesaret istiyordu.
Belki bir çoğumuzun "Deli Cesareti" dediği türden bir cesaret örneğiyle Eskişehirspor'un başkanlığını aldı. Büyük bir borç batağı içindeki kulüp, neredeyse sahipsiz kalacak, Süper Lig'e çıkmasıyla tepe taklak olması bir olacaktı.
Yük çok ağırdı.
Halil Ünal aldırış etmedi ve bu yükün altına girdi.
***
Başta kendim olmak üzere o dönemlerde onu eleştirmekten geri kalmadık.
Zaman zaman çok da ağır eleştiriler yaptık.
Bazı kesimler eleştiri sınırlarını aşıp, hakaretlere kadar vardırdı eylemlerini.
Aldırış etmedi Halil Ünal.
Piyasa değeri en iyi takımlardan birini kurdu.
Bir sezon kümede kalmak için mücadele ettikten sonra, sürekli üst sıralara oynayan, ESES sevdalılarına şampiyonluk rüyaları gördüren bir takım kurdu.
***
Eskişehirspor bütün otoritelerin "asansör takım olur" görüşlerinin tam aksine hem ligde hem kupada bütün takımların korkulu rüyası olmuştu. Eskişehirspor, kurulduğu yıllarda yerle bir ettiği "Büyük takım" emperyalizmini bir kez daha yerle bir eden bir takım haline gelmişti Halil Ünal'ın başkanlığı döneminde.
Biz bir kere olsun takdir etmedik.
En azından kendi adıma üzerime düşen eleştiri görevini en ağır biçimde sürdürdüm.
Biz eleştirdikçe takım daha iyi yerlere geliyordu.
Şundan eminim ki, bizim gibi yapıcı eleştirileri Halil Ünal mutlak surette dikkate alıyor ve daha iyisini yapmak için çaba sarfediyordu.
***
Kupa'da final oynayan ligde sürekli olarak ilk 4 sırayı zorlayan Eskişehirspor Türk futboluna da muazzam bir seyir zevki ve rekabet ortamı getirmişti.
Tribünlerdeki görsel şovları ile destan yazan Eskişehirspor sevdalılarına futbolcular da elde ettikleri başarılarla ayrı bir destan yazarak destek veriyorlardı.
Türkiye'nin yaşayan efsanesi olan Eskişehirspor yıllar sonra bütün ülkede konuşulur ve sempati ile takip edilir hale gelmişti.
***
Sonra birden bire ne olduysa oldu.
Kemal Sunal'ın Mister'i misali bir Mister Hoşcan çıktı piyasaya.
Önce Güven ekibi dediler kendilerine.
Halil Ünal'a etmedikleri hakaretler kalmadı.
Takımı onlarca yıl sonra Avrupa Kupaları'na taşıyan Halil Ünal'a dansöz kıyafeti giydirdikleri fotoşoplu görselleri paylaştılar sosyal medyada.
Mister'in karnındaki elmas mücevherini bekleyenler gibi Mister Hoşcan'ın etrafına çöreklendiler.
***
Ve Halil Ünal dönemi bitmiş, Mister Hoşcan dönemi başlamıştı.
Mister'in aday olduğu günden itibaren "yapmayın, etmeyin bu adam takımı küme düşürecek" şeklindeki feryatlarımızı duyan olmadı.
Mister'e güvendiler ve amaçlarına ulaştılar.
Halil Ünal'ın Avrupa'daki Eskişehirspor'unu alıp, hiç de zorlanmadan ülke sınırları içine hapsettiler.
***
Eskişehirspor yine zor günler yaşıyordu.
Küme düşmüş bir takım ve 2'ye katlanmış borç batağı...
Böylesi zor günlerde yine can simidi gibi geldi Halil Ünal.
"Bu hızla 3. Lig'e kadar düşer" diyenlere inat takımı yeniden toparlandı.
Adeta imkansızı başararak, borç batağı içindeki bir takımın ligin en iyi transferlerini yapmasını sağladı.
Takımı daha alt liglere sürükleme hayalleri kuran dahili ve harici düşmanların tüm çabalarına rağmen Eskişehirspor, yeniden Süper Lig'e çıkmak için tüm umutları canlı tuttu.
***
Bugün umutlarımızın son demindeyiz.
Halil Ünal'a yine güveniyoruz.
Hakettikleri paralarını alamadan formanın hakkını veren futbolcularımıza yine güveniyoruz.
Ve bugün;
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak, Halil Ünal'ın başında bulunduğu Eskişehirsporlu futbolcu ve teknik heyetten bir destan daha yazmalarını bekliyoruz.
Paranızı alamasanız da forma için oynayın, bizim için oynayın.
O forma, o arma ve bu taraftar sizlere parayla ölçülemeyecek kadar muazzam bir sevgi verecektir. tarih olacaksınız, efsane olacaksınız.
***
Evet biliyorum bazı arkadaşlar Halil Ünal'a yalakalık yapıyor diyecekler.
Evet yapıyorum.
Ve çok iyi biliyorum ki Halil Ünal bu yalakalığı dibine kadar hakediyor.
Ve diyorum ki;
YAŞASIN HALİL ÜNAL!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
ve
YAŞASIN ALIN TERİNİN HAKKINI ALAMASA BİLE BU TARAFTAR İÇİN VANINI DİŞİNE TAKAN FUTBOLCULARIMIZ....