17 Ağustos 2026 Pazartesi

HAKETTİĞİ DEĞERİ BULAMAYAN BABA OCAĞIM BADEMLİ KÖYÜ (1)


Her şeyden evvelce şunu söylemek gerek; büyükşehirlerde bulunan köyleri ''mahalle'' olarak tanımlama saçmalığından bir vazgeçilmeli. Köylülük kavramını yok etmekten başka bir işe yaramayan bu mahalle tanımlaması bir an evvel son bulmalı ve köylerimiz tarih boyunca olduğu gibi bundan böyle de köy olarak tanımlanmalı. Köylerimizde tarım ve hayvancılığı, üretimi, birlik ve beraberlik duygularını yok eden bu yasa bir an evvel değişmeli. Yasayı yapanlar bu konuyu, ''Köylerimizin büyükşehir belediyelerinden daha çok hizmet alması için yaptık'' deseler de o ''daha çok hizmeti'' gören yok. Hem adı mahalle değil de köy olunca neden daha az hizmet alıyor onu da anlamak mümkün değil.

***
Gelelim Bademli'ye...
Bademli köyü, Antalya'nın Akseki ilçesine bağlı bir orman köyü.
Benim de doğduğum ancak henüz bebek yaşta ayrıldığım köyüm.
Toros Dağları'nın tepesinde kurulmuş, etrafı kızılçam ormanlarıyla çevrilmiş ve bu özelliğiyle tam bir oksijen deposu olan muazzam güzelliklere sahip bir dağ köyü.
Dağlarında yaban keçilerinin kayalarla dans ettiği, yaylasında bin bir türlü kır çiçeğinin göz zevkimizi okşadığı Bademli Köyü ne yazık ki bugüne kadar hakettiği bulamamış muazzam güzellikte bir Anadolu köyüdür.

***
Dağlarında kızıl çam ormanlarının yanı sıra lezzet ve şifa deposu olan sumak, dağ kekiği, kaya kekiği, göbek mantarı ve ada çayı gibi bitkilerin doğal olarak yetiştiği Bademli'de iki büyük su kaynağının beslediği ata tohumundan yetişen domateslerinin, fasulyelerinin, buğdayının, nohutunun tadına doyum olmazdı. Köyümüz mahalle statüsüne alınmadan önce 100'ün üzerinde büyükbaş hayvanımız ve onlarca davar sürümüz vardı. Şimdi köyde sadece 5 inek ve davarcılık yapan sadece 2 ailemiz kaldı. Eskiden köyde mis gibi sütlerimiz, yoğurtlarımız, tereyağımız ve peynirlerimiz varken şimdilerde her eve üç harfli marketlerin yoğurdu, sütü, peyniri ya da tereyağı giriyor.

***


Son dönemde köyümüz ahalisinden Ahmet Tekin cesurca bir girişimde bulundu ve köyde ''GEZEN TAVUK'' üreten bir tavuk çiftliği kurdu. Biz de gittik, gördük. Gerçekten gezen tavuklar var çiftlikte. Emdüstriyel yem kullanılmadan, tamamen doğal yumurta üretiliyor. Ancak gördüm ki, bu çiftlikte üretilen yumurtalar için de ''Aman efendim bu yumurtalar küçükmüş, market yumurtaları çok büyük'' diye bilmişlik taslayanlar var. Marketlerin endüstriyel ve tabii ki ilaçlarla büyütülen yumurtaları tercih etmek bir insanın kendisine yapabileceği kötülükten başka bir şey değil. Yeri gelmişken bunu da söyleyelim. Gezen Tavuk yumurtasının, yani doğal tavuk yumurtasının en büyük özelliği hepsi aynı boyda olmaz. Ne olduğu belli olmayan fabrikasyon yumurtaların nasıl o kadar büyütüldüğünü de bilirsiniz...
Eeeee ne de olsa artık mahalle olduk, geliştik (!), modernleştik (!)...

***
Bademli Köyü'nün elinde köyün kuruluşundan kalan altın değerinde bir de el sanatı var. Bu el sanatı yüzyıllar bu köy halkının geçim kaynağı olan TAHTA KAŞIK üretimidir.
''Efendim tahta kaşık niye altın değerinde olsun, memleketin her yerinde tahta kaşık yapılıyor!'' diyenler olacaktır elbette.
Bunu diyenlere Bademli halkının artık bir ''Atasözü'' haline gelmiş sözleriyle cevap vereceği: ''Herkes kaşık yapar ama Bodamyalı gibi sapını ortaya oturtamaz''.
Bilmeyenler için hemen belirteyim; Bodamya köyümüzün Türkleşmeden önceki adı.

***


Köyümüzde yapılan kaşık ve kepçeleri elinize alıp baktığınızda ''Kesinlikle ahşap torna tezgahında'' yapıldığını düşünürsünüz. Fakat o kadar mükemmel bir şekilde yapılan bu kaşıkların hiçbir aşamasında makine kullanılmaz. Tamamı çeşitli kesici aletlerle ve el emeğiyle yapılır. Mükemmel derecedeki ölçülendirmelerden tutun da o pürüzsüz ahşap yüzey bile el emeği göz nurudur. Türkiye'de değil dünyanın hiç bir yerinde hem elde yapılıp hem de bu kadar düzgün bir tahta kaşık yapımı bulamazsınız.

***
Buna rağmen, Bademli'nin kendisi de bir kaşık ustası olan büyük Türk bilgini Hoca Ahmet Yesevi'nin müritleri olan Sinan Dede ve Kenan Dede'den miras kalan bu altın değerindeki el sanatı ne yazık ki artık tükenme noktasına gelmiş durumda. Daha da kötüsü bu kaşıklar genel olarak Konya ve ilçelerinde satıldığı için adı da Konya kaşığı olarak kalmış. Yemek kaşıkları ve kepçelerinden daha değerli olan bir oyun kaşığı vardır Bademli'nin. Konya başta olmak üzere İç Anadolu Bölgesi'nin oynak türküleri eşliğinde oynanan halk oyunlarında kullanılan bu kaşıkların eşi benzeri yoktur.

***


Bademli Kaşığı...
Artık, bu eşsiz el sanatlarına Bademli Köyü'nün ileri gelenleri, dernek yönetimi ve muhtarlığımız sahip çıkmalı. Sadece Bademli Köyü değil bu kaşığa Akseki Kaymakamlığımız ve Akseki Belediyemiz de sahip çıkmalı. Bademli Köyü'nün Hoca Ahmet Yesevi'den miras kalan bu el sanatına ''COĞRAFİ İŞARET'' almak için gerekli müracaatlar yapılmalı ve tescillenmesi sağlanmalıdır. Hatta bu konuya sayın Antalya Valimiz sayın Hulusi Şahin de destek vermelidir.

***
Yüzlerce yıl Bademli Köyü halkının geçim kaynağı olan tahta kaşık sanatı, hem yeni ustalarına kavuşmalı hem de gelecek kuşaklara turistik anlamda da gelir kapısı olmaya devam etmelidir. Böylesine değerli bir miras har vurulup harman savurulmamalı...

8 Ağustos 2026 Cumartesi

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ DİYECEKSİN AYYÜCE T. TAŞ!..


Siyasi eleştiriler demokrasinin can damarını besleyen can suyu gibidir. Eleştirinin olmadığı siyasi yapı eksiktir, sakattır ve yetersizdir. Her aklı selim insan bu gerçeğin bilincindedir ve eleştiri kültürünü geliştirmek için çaba sarfetmelidir. Ancak eleştiri adı altında hakaret ve kurnazca yapılan kelime oyunlarıyla ortaya konulan tahrikler eleştiri kültürünün en büyük düşmanıdır. Tahrik ve hakaretler eleştiri kültürünü yok eder.

***
Bunun son örneğini Terörsün Türkiye projesine yönelik ''Çerçeve Yasa Tasarısı''nın görüşüldüğü komisyon toplantısında yaşadık hep birlikte. Milletvekili seçildiği günden bu yana defalarca tahrik edici konuşmalarla gündeme gelen ve MHP'nin kurucu lideri, Ülkücü Hareket'in Başbuğ'u merhum Alparslan TÜRKEŞ'in biyolojik kızı Ayyüce T. Taş hanım tahrik edici ses tonuyla MHP lideri sayın Devlet Bahçeli'nin icraatlarından ''pislikler'' diye bahsediyor. Bizler konuşmanın sadece bu bölümünü izleyebildik. Öncesinde de muhtemelen aynı ses tonuyla hakaret ve tahrik içerikli konuşmalar süregelmiş olmalı.

***
Ayyüce T. Taş, konuşmasının bu bölümünde sadece sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etmiyor, biyolojik babası Başbuğ Alparslan Türkeş'ten bahsederken de ''çamaşır suyu'' benzetmesi yapıyor. Yani babasını çamaşır suyuna benzetiyor. Hadsizlik bununla da sınırlı kalmıyor. Ayyüce T. Taş, biyolojik babasından bahsederken ''Türkeş'' demekle yetiniyor.
''Babam'' demiyor...
''Sayın'' demiyor...
''Merhum'' demiyor...
''Başbuğ'' demiyor...
''Muhterem'' demiyor...
''Saygıdeğer'' demiyor...
''Rahmetli'' demiyor...
Sadece ''Türkeş'' diyor...

***
Sanki lise arkadaşından bahsediyor.
Sanki mahalledeki tüpçüden bahsediyor.
Sanki üniversite arkadaşından bahsediyor.
Sanki kuaföründeki manikürcüden bahsediyor.
Sanki birlikte siyaset yaptı politikacı arkadaşından bahsediyor.
Kadın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ideolojik hareketi olan Ülkücü Hareket'in kurucu liderinden bahsederken ''Türkeş'' deyip geçiyor.
Bu hadsizliğin dik alasıdır!
Aynı Ülkücü Hareket'in liderliğini Başbuğ'dan devralan, Türk siyasi tarihine nezaket ve dürüstlük abidesi olarak geçen MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin yaptıklarını ''pislik'' olarak nitelendirmek de ayrı bir hadsizliktir..

***
Bakın sayın Ayyüce hanımefendi;
Bugün bu topraklarda Ülkücü olan bir tek vatan evladı bile Onu anarken ''Türkeş'' deyip geçmez.
Onu hiç görmemiş olan bir Ülkü Ocaklı genç bile ondan bahsederken ''Başbuğ Alparslan Türkeş'' der.
Başbuğ Türkeş'in gerçek evlatları, yani milyonlarca Ülkücü Onun, adı geçtiğinde bir toparlanır. Oturuşuna, kalkışına bir çeki düzen verir.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in biyolojik evlatları, yani sizler Başbuğ'un maddi mirasının peşine düşmüşken Başbuğ'un gerçek evlatları MHP ve Ülkü Ocakları çatısı altında Onun manevi mirasını yaşatmak için mücadele ediyordu ve etmeye de devam ediyorlar. Sen ne yapıyorsun?
Biyolojik babanı çamaşır suyuna benzetiyorsun!..
Haddini bileceksiniz sayın Ayyüce hanım!..
Başbuğ'un manevi evlatları, sizin bu hadsizliğinize sessiz kalmaz...

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Ülkücülük MHP'nin tekelindedir!..

 


Türk siyasetinin en dinamik partisi durumunda olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) kurulduğu günden bu yana oy kaygısı taşımadan sadece ortaya koyduğu ''ÜLKÜCÜLÜK'' kavramı uğruna mücadelesini sürdüren bir ideoloji partisidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile başlayan Türk Milliyetçiliği ideolojisini temel çıkış noktası olarak kabul eden Ülkücülük, Başbuğ Alparslan Türkeş'in, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)'si kurmasıyla birlikte Türkiye'de resmi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
***
Türkiye'de Ülkücülük kavramı ilk kez 1968 yılında CKMP Gençlik Kolları bünyesinde kurulan ''Genç Ülkücüler Teşkilatı'' tarafından kullanılmıştır. Genç Ülkücüler Teşkilatı'nın yaklaşık 3 yıl süren yaşamını kısaca Ülkü Ocakları Vakfı'nın internet sitesinden aktarmak isterim: ''Başbuğ Alparslan Türkeş’in 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi genel başkanı olmasıyla beraber gençlik faaliyetlerine ağırlık vererek CKMP Gençlik Kolları’nın teşkilatlanmasını hızlandırmıştır. 1968 yılına gelindiğinde yıkıcı ve bölücü faaliyetlerin tırmanması üzerine milliyetçi gençler, ülkücü kuruluşlar halinde teşkilatlanmaya başlamıştır. 4 Ocak 1968’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi ve CKMP Gençlik Kolları üyesi olan Ruhi Kılıçkıran, orucunu açtıktan sonra Siteler Yurdu’nda marksistler tarafından vurularak şehit edilmiştir. Ruhi Kılıçkıran Ülkücü Hareket’in şehitler kervanının yolbaşçısı olmuştur. CKMP Gençlik Kolları’nın propaganda faaliyetlerini kolaylaştıracak bir gençlik yapılanması olarak ilk kez ‘ülkücü’ adıyla Genç Ülkücüler Teşkilatı 29 Şubat 1968’de kurulmuştur. Genç Ülkücüler Teşkilatı genel olarak ortaöğretim gençliğine yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Genç Ülkücüler Teşkilatı’nın  üyesi olan Bahattin Dedeşan ve Mustafa Kahraman 1969’da şehit edilmiştir. Yurdun birçok yerinde teşkilat kuran Genç Ülkücüler Teşkilatı, Süleyman Özmen ve Yusuf İmamoğlu’nun cenaze törenine katılmış ve dağıttıkları bildiriler ile komünizmi lanetlemiştir. 12 Mart 1971 ihtilalinden sonrasında dernek, genel merkezini de Ankara’dan Yozgat’a taşımış ve çalışmalarına askıya alarak kendini feshetmiştir.''
***
Başbuğ Alparslan Türkeş önderliğinde kurulan CKMP'nin gençlik kolları tarafından başlatılan gençlik yapılanmasıyla birlikte Ülkücülük kavramı Türk Milliyetçisi gençler tarafından benimsenmiş ve kendilerini ''Ülkücüyüm'' şeklinde ifade etmeye başlamışlardır. Aynı yıllarda Ülkücülük kavramı, Ankara Üniversitesi'nde gençler tarafından kurulan bir fikir kulübünde de kullanılmıştır. 1968 Yılında Ankara Üniversite Dil Tarih ve Coğrafya, Ziraat ve Hukuk fakültelerinde öğrenim gören Türk milliyetçisi gençler ''Ülkü Ocağı'' adıyla kurdukları fikir kulübünde Türk Milliyetçiliği mücadelesini üniversitelere taşımışlardı.
***
Ankara, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde kurulan ''Ülkü Ocağı'' resmi bir statüye sahip değildi. Tamamı öğrenci kulübü olarak kurulmuş, ancak dalga dalga tüm ülke üniversitelerine yayılmıştı. Bunun üzerine 1969 Mayıs ayında ''Ülkü Ocakları'' arasında iletişim ve koordinasyonu sağlamak amacıyla Ankara Ülkü Ocakları Birliği ve ardından İzmir Ülkü Ocakları Birliği ile İstanbul Ülkü Ocakları Birliği kuruldu. MHP'nin gençlik yapılanması olarak Türk Milliyetçiliği fikriyatının Türk gençleri arasında yaygınlaşması ve güçlenmesi adına önemli hizmetlerde bulunan Ülkü Ocakları Birliği, 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında sıkıyönetim mahkemesi tarafından kapatılmıştır.
***
Türkiye'de Türk Milliyetçiliği fikriyatını gençlerin zihnine ve yüreklerine ''Ülkücülük'' kavramıyla nakşeden MHP, bu kavramı yaşatmaya devam etti. Ülkü Ocakları Birliği ve Genç Ülküler Teşkilatı'nın kapatılmasından sonra 1972 yılında Türk Ülkücüler Teşkilatı kuruldu. Yaklaşık 1 yıl sonra da Ülkü Ocakları Derneği kuruldu ve Türk Ülkücüler Teşkilatı bu derneğe katılarak kendini feshetti.
***
''Lafın uzunu aptala anlatılır'' diyerek Türkiye'de ''Ülkücülük'' kavramının yaşaması ve Türk gençliğinin gururla taşıdığı bir kimlik olarak kalması için verilen mücadeleyi uzun uzun anlatmayacağım. Fakat ''ben uzun uzun okumak isterim başka türlü anlamam'' diyen arkadaşlara da adres göstermekte fayda var. ''Ülkücülük'' kavramı için MHP bünyesinde verilen destansı mücadeleyi Ülkü Ocakları Vakfı'nın internet sitesinde ''Hakkımızda'' başlığı altında okuyabilirsiniz.
***
Son günlerde birileri çıkıp, ''Ülkücülük MHP'nin tekelinde değildir'' şeklinde zırvalayıp duruyor. Ülkücülük kavramı ve Bozkurt işareti için bedel ödeyen MHP ama siyasi rantına ortak olmak isteyenler MHP düşmanları. Yok öyle üç kuruşa beş köfte! Başbuğ Alparslan Türkeş'e isyan ederek başka parti kuranlar, Bilge Lider Devlet Bahçeli'ye isyan ederek başka partilerde siyasi rant peşinde koşanlar, MHP bedeli şehit ve gazilerce ödenmiş kavram ve simgelerine çöreklenemezler!..
***
MHP'de başlattığı isyanı, başka partide ideoloji hırsızlığıykla siyasi ranta çevirmeye kalkışan bir zat Başbuğ Alparslan Türkeş'in manevi varlığına da isyan eder gibi, ''Ülkücülük MHP'de yapılmaz'' safsatasını salmış ortaya. Bu şahsa Başbuğ Alparslan Türkeş'in üslubu ve sözleriyle yanıt vermek gerek: ''Hadi ordan ulan zevzek! ÜLKÜCÜLÜK MHP'DE OLUR! 
Ülkücülük MHP'de olur. MHP'de olmayan ÜLKÜCÜ değildir. Ülkücü kimsenin tekelinde olmaz diyorlar. Halt etmişsiniz. ÜLKÜCÜ, Milliyetçi Hareket Partisi'nde olur. Milliyetçi Hareket Partisi'nde bulunmayan ÜLKÜCÜ değildir."

26 Temmuz 2026 Pazar

''MHP Sokağa Çıkamaz'' (mış)


Popülist söylem ve eylemlerin esiri olan Türk siyasetinin gerçeklerden ve doğrulardan ödün vermeyen ''Bilge Lider''i Devlet BAHÇELİ, 2024 yılı Ekim ayında TBMM'de yaptığı bir çağrı ile ''Terörsüz Türkiye'' sürecini başlatmış ve ülke genelinde olumlu olumsuz büyük bir yankı uyandırmıştı. Yapılan olumsuz eleştirilerin odak noktası Terörsüz Türkiye projesinin bir ihanet projesi olduğu yönündeydi. O günlerde başlayan bu eleştiriler halen aynı minvalde devam ediyor. Siyasi yorumcular bu proje ile MHP'nin siyasi yaşamının sona ereceği ve MHP Lideri Devlet BAHÇELİ ve MHP'lilerin sokağa bile çıkamayacakları vurgusuyla adeta MHP'nin bitişini ilan ediyorlardı.
***
Tüm olumsuz eleştiriler karşısında kararlılığından ödün vermeyen, duruşunu bozmayan MHP lideri Devlet BAHÇELİ, Terörsüz Türkiye projesini anlatmaya ve aşama aşama uygulamaya devam etti. Eleştirilere aldırış etmeden, Türkiye'nin sırtındaki en büyük kambur olan terör belasından kurtulması yönündeki inancını yitirmedi ve tüm teşkilat mensuplarının aynı inançla çalışmasını sağladı. İlk etapta sosyal medya trollerinin de aşırı destekleriyle Terörsüz Türkiye projesine tepkiler yoğunlaşır gibi olsa da, Türk milleti gerçekleri gördükçe Devlet BAHÇELİ'nin haklılığına inandı, bir kez daha Devlet BAHÇELİ'nin güvenilirliği tescil edildi.
***
2024 Ekim ayından bu yana Türkiye genelinde huzur ortamı tesis edildi. Terör örgütü kendini feshetti, silahlar yakıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde tarım ve sanayi hamlesi yeniden başladı. Bölgenin turizm gelirleri tarihi rekorlar kırdı. 2026 Yılı Temmuz ayına geldiğimizde Türkiye bölünmedi güçlendi. Bin yıllık kardeşlik bağı ile yeni bin yıllara adımlar atıldı.
***
Türk siyasi tarihine ''Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben'' sözleriyle damgasını vuran MHP lideri Devlet BAHÇELİ, bir kere daha oy kaygısıyla popülist siyaset egemenliğine darbe vurmuş ve tüm olumsuz algı operasyonlarını yerle bir ederek, Türkiye'nin gelişmesindeki en büyük engel olan terör belasını durdurmuştu. Fakat siyaset bir satranç ustalığıyla yürüten Devlet BAHÇELİ için henüz hiçbir şey bitmemişti. MHP teşkilatı içindeki yorgunluk ve hantallığın farkında olan BAHÇELİ, 2026 Yılının başlarında teşkilatın ihtiyacı olan taze kan aşısı için tarih vermişti: 19 Mayıs 2026
***
Söylediği her cümlede, ortaya koyduğu her eylemde ayrı bir mana olan Devlet BAHÇELİ'nin teşkilat kongreleri için verdiği tarih ve adreste de çok önemli bir mesaj vardı. MHP teşkilatlarının ilk kongresi 19 Mayıs 2026 tarihinde Samsun'un İLKADIM ilçesinde yapılacaktı. Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı tarih ve yer...
***
MHP Lideri Devlet BAHÇELİ yeni bir siyasi kurtuluş savaşı başlatıyordu adeta. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün İstanbul'dan İlkadım'a geçerek başlattığı Kurtuluş Savaşı ruhu Volkan YILMAZ'ın İstanbul İl Başkanlığı'na atanmasıyla yeniden tecelli etmiş ve bu ruh ile Samsun - İlkadım kongresi yapılarak, yeni bir mücadele süreci başlamıştı.
***
Terörsüz Türkiye sürecinin başında yapılan yersiz eleştiriler adeta tek yumrukta nakavt olmuş boksör misali yere seriliyordu. En önemlisi de ''MHP sokağa çıkamaz'' şeklinde yapılan eleştirilerdi. Oy kaygısı taşımadan devlet ve millet yararına en gerçekçi siyaseti yapma konusunda en öne çıkan isim durumundaki Devlet BAHÇELİ teşkilat içinde de öyle hamleler yaptı ki, dost düşman hayranlık içinde MHP'yi izlemeye devam ediyor.
***
''Gece uyumadan, gündüz yorulmadan İstanbullu vatandaşlarımızı dinlemeye, onlarla kucaklaşmaya devam ediyoruz.'' diyerek adeta İstanbul sokaklarını fetheden MHP İstanbul İl Başkanı Volkan YILMAZ, Yunus gönüllü, Bozkurt yürekli teşkilat mensuplarıyla her caddede, her sokakta İstanbulllular'ın gönlünü fethetmeye devam ediyor. Algı operatörlerinin, klavye siyasetçilerinin, ''sokağa çıkamazlar'' sözlerini bir utanç vesikasına dönüştüren Volkan YILMAZ ve arkadaşları gece gündüz İstanbul sokaklarında halk ile kucaklaşmaya devam ediyorlar.
***
Tartışmasız Silivri'nin gelmiş geçmiş en başarılı, en çalışkan belediye başkanı olarak tarihe geçtikten sonra MHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Volkan YILMAZ, İstanbul'da temiz siyasetin mihenk taşı olmuştur. İstanbul halkı Volkan YILMAZ'ı muhabbetle kucaklamış, bağrına basmıştır. Volkan YILMAZ'ı takip eden İstanbul halkı artık ''Volkan başkan bizim sokağa ne zaman gelir?'' sorusunu sormaya başlamıştır.
***
Elbette MHP'nin sokaklardaki egemenliği sadece İstanbul ile sınırlı değil. MHP Lideri Devlet BAHÇELİ'nin atamaları sonrasında doğudan batıya, kuzeyden güneye, Ardahan'dan Edirne'ye, Sinop'ta Hatay'a yurdun dört bir yanında MHP sokaklarda milletiyle buluşuyor, milletiyle kucaklaşıyor.

8 Eylül 2025 Pazartesi

BOĞAZIN KIRMIZI ŞİMŞEKLERİ DERNEĞİ'NDEN ''EFSANELERE'' VEFA GÖSTERİSİ


2017 Yılından bu yana İstanbul'da faaliyet gösteren Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği (BKŞDER) 3 sezondur olduğu gibi bu sezon da Eskişehirspor'un stad içi LED reklam panolarında yerini aldı. BKŞDER, 2025-2026 sezonundaki reklam gösteriminde Eskişehirspor'u efsane yapan efsane kadromuzdaki birçok futbolcu, yönetici ve teknik adama yer vererek büyük bir vefa örneği gösterdi. BKŞDER yönetimi, Eskişehirspor tesislerine yaptığı ziyarette hem LED reklam sözleşmesini imzaladı hem de dernek üyelerinin kombinelerini satın aldılar.
***

Eskişehirspor'un şanlı mazisiyle bir bütün olduğunu, kurulduğu günden itibaren bozuk düzene karşı vermiş olduğu mücadele ile tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurarak ANADOLU YILDIZI ünvanını aldığını belirten BKŞDER başkanı Selahattin Erdoğan, konuyla alakalı olarak şunları söyledi: ''Derneğimiz 3 sezondur kulübümüze karınca kararınca bir destek olabilmek için LED reklam panolarında yerini almaktadır. Bu sezon da BKŞ ailesinin değerli mensuplarının destekleriyle yerimizi aldık. Fakat bu sezon reklam panomuzu daha anlamlı kılmak istedik. Ailemizin değerli büyüklerinden sevgili Salih Danacı ağabeyimizin de önerisiyle 2025 - 2026 led reklamlarımızda efsane kadromuzun değerli isimlerinin fotoğraflarına yer verdik. Gönül isterdi ki, bizlere bu sevdayı miras bırakan tüm efsane isimlerimizin fotoğraflarını sezon boyunca tüm taraftarlarımıza izlettirelim. Ancak imkanlarımız ölçüsünde 21 efsanemizin fotoğraflarını sezon boyunca  tüm taraftarlarımıza izlettireceğiz.''
İstanbul'daki dernek merkezinin duvarlarının da tamamen efsanelerin fotoğraflarıyla kaplı olduğunu dile getiren BKŞDER başkanı Selahattin Erdoğan, Eskişehirspor'un en büyük gücünün mazisindeki isyankar mücadele gücü olduğunu ve bu gücün bugünlere ve yarınlara yansıtılabilmesi için efsane isimlerin her zaman hatırlanması ve onlara her fırsatta unutulmayacaklarının hatırlatılması gerektiğini söyledi.
***

Ziyaret esnasında dernek üyeleri adına kombine kartları da aldıklarını belirten Selahattin Erdoğan, kombine satışlarının beklenen seviyenin çok altında kalmasıyla alakalı olarak da şunları söyledi: ''Ne yazık ki camiamızda bir kombine kültürü gelişmedi. Aynı şekilde kulüp üyeliği kültürümüz de çok zayıf kaldı. 1965 - 1975 yılları arasında verilen isyan mücadelesi tüm şehir halkının katkısıyla gerçekleşmiş ve büyük bir zafer kazanılmıştı. Öylesine bir hale gelmişti ki bu mücadele, 3 İstanbul takımının başkanları ortak beyanat vererek ''Eskişehirspor'a karşı birleşmeliyiz'' mesajını vermişlerdi. Eskişehir halkının o yıllardaki kenetlenmesi sonucunda ortaya çıkan ''Eskişehirspor halkın takımıdır'' söylemi ne yazık ki, yavaş yavaş etkinliğini kaybetmiş, Eskişehirspor belli bir zümrenin ''Küçük olsun bizim olsun'' zihniyetiyle yönetilmiş ve sonuçta amatör kümeye kadar düşmüştür.''
***

Biz ne yazık ki, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı beceremedik sözleriyle üzüntülerini dile getiren Selahattin Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: ''Son yıllarda bir kabus gibi yaşadığımız düşüş belki de bizim için bir kurtuluş yoluydu. Takımın sahipsiz kalması sözünü çok sevmiyorum. Bu düşüş sürecinde aslında Eskişehirspor gerçek sahiplerine kavuştu. Taraftarımız Eskişehirspor'u sevdiği kadar sahip çıkabileceğini de gösterdi. Gerçek Eskişehirsporlular kongre üyesi olmaya başladı. Kongre üyeliklerinin 5 bine ulaşması en büyük hedeflerimizden olmalı. Diğer yandan yine çok önemli bir husus olan kombine kültürü de artık camiamızda gelişmeli ve kombine satışında en alt sınır 5000 olmalı. Kombine almak takıma sahip çıkmaktır. Kombine almazsak takım yeniden belli bir zümrenin elinde kalır bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biz Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak bu sezon toplamda 50 kombine aldık. BU sayının daha da artması için gerekli çabayı harcıyoruz. Ve kombine alan arkadaşlarımızın bir çoğu da düzenli olarak Eskişehir'deki maçlara gidemeyecekler. Buna rağmen aşk ile sevdiğimiz Eskişehirspor'un 65 Ruhu'na dönebilmesi için kombine alıyoruz. Eskişehir'de bulunan tüm Eskişehirspor sevdalılarına çağrımız kombine almaları yönündedir. Türkiye'ye tribün kültürünü öğreten taraftarımız kombine kültüründe bu kadar geri kalmamalı''
***

Türlü zorluklara rağmen 8 yıldır İstanbul'un göbeğinde Eskişehirspor bayrağını dalgalandıran Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği ailesinin tüm üyelerine şükranlarını sunan Selahattin Erdoğan, ''Derneğimiz gerçekten çok zor bir iş başarıyor. 8 Yıldır ailemizin değerli mensupları fedakarca bir mücadele vererek İstanbul'un en merkezi yeri olan Taksim'de şanlı Eskişehirspor bayrağını dalgalandırıyorlar. 100'ün üzerinde arkadaşımız kulüp üyesi oldu. Her yıl kombine alıyoruz, tüm kampanyalara en önde destek oluyoruz. İstanbul gibi bir şehirde üniversite eğitimi alan öğrencilerimize Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ni vermek ise ayrı bir onurdur.'' diyerek sözlerini tamamladı.

8 Nisan 2025 Salı

BUGÜN DEĞİLSE, NE ZAMAN?

 


Eskişehirspor süper ligden düşüşünün 10. yılında en önemli son 4 maçına çıkacak.
2015 - 2016 sezonundan bu yana yaşanan düşüşlerin son bulması için en çok ümitlendiğimiz sezonu ne yazık ki Bölgesel AMATÖR ligde yaşıyoruz.
***
2015 - 2016 sezonundan bu yana Eskişehirspor ilk kez bulunduğu ligde son 4 haftaya 2 puan farkla lider girdi. Oynayacağımız bu son 4 maç belki de Eskişehirspor tarihinin en önemli maçları olacak. Zira bu sezon da bu ligden çıkamazsak, bu camia bir daha toparlanamaz. Bu sezon oluşan kenetlenme ruhu bir daha tesis edilemez. Eskişehirspor bugüne kadar hep zorluklarla mücadele ederken, olası bir başarısızlık neticesinde artık imkansız bir yola girecek.
***
Konya Ereğlispor ile sahamızda oynayacağımız maç ilk final maçımız olacak. Kendi sahamızda taraftarımızın ve kentimizin tüm seçilmiş / atanmışlarının destekleri ile ilk engeli başarıyla geçmek zorundayız. Bu noktada Eskişehirspor yönetimi kentin gücünü ve o muhteşem kenetlenme ruhunu yanında görmelidir. Sayın valimiz Hüseyin Aksoy ve sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce önderliğinde kentin tüm dinamiklerinin katılımıyla bir özel toplantı tertip edilmeli ve Kulüp başkanımız sayın Ulaş Entok nezdinde tüm takıma ''Korkmayın, arkanızda biz varız'' mesajı verilmeli.
***
Ülkemiz futbolunun durumu hepimizin malumu.
Hele ki amatör lig olunca nelerin döndüğünü hepimiz bilmekteyiz.
Sahada ne kadar başarılı olursanız olun, ''Güçlü Lobi'' karşımıza çıkarsa tüm emekler ziyan olur gider.
''Biz Eskişehirliyiz! Biz Eskişehirsporluyuz! 1965'ten bu yana tüm lobicilere karşı verdiğimiz mücadele sonucunda biz Anadolu Yıldızı olduk. Bugün de bu mücadelemizi en güçlü şekilde vereceğiz'' diyebilecek ve bu iradeyi saha içi saha dışı her alanda gösterebilecek kenetlenmeyi sağlamak zorundayız.
***
Yönetim kentin gücünü hissetmeli.
Teknik heyet kentin gücünü hissetmeli.
Futbolcularımız kentin gücünü hissetmeli.
Eskişehirspor sevdalıları kentimizi yönetenlerin ve kentin ileri gelenlerinin desteğini hissetmeli ve Konya Ereğli maçında 30 bin kişiyle rakip takım oyuncularının dizlerinin bağı çözülmeli.
***
Tüm Anadolu halkının takımı Eskişehirspor, layık olduğu süper lige dönüş için en önemli maçlarına çıkacak.
Ve bizler tüm kentimizden rica ediyoruz.
Gücümüzü gösterelim.
1965 Ruhu'na dönmek için nasıl kenetlendiğimizi dost düşman herkese gösterelim.
Kentimizin ileri gelenleri acilen kol kola girmeli ki, bizler de omuz omuza tribünlerde 12. adam olarak 11 aslan yürekli ile birlikte bu maçları da alalım.
Haydi be Eskişehir, bugün değilse ne zaman!?

28 Ağustos 2024 Çarşamba

TEŞEKKÜRLER MURAT DİRİ


Bazı vedalar büyük bir erdem abidesine dönüşür.
Tüm insani değerlerin yok olmaya yüz tuttuğu, bireysel menfaatlerin ne pahasına olursa olsun ön plana çıktığı günümüzde erdemli insan olabilmek gerçekten çok büyük bir meziyet haline geldi.
Bizler bu erdem gösterisini genç bir arkadaşımız sayesinde gururla ve mutlulukla izledik.
Yıllardır sürdürdüğü NEFER tribün grubu liderliği ve Eskişehirspor Taraftarlar Birliği başkanlığını genç ve dinamik kardeşlerine devreden Murat Diri reise bu erdemli davranışı ve vermiş olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ederek başladım yazıma.

***
Murat Diri kardeşimi tanıdığımda gencecik bir delikanlıydı.
Nefer'in kurucusu ve ilk lideri Mesut Arıbakan'dan devraldığı tribünleri kısa zamanda büyüttü, geliştirdiği ve tüm Türkiye'de adından sıkça övgüyle bahsedilen bir tribün grubu haline getirdi.
Eskişehirspor'un sahipsiz bırakıldığı dönemlerde ateşten gömlek giyip, mücadeleye daha can siperane girdi. Eskişehirspor kongrelerinde yönetim oluşturmayı başaramayan koca kente karşı taraftar merkezli yönetimlerin oluşturulmasında baş rol oynadı. Yeri geldi divan başkanlığı dahi yaptı.

***
Bir kesim Murat Diri'nin bu mücadelesinde kendisine destek verip, yanında yer alırken; bir kesim de ''Koskoca Eskişehirspor Murat Diri'ye mi kaldı?'' sözleriyle ağır eleştirilerde bulundu. Murat Diri ise, bu soruyu soranlar da dahil olmak üzere hepimizin bildiği ancak dile getiremediğimiz o malum cevabı verdi: ''Evet koskoca Eskişehirspor ne Murat Diri, ne da bir başka taraftarın eline kalmamalı. Eskişehir'in abileri, büyükleri, sanayicileri, siyasetçileri Eskişehirspor'a sahip çıkmalı, biz de tribünlerde kendi işimize bakmalıyız'' dedi...

***
Fakat kongrelerde durum değişmedi.
Ne bir iş insanı, ne bir sanayici ne de bir siyasetçi kongreye gelip, ''arkadaşlar siz tribünlerde takımımızı desteklemeye devam edin. Merak etmeyin biz koskoca Eskişehir kenti olarak, Eskişehirspor'u yeniden layık olduğu yerlere getireceğiz'' diyemedi. Yapılacak tüm eleştirileri baştan kabullenerek defalarca ateşten gömleği giydi.

***
Taraftar Komitesi ile başlayan süreçte, gelen tüm taraftar merkezli yönetimlerde söz sahibi oldu eğrisiyle doğrusuyla alınan kararlarda, yapılan işlerde katkısı büyük oldu. Elbette tüm camia gibi biz de biliyorduk taraftar merkezli yönetimlerin Eskişehirspor'u yeniden süper lige taşıyamayacağını. Fakat şunu da biliyorduk ki, ağır eleştirilere maruz kalan bu yönetimlerin verdiği mücadele olmasaydı Eskişehirspor'un borcu milyar sınırlarını aşar ve ödenemeyecek hale gelirdi.

***
Konumuz Murat Diri olduğu için çok fazlaca Eskişehirspor'un içine düşürüldüğü bataklıktan bahsetmeye gerek yok. Fakat şunu da kimse inkar edemez: Murat Diri, verdiği mücadele ile Eskişehirspor'un tüm Türkiye'de salgın bir hastalık durumuna gelen ''FK'' illetine teslim olmasına engel olan bir liderdir.

***
Eleştirilecek bir çok icraatı olmuştur.
Bizzat kendisine eleştirilerimi yönelttim de olmuştur.
Eleştirilerimize medeni bir şekilde cevaplar verdiği, eleştirilerimizi göz önünde bulundurarak hatadan döndüğü ve eleştirimizi dikkate almayarak, bana göre hatalı olan icraatına devam ettiği de olmuştur. Fakat bir kere olsun ''Yahu abi sen ne diyorsun?'' tavrı göstermedi.

***
İnsanları hatalarıyla sevmek çok güzel bir duygu.
Hele ki, ''Aman yahu bana ne ben çekilirim kenara, kimse eleştirmez beni, herkese mavi boncuk dağıtırım, liderliğimi de krallar gibi yaşarım'' demeyip, ateşten gömlek giyen bir insanı hatalarıyla sevmek gerçekten çok çok iyidir. Biz de Allah için Murat Diri kardeşimizi böyle sevdik. Mücadelesi, özverisi, fedakarlıkları ve başarılarının yanında küçük hatalarını da kendi hatamız görerek sevdik.

***
Gencecik bir delikanlı olarak girdiği bu kutlu dava yolunda, mutlu bir aile babası oldu artık Murat Diri. Dinlenmek, soluklanmak onun da hakkı. ''Dur gitme'' diyemeyiz. Buna hakkımız yok. Yetiştirdiği genç kardeşlerimiz onun yolunda yürümeye devam edecekler. Tribün liderliğini birlikte yürütecek olan Alihan Başkan ve Hasan Karabacak kardeşlerime başarılar diliyorum. Eskişehirspor Taraftarlar Birliği başkanlığı görevini devralan Abdullah Yalavuz kardeşime de başarılar diliyorum.
Ve bir kere daha sevgili Murat Diri'ye her şey için teşekkür ediyorum.
Yolun bahtın açık olsun kardeşim.

YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR