10 Eylül 2023 Pazar

ESKİŞEHİRSPOR İÇİN OLMAK YA DA OLMAMAK SEZONU


Mister Hoşcan marifetiyle başlayan düşüş serüvenimiz en alt seviyeye kadar geldi. Bundan sonrası yok oluş sürecine girer. Yani bir diğer deyişle bu sezon Eskişehirspor için olmak ya da olmamak sezonu olacak. Böylesi hızlı bir düşüş süreci yaşamış olmamıza rağmen bir çok kent takımı gibi kapımıza kilit asılmadı, yönetimsiz kalmadık, Eskişehirspor gerçek sahipleri olan taraftarlarımız yönetim oluşturarak varolma mücadelemizi başarıyla sürdürdüler.

***
20 Yıl önce Hacıbaba çay bahçesinde Altes tribün grubunun lideri olarak sohbet ettiğim bıyıkları yeni terlemiş bir delikanlı olan Erkan Koca bugün kulübümüzün başkanlık görevini üstlenmiş ve ekibiyle birlikte bu varoluş mücadelesine devam ediyor. Yine Eskişehirspor'un gerçek sahipleri olan taraftarlarımızı temsilen Eskişehirspor Taraftarlar Birliği başkanı sevgili Murat Diri de bizleri temsilen bu mücadeleye yönetimle birlikte çalışarak destek veriyor.
***
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki kulüp başkanlığı her şeyden evvel ekonomik güç ister.
Hele ki geçmiş dönemlerdeki yönetimler tarafından borç batağına itilmiş ve kaderine terkedilmiş bir Eskişehirspor'un hem başkanı hem de yönetimi ekonomik olarak çok güçlü olmalı.
Fakat yine hepimiz çok iyi biliyoruz ki, ekonomik olarak güçlü olan hiç bir Eskişehirli bu göreve talip olmadı. Bazı isimlere taraftar yoğun baskı yaptı yine de talip olan çıkmadı.
Eski başkanlar, eski yöneticiler talip olmadı.
Siyasetçiler, tesislere baklava tepsisi taşımaktan, maçlarda kaşkol sallamaktan öteye gitmedi.
Durum böyle olunca da taraftar liderleri ''ESKİŞEHİRSPOR YAŞAYACAK!'' diyerek göreve talip oldu.

***
Yeniden ümitlendiğimiz Göztepe vakası sonrasında oluşan ve taraftar ağırlıklı olan yönetimler dönemin4e baktığımız vakit belki sportif anlamda çok büyük başarılar göremedik fakat Eskişehirspor'un yaşaması adına çok büyük bir başarı elde edilmiştir. Kulübümüzün sırtına yüklenen borç yükü kur farkı dışında yükselmemiş, kur farkına rağmen azaltılmış belki de bizim gibi olan kulüpler arasında en ödenebilir durumda tutulan borç miktarı bizim borcumuz olmuş. Taraftarın kulübe üyeliği üzerindeki kota uygulaması kaldırılmış, kulüp kongre salonlarına alınmayan taraftar yeri geldi kulübün divan başkanlığını yaptı, yerine geldi kulüp başkanlığını yaptı. Artık Eskişehirspor kulübü birilerinin rantiye alanı olmaktan çıktı, gerçek Eskişehirspor'luların yönettiği bir kulüp haline geldi.

***
Şimdi yepyeni bir döneme başlayacağız.
Olmak ya da olmamak...
1965'ten bu yana bozuk düzene karşı verdiğimiz mücadele bugün bir kez daha yeniden başlıyor.
Ve bu mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için şu an ihtiyacımız olan tek şey bütün kentin birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleye destek olmasıdır.
Birbirimize karşı olan dargınlıklarımızı küskünlüklerimizi bir yana bırakarak, ihanet boyutuna varmayan hatalarımızı birbirimizi kırmadan dökmeden bizzat dile getirerek, eleştirilerimizi yerin dibine sokma amacıyla değil de yapıcı olmak amacıyla dile getirerek bu birlik ve beraberlik iklimini bizler yaratabiliriz.
***
Tıpkı 1965'te olduğu gibi.
Bir seferberlik ruhu ile.
Bir imece ruhu ile biz bu yükün altından kalkarız.
Eskişehirspor'u gerçekten sevenler, birbirlerini de Eskişehirspor'u sever gibi severse Eskişehirspor yeniden Bizans dükalığının korkulu rüyası olmaya devam edecektir. 
Şahsi hesaplaşmalarımızı kulüp üzerinden sürdürürsek, fitne kazanını kaynatan ateşin karşısında erirsek, fitne kazanının başındaki kepçecilerin lakırdılarına boyun eğersek, Eskişehirspor'u kendi ellerimizle tarihin tozlu sayfalarına gömeriz.
***
Ben Selahattin Erdoğan...
1972 yılından bu yana Eskişehirspor'a Eskişehirspor'a aşığım.
Eskişehirspor için döktüğüm ilk gözyaşımı anımsıyorum.
Lise çağlarındaydım.
Eskişehirspor olaylı BJK maçından sonra ilk kez 2. lige düşmüş ve İstanbul Vefa Stadı'nda maçı vardı.
Eskişehirspor maça çıkarken bir rüzgar esti ve toprak sahadan kalkan toz bulutu oyuncularımızın üzerine çullandı.
O an gözümden yaşlar akıverdi.
Türkiye'nin en iyi çim sahalarından birine sahip olan Eskişehirspor şimdi toz toprak içinde maç yapıyordu. Öylesine zoruma gitmişti ki, hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.
***
Gelin bu büyük sevdayı öldürmeyelim.
Türk futbolunun yaşayan efsanesini kendi ellerimizle yok etmeyelim.
Aziz Bolel'in, Yalçın Kılıçoğlu'nun ve daha nicelerinin kemiklerini sızlatmayalım.
Onların bizlere bıraktığı bu kutlu mirasa sahip çıkalım.
Ölümcül hastalığın pençesinde yaşam mücadelesi verirken bile tek düşüncesi Eskişehirspor olan merhum Necdet Yıldırım'ın, mezar taşına ESKİŞEHİRSPOR yazdıran merhum Abdullah Gegiç'in kemiklerini sızlatmayalım.
Aldığı astronomik transfer tekliflerini elinin tersiyle itip sadece Eskişehirspor forması giyen İsmail Arca'nın 17 yıl boyunca şerefle taşıdığı formayı layık olduğu yere taşıyalım. İsimlerini tek tek saymakla bitiremeyeceğim efsane futbolcularımızın, Eskişehirspor'u ANADOLU YILDIZI ünvanıyla taçlandıran futbolcularımızın emeklerine ihanet etmeyelim. 
***
Eskişehirli olmayan, Eskişehir ile uzaktan yakından bir bağı olmadan Eskişehirspor'a aşk ile bağlanan binlerce Eskişehirspor sevdalısı olarak bütün Eskişehir halkına sesleniyorum.
ANADOLU YILDIZI'nı söndürmeyin!
Hayat ışığımızı karartmayın!
Şampiyonluk hayallerimizi yıkmayın!
Çalınan şampiyonluklarımızın intikamının alınacağı umutlarımızı bitirmeyin!
Bir olalım Birlik olalım, sevelim sevilelim, Eskişehirspor'u tahtına oturtmadan ölmeyelim!

2 Ağustos 2023 Çarşamba

Bir baba ne zaman ölür ki!?


Bu sabah da metroya bindim.
Tıpkı 1 yıl önce olduğu gibi.
Bir iş yetiştirmenin telaşı ile, alel acele hareket etmek üzere olan trenin kapısından atıverdim kendimi.
Aciliyeti olan işi yetiştirmiş olmanın rahatlığına, trene son anda yetişmiş olmanın rahatlığı da eklenmişti ki, telefonum çaldı.
İşte o an her şey değişti.
Elim ayağım, dolaştı.
Panikledim.
Kalbimin çırpınışları hızlandı.
***
1 Yıl önce yine bir metro seyahatim esnasında yine telefonum çalmıştı.
''Amca dedem ölmüş'' deyiverdi telefonda ağlayan yeğenim Elif.
Ne diyeceğimi bilememiştim.
- Dur bi dakika kızım, yanlıştır o kim dedi sana bunu
Diyebildim.
Olacak iş değildi. Mutlaka bir yanlışlık vardı.
Bir insanın babası nasıl ölebilir ki?
Telefon kapandı.
O an ne yapılmalıydı ki!?
***
Etrafıma bakındım.
Benden başka kimsenin babası ölmemişti herhalde.
Ya da birilerinin de babası öldü de benim gibi miydiler.
Yani kabullenmiyor, inanmıyor, şaka falan mı sanıyorlardı?
Bir insanın metrodayken babası ölürse ne yapardı ki?
Nasıl davranırdı?
''Metroda babanız ölürse'' başlıklı bir uyarı levhası var mıydı acaba trenin duvarlarında?
Hepsini geçtim bir insanın babası nasıl ölür ki?
Babalar ölümsüz değil miydi?
***
Trenden nasıl indim, metronun yürüyen merdivenlerinden hangi haleti ruhiye ile çıktım yeryüzüne bilemiyorum.
Anımsamıyorum.
Metro girişinde kalakalmışım.
Genç bir adamın omzuma dokunduğunu hissettim.
''Abi iyi misiniz!?'
Cevap veremedim.
Omzumdan salladı genç.
''Abi gel şuraya otur bi dakka''
Oracıkta bir kaldırıma oturttu beni. Sonra bir su içirdi.
''Abi noldu? İyi misin?''
- Babam öldü! diyemedim.
- İyiyim kardeşim, sağ ol.
Dedim teşekkür ettim. Bir şişe daha açtı delikanlı ''Abi yüzünü bi yıka iyi gelir sıcaktan oldu herhalde'' dedi.
Sonradan anladım ki, bu delikanlı sıcak havada yoldan geçen araçlara suı satanlardan biriydi.
Delikanlı iyi olduğumu görünce yine işinin başına gitti.
***

Bugün de öyle oldu.
Aradan tam 1 yıl geçmişken yine metroda yine telefonum çaldı.
Ve ben babamın ölüm haberini aldığım 1 yıl öncesinde hissetmediğim korku ve panikle telefona bakamadım bile.
***
Son dönemlerinde eskisi kadar diri olmasa da öyle yataklık olacak bir hastalığı da yoktu babamın.
Hiç ölmeyecek gibiydi sanki, yani ölümsüzdü babam.
Hep aklımda öyle kaldı.
Hayatı boyunca helal kazanç peşinde koşturan babam hep böyle ölmek için dua ederdi.
''Allahım, el ayak muhtaç etmeden, yataklık etmeden al emanetini''
Duaları kabul oldu.
Ölürken bile dimdik ayaktaydı.
***
Aradan 1 yıl geçmesine rağmen alışabilmiş değilim babamın öldüğüne.
Ona dair korkularım, çekincelerim ve özlemlerim hep olduğu yerde duruyor.
Ömrümüzün çoğunu birbirimizden uzakta, gurbet kıvamında yaşadığımız içindir belki, halen babamın köyde kozalak sepeti yaptığı düşüncesi beynimden uzaklaşmadı.
Uzaklaşacağını da sanmıyorum.
Babamla bir baba evlat ilişkisine dair yaşayamadığımız çokça şey var.
Hep özlemini çektiğimiz duygularımız, düşüncelerimiz, birbirimize söyleyemediğimiz güzel sözlerimiz hep zihnimin merkezinde duruyor.
***
Resmi kayıtlara göre 87 yıllık ömrünü helal rızık peşinde geçiren babam bir kere olsun namerde muhtaç olmadan göçüp gitti. Fakat sadece gitti. Uzak bir yere gitti. Telefonu da çekmiyor.
Ömrüm boyunca özlediğim elleriyle saçlarımı okşadığı o son anı hep yaşıyorum.
Köyden İstanbul'a dönme vaktimiz geldiğinde, yerinden kalktı ve ilk defa iki eliyle başımı tutup, saçlarımı okşadı.
''Oğlum kendine dikkat et, çocuklarına iyi bak.'' deyip yanaklarımdan öptü ve sarıldı.
Hiç böyle sarılmamıştı.
Sanki uzun bir hasretin sonu gibi sarılmıştı.
Hem saçlarımı okşadı hem de sırtımı sıvazladı.
Bu hal bir kavuşmanın neticesi miydi, yoksa bir veda mıydı anlayamamıştım.
***

Bir veda olmadığını bu 1 yıl içinde anladım.
Babamın dünya sürgünü bitmiş, özgürlüğüne kavuşuyordu.
Babam da bunu aylar öncesinden hissetmişti.
Ölmeden birkaç gün öncesinde eşime ''Eeeee kızım ben de yolun sonuna geldim galiba'' demiş.
Hani bu tür şeyler ölüm döşeğinde ya da ölümcül hastalığın pençesinde olanlardan duyulur da babamın hiç öyle bir hali yoktu.
Son anında bile ayaktaydı.
***
Babamın gidişi üzerinden 1 yıl geçti ve ben bu 1 yıllık süre içinde anladım ki, babam ancak ben ölünce ölecek.
Yani evlat ölmeden baba ölmüyormuş.
Evlat yaşadıkça baba da onula birlikte hep yaşıyormuş.
Mekanın cennet olsun babam.
Belki bu fani dünyada birilerinin dediği gibi ''Bir baltaya sap olup'', hep kendime yontamadım ama senin gibi helal rızık peşinde koştum, koşacağım. Her daim senin gibi en büyük korkum evlatlarıma ve eşime haram lokma yedirmek olacak.
Aslında ne kadar zengin olduğumun cenazemde anlaşılması için yaşayacağım son nefesime kadar.
Tıpkı senin gibi.
Bir insanın ne kadar zengin olduğunu ancak cenazesinde anlarız.
Cenazesinde ne kadar çok insan varsa, ne kadar çok insan ''İYİ BİLİRDİK!'' diye haykırırsa tabutun başında ve ne kadar çok insan dünya imtihanı sonunda ''Hakkımız helal olsun'' diye seslenirse göklere işte o kadar zengindir bu dünyadan göçen insan.
***
Bizlere en büyük gururu da işte o son yolculuğuna giderken yaşattın babam.
O çok sevdiğin köyünde en kalabalık cenaze namazı kılındı.
Kaymakamlar, belediye başkanları, komutanlar, amirler, memurlar ve çevre köylerden, uzak diyarlardan senin için koşup gelenleri gördük ve senin evladın olmaktan bir kere daha gurur duyduk.
Teşekkür ederim babam...
Bizleri alın terinle büyüttüğün için,
Bana helal rızkın en güzel örneği olduğun için,
Arkanda bizlere miras olarak bıraktığın bütün güzelliklerin için teşekkür ederim.
Ve helal rızkın nişanesi olan o mübarek ellerinle saçlarımı okşadığın için teşekkür ederim babam.
Mekanın cennet olsun babam.
***
Merhum babam Hasan Erdoğan ve tüm ölmüşlerimizin ruhları için El-Fatiha!


6 Temmuz 2023 Perşembe

Eskişehirspor Davası Ölmez!


Adı Osman Özdemir.
Yaşı 11.
Eskişehir'de doğdu, Eskişehir'de büyüdü.
En büyük sevdası, daha doğru tanımlamayla çocukluk aşkı Eskişehirspor.
Eskişehirspor'u öylesine sevmiş ki; en büyük hayali İstanbul sokaklarında Eskişehirspor forması ile gezmek olmuş.
İşte aşkların en güzeli budur.
Eskişehirspor forması ile İstanbul'da gezmek.
Anlayana...
***
Osman kardeşimiz Eskişehirspor'a aşk ile bağlanmış, tutkuyla sevmiş.
Neden?
Osman 11 yaşında.
Eskişehirspor'a dair yaşadıkları hepimizin malumu.
11 Yıllık ömrü boyunca Osman kardeşimin yaşadığı gol sevinci sayısı bile bir futbol takımını sevmeye yetmez ki!
11 Yılda yaşadığımız galibiyet sayısı bile yetmez bir futbol takımına aşk ile bağlanmaya.
Eskişehir'de doğan, Eskişehir'de büyüyen, Eskişehir'de doyan ve Eskişehirspor'un nice başarılarını yaşayan fakat yüreğine Eskişehirspor sevgisini sığdıramayan nice insana ders verir gibi, şamar vurur gibi Eskişehirspor'a sevdalanmış Osman Özdemir.
Ve bunun sırrı Osman'ın en büyük hayalinde gizli:
İstanbul caddelerinde Eskişehirspor forması ile gezmek!..
***

11 Yıllık ömrünü Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile taçlandıran Osman kardeşim, en büyük hayalini gerçekleştirmek için dayısı Ufuk Özek ile birlikte İstanbul'a geldi.
Tabii ki İstanbul'da ilk durağı Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği oldu.
Anadolu yakasından Taksim'e gelene kadar formasıyla gelen Osman'ın bu kısa yolculukta yaşadığı gurur yüzüne yansımıştı.
Kadıköy'den gelene kadar yolda onu Eskişehirspor forması ile görenlerin ''Vay ESES'' demeleri, ''Es Es Es Ki Ki Ki Eski Eski Es'' çekmeleri ve nihayetinde İstiklal Caddesi girişinde bir işyeri sahibinin yanına kadar gelerek, Eskişehirspor'a övgü dolu sözler etmesi Osman Özdemir kardeşimi mutlulukların en büyüğü ile tanıştırmıştı.
Evet her zaman dediğimiz gibi;
''Hiç bir şampiyonluk, hiçbir kupa bizi Eskişehirspor'a aşık olmak kadar mutlu edemez''
***
11 Yaşındaki Osman Özdemir kardeşim, hiç bir sportif başarıya tanık olmadan bir futbol takımının sevenlerine yaşatabileceği en büyük üzüntüleri, en büyük hayal kırıklıklarını yaşadı.
En nihayetinde çocuklu aşkı olan Eskişehirspor amatör kümeye düştü.
Osman yaşı itibariyle belki de Eskişehirspor'un geçmişteki başarılarından bile haberdar değil.
Fakat tüm bunlara rağmen aşk ile sevmiş Eskişehirspor'u.
Öylesine sevmiş ki, o kutlu forma ile İstanbul sokaklarında dolaşmanın gururunu yaşamak için hep hayaller kurmuş.
Ve bu hayalini gerçekleştirmek için dayısı Ufuk Özek, Osman'ı İstanbul'a getirmiş.
Osman'ın bu hayali çok önemlidir.
1965 Ruhu'nun günümüzdeki yansımasıdır Osman kardeşimizin bu hayali.
Futbol'da Eskişehirspor Devrimi tanımlamasının en net açıklamasıdır.
***

Eskişehirspor yapılan yönetimsel hatalar ve ihanetlerle bugün amatör statüde mücadele etmek zorunda bırakıldı.
Türkiye'nin en sevilen futbol kulübü olan Eskişehirspor'un bu duruma düşmesine seyirci kalanlara, susanlara, görmeyenlere tokat gibi bir cevaptır 11 yaşındaki Osman Özdemir kardeşimizin İstanbul sokaklarında Eskişehirspor forması ile dolaşma hayali...
Eskişehirspor, Eskişehir'in en büyük, en tanınmış markasıdır.
Türkiye'nin en ücra köşesinde bile ''Eskişehir'' adı geçtiği anda size ilk yanıt ''Hey gidi ESES'' olur.
Böylesine büyük ve tanınmış bir markayı 11 Yaşındaki Osman Özdemir kadar bile sevemeyenler utansın.
***
Başta Eskişehirspor yönetimi olmak üzere bizler bir avuç Eskişehirspor sevdalısı olarak, Eskişehirspor'u yaşatmak için, Yeniden Büyük Eskişehirspor ülkümüzü zafere ulaştırmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ve bu büyük mücadelemizde 11 yaşındaki Osman Özdemir kardeşimizin yüreğinde beslediği bu büyük sevda bizim en büyük güç kaynağımız olacak.
Osman o güzel kalbinde, tertemiz duygularıyla Eskişehirspor'u tutkuyla sevmeye devam ettiği sürece bu davadan vazgeçmeyeceğiz.
***

11 Yaşındaki Osman Özdemir evladımız İstanbul'da fotoğraf çektirirken her pozunda 1965 Ruhu ile ortaya çıkan futboldaki başkaldırış hareketinin bir temsilcisi olarak formamızdaki şanlı armamızı gösteriyor objektife. Aslında Osman o armayı bakan körlere gösteriyor, 1965'te İstanbul dükalığını yıkışımızı anımsatıyor hepimize.
Teşekkürler sevgili Osman kardeşim.
Bizlere hayallerinle güç verdiğin için, görmeyen gözlere seslendiğin için, Eskişehirspor'un büyüklüğünü tüm Eskişehirlilere anımsattığın için teşekkürler canım kardeşim...

5 Mayıs 2023 Cuma

EBULFEZ ELÇİBEY'İN damadı ve Sancaktarı Aqil Semedbeyli'den Bülent Maşaoğlu'nun destek!..


Aqil Semedbeyli...
Azerbaycan Türklüğü'nün efsane lideri muhterem Ebulfez Elçibey'in damadı.
Hayatını Türklük mücadelesine adamış olan büyük dava adamı Elçibey'in damadı ve Sancaktarı Aqil Semedbeyli bugünlerde Eskişehir caddelerinde, sokaklarında, köylerinde dava arkadaşı Bülent Maşaoğlu'na destek vermek için gece gündüz demeden dolaşıyor.
***
MHP Eskişehir 1. sıra milletvekili adayı olan Bülent Maşaoğlu ile Ebulfez Elçibey'in damadı ve Sancaktarı Aqil Semedbeyli'nin dostlukları üniversite yıllarında başladı. Türk'ün Turan Ülküsü bu 2 kardeş ülkeden olan bu iki genci İstanbul'da buluşturdu. Her ikisi de gurbette bir yandan memleket ve aile hasreti içindeyken, bir yandan da Türk Milliyetçiliği davası için Turan illerinde verilen mücadelenin içinde oldular.
***
İstanbul'da başlayan bu dostluk yıllar içinde kadim bir dostluk haline dönüştü. Bülent Maşaoğlu'nun Türk Dünyası ile ilgili araştırmaları ve çalışmaları Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi Türk Cumhuriyetleri ile Balkan Türkleri, Kırım ve Irak Türkmenleri tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi. Türk'ün Turan Ülküsü davasına hizmet edebilmek amacıyla bir çok derneğin kuruluşunda yer aldı, bir çok derneğin de yönetiminde görev aldı Bülent Maşaoğlu.
***

Bülent Maşaoğlu bugün Milliyetçi Hareket Partisi'nin 28. Dçnem Eskişehir milletvekili adayı olarak çalışmalarını sürdürüyor ve kadim dostu Aqil Semedbeyli de haftalardır onunla birlikte bu çalışmalara destek olmak için Eskişehir'de bulunuyor.
''Bülent Maşaoğlu, Türk Dünyası ve Türkiye için önemli bir dava adamıdır'' diyen Aqil Semedbeyli, Bülent Maşaoğlu'nu anlatırken şunları söyledi: ''Bülent Maşaoğlu ile gençlik yıllarımıza dayanan bir dostluğumuz var. Bülent Maşaoğlu'ndan öğrendiğimiz ilk şey Es Es ES Ki Ki Ki ESKİ ESKİ  ES sloganı oldu. Bize hep Eskişehirspor'dan bahseder, Eskişehirspor anılarını anlatırdı. Bugün bile Azerbaycan'da Bülent Maşaoğlu yüzünden Eskişehirspor forması giyen, Eskişehirspor atkısı takan ve Eskişehirspor'un maçlarını takip eden bir çok arkadaşımız var''
***
Aqil Semedbeyli bu anılarını anlatırken özellikle Es Es Es Ki Ki Ki ESKİ ESKİ ES tezahüratı sırasında yumruğunu sıkarak bunu söylemesi dikkatlerden kaçmıyor. 
Bülent Maşaoğlu'nun seçilmesi halinde TBMM'de Eskişehir ve Eskişehirspor için çok faydalı hizmetler yapacağından kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini vurgulayan Aqil Semedbeyli son olarak şunları söyledi: ''Bülent Maşaoğlu gençlik yıllarından bu yana Türk Milliyetçiliği davası için çok önemli hizmetlerde bulundu, çok önemli çalışmalar yaptı. Bugün sayın Maşaoğlu'nun çalışmalrına destek olmak için Irak Türkmenleri'nden, Balkan Türkleri'ndan, Kırım'dan, Özbekistan'dan, Türkmenistan'dan, Azerbaycan'dan, Kırgızistan'dan heyetler geliyorsa Eskişehir halkı da Bülent Maşaoğlu'na destek olmaktan kaçınmamalıdır. Bülent Maşaoğlu seçildiği takdirde Türklük şuurunun Türk'ün yüce meclisine yansıması olacaktır. Türk Dünyası'nın heyecanla beklediği bu seçimlerde ben, merhum liderimiz Ebulfez Elçibey'in bir evladı olarak, Elçibey ailesinin bir ferdi olarak tüm Türk Dünyası adına Bülent Maşaoğlu'na kefilim. Ulu Atamız Mustafa Kemal Atatürk'ün övgüsüne mazhar olan Eskişehir halkı, Atatürk gibi Türk Milliyetçiliği fikriyatına mensup olan evlatları Bülent Maşaoğlu'na destek olacaktır, bundan eminim.''
***
Bülent Maşaoğlu içimizden biri.
Dişiyle tırnağıyla alın teriyle verilmiş bir mücadelenin neticesinde ''Siyasette iyi adamlar çoğalmalı'' düşüncesiyle MHP'den milletvekili adayı oldu. Şu sebepten bu sebepten demiyorum. Bir tek sebep söylüyorum Bülent Maşaoğlu'na oy vermeniz için: Bülent Maşaoğlu İYİ ADAMDIR. İyiliği seven, iyi olmayı insani bir vazife olarak görenleri seven her insan evladından Bülent Maşaoğlu için bir oy istiyoruz. Aqil Semedbeyli başkanımızın Elçibey ailesi ve Türk Dünyası adına verdiği kefalet sözünü ben de tüm kalbimle veriyorum. Eğer iyilik her yerde hakim olsun diyorsanız Bülent Maşaoğlu'na ailenizden 1 oy ayırın.
***
Kimine ''Güzel konuşuyor adam!''
Kimine ''Parası var bu adam yapar''
Kimine ''Adam siyaseti biliyor''
Kimine ''Olacaksa bizden olsun''
Ya da farklı sebeplerden oy veriyor olabilirsiniz.
Hangi partiye gönül vermiş olursanız olun, hangi yaşam tarzını tercih ederseniz edin, Bülent Maşaoğlu'na da ''İYİ ADAM'' olduğu için oy verin...


18 Nisan 2023 Salı

BÜLENT MAŞAOĞLU İLE ''BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A''


2018 Yılıydı...
Ekim ayının ortaları...
Eskişehirspor'un makus talihi hepimizi kahretmeye devam ediyordu.
Şehrin bütün dinamik güçleri Eskişehirspor'a sırtını dönmüş, adım adım yok oluşa doğru gitmemizi izliyorlardı.
En çok da Eskişehir'in ''seçilmişleri''ne kızgındık.
Bizim seçtiğimiz belediye başkanları, milletvekilleri Eskişehirspor'un içinde bulunduğu zor durum karşısında adeta 3 maymunu oynuyorlardı.
***
Siyasetçilerin Eskişehirspor'a karşı olan ilgisizliğini protesto etmek maksadıyla tüm Eskişehirspor sevdalılarının ortak kararıyla ''BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A'' adıyla bir kampanya başlattık.
Kampanyayı halkımıza duyurmak ve tepkimizi siyasetçiler üzerinde daha etkili kılmak maksadıyla yaptığımız görsel çalışmaları afiş ve çıkartma şeklinde bastırdık. Bu malzemeleri Eskişehir'e göndermek üzere derneğimize getirdik.
Derneğimizin kurucular kurulu üyesi ve muhasibi sevgili Bülent Maşaoğlu da o gün dernekteydi.
Bu kampanya üzerine epeyce bir sohbet ettik.
***
Kampanyanın beklediğimiz etkiyi yaratmayacağı konusunda mutabık olsak da yapılmasının çok faydalı olacağı düşüncesinde de birleşiyorduk.
Sohbetin sonlarına doğru Bülent Maşaoğlu'na ''Gardaşım bu protesto eylemi ya da kampanyasının etkili olması için uzun zaman çalışmamız lazım'' dedim.
Bülent Maşaoğlu da ''Çalışmasına çalışalım da ağabey, ne yapabiliriz ki?'' dedi.
O an ona anlattıklarımı burada sizlere tekrar edeyim:
Keşke Eskişehirspor seçime girebilse de oyumuzu versek!
Fakat bu mümkün değil.
Ne var ki, içimizden birileri yani, sen, ben ya da falanca arkadaş, herhangi bir partiden aday olsa işte o zaman biz de Eskişehirspor'a oy atmış oluruz...
***

Bülent Maşaoğlu; ''İyi de ağabey kim aday olacak ki içimizden biri. Çok büyük masraflar yapmak gerekiyor. Bir de bize bırakmazlar ki milletvekilliğini falan'' dedi umutsuzca.
Bülent Maşaoğlu bu sözleri sarfederken ben kafamdaki ''Kim?'' sorusunun cevabını karşımda görmüştüm bile.
''Adayımız Bülent Maşaoğlu'' dedim...
Şakayla karışık o gün başlattığımız BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A kampanyası için somut bir adım atmış olmanın mutluluğu içinde günü tamamladım.
***
O günden sonra bu konuyu kendime vazife ettim.
Eskişehirspor için yapılacak öncelikli işlerim arasında artık bir Eskişehirspor sevdalısı milletvekili seçilmesi işi de vardı.
Bülent Maşaoğlu ile bu konuyu yine ara ara konuştuk.
Ona bile farkettirmeden Bülent Maşaoğlu'nu bugünkü noktaya sürüklemeye başlamıştım.
Çok çalıştık, çok mücadele ettik, maddi manevi zorluklara rağmen bugün Eskişehirspor sevdalılarının önüne Eskişehirspor sevdalısı bir kardeşimizi yani Bülent Maşaoğlu'nu ''BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A'' kampanyasının somut bir karşılığı olarak çıkardık.
***
Yaklaşık 15 yıldır Eskişehirspor kongre üyesi olan,
İstanbul'da Eskişehirspor'un sancaktarlığını yapan Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'nin kurucularından,
Bir dönem Eskişehirspor yöneticiliği yapan,
Yıllarca gurbette yaşamış olmasına rağmen yüreğinde Eskişehirspor sevdasından başka renk olmayan bir Eskişehirspor sevdalısıdır Bülent Maşaoğlu.
Fabrikaları bulunan bir iş insanı ya da hayatını siyasete borçlu olan bir politikacı da değil.
Ekmeğini taştan çıkaran bir girişimci,
Bir çok dernek ve vakıfta kurucu ya da yönetici olarak görev yapmış bir cemiyet insanı,
Türk Dünyası ile ilgili araştırmaları sayesinde hemen hemen tüm Türk Cumhuriyetleri'nde tanınan, sevilen ve bir çok ödül alan bir araştırmacı,
Ve iyi bir aile babasıdır Sivrihisarlı Bülent Maşaoğlu...
***

Bu yazıyı yazmak zorunda kaldım çünkü beni çok iyi tanımayan bazı Eskişehirspor sevdalısı gönüldaşım, beni siyaset yapmakla itham etmeye başlamıştı.
Evet, siyaset yapıyorum fakat ben; 2018 yılında başlattığımız BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A kampanyasının siyasetini yapıyorum.
Bu kampanyayı desteklemek için kendimce somut bir adım attım ve derneğimizin bir üyesi olan Bülent Maşaoğlu'nun aday olmasında en büyük etkenlerden biri olarak bugün siz değerli Eskişehirspor sevdalılarının huzuruna çıktık birlikte.
Sizler de benim kefaletime güveniyorsanız ''BENİM OYUM ESKİŞEHİRSPOR'A'' diyerek içiniz rahat bir şekilde, milletvekili oy pusulasında Bülent Maşaoğlu'na oy atabilirsiniz.
***
Umudum odur ki gelecek seçimlerde diğer partilerden de birer Eskişehirspor sevdalısı gönüldaşımız seçilebilecek yerlerden aday olurlar ve hep birlikte onlara da destek oluruz...
2000'li yılların başında ettiğimiz yemini yineliyor ve tüm Eskişehirspor sevdalılarını saygıyla selamlıyorum...

SENİ TAHTINA OTURTMADAN ÖLMEK BİZE HARAM OLSUN ESESİM!..

7 Nisan 2023 Cuma

Eskişehir ve Eskişehirsporlu'nun Milletvekili Adayı BÜLENT MAŞAOĞLU


 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak 28. Dönem Milletvekilliği seçimleri için partilerin kesin aday listeleri açıklanmaya başladı. Eskişehir adaylarını açıklayan ilk parti MHP oldu. MHP'nin liste başı ismi özellikle Eskişehirspor camiasının yakından tanıdığı ve Eskişehirspor sevdası çok iyi bilinen Bülent Maşaoğlu oldu.
***
Mehmet Şimşek döneminde Eskişehirspor yöneticiliği de yapan Bülent Maşaoğlu Sivrihisar doğumlu olmakla birlikte yaşamını İstanbul'da sürdürmekteydi. İstanbul'da faaliyet gösteren Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'nin kurucular kurulu üyesi olan Maşaoğlu halen bu derneğin Muhasip Yönetim Kurulu Üyeliği görevini de sürdürmektedir. İstanbul'un göbeğinde Eskişehirspor bayrağını 6 yıldır dalgalandıran Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'nin son yıllarda Eskişehirspor'un yaşaması adına verdiği çalışmalarda önemli katkısı olan Bülent Maşaoğlu adaylığının açıklanması sonrasında yaptığı açıklamada, ''İstanbul'da derneğimiz bünyesinde verdiğimiz mücadeleyi TBMM çatısı altında sürdürmek için kutlu bir yola girdik'' diyerek şunları söyledi:

''Yıllardır edindiğimiz Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci çerçevesinde Yeniden Büyük Eskişehirspor davamızın zafere ulaşması için BKŞ Derneği bünyesinde elimizden gelen gayreti gösterdik ve tüm Eskişehirspor camiası ile birlikte büyük bir mücadele sergiledik. Eskişehir'de taraftarlarımızın verdiği mücadeleye gurbetten destek olmaya çalıştık. Yaşasın Eskişehirspor sloganı etrafında birleştiğimiz tüm gönüldaşlarımızla verdiğimiz bu mücadeleyi TBMM çatısı altında da sürdürmek için zorlu bir yola girdik. Allah'ın izniyle bu yolun sonunda Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere getirmek en büyük hedefimizdir.''
***
1974 yılında Sivrihisar ilçemizde, Sivrihisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevinde bulunan merhum Canip Maşaoğlu ve Rahime Maşaoğlu'nun evladı olarak dünyaya gelen Bülent Maşaoğlu evli ve iki kız çocuğu babasıdır.
***
İlk ve orta öğrenimini Sivrihisar'da tamamlayan Maşaoğlu, lise öğrenimini Ankara'da Adalet Meslek Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksek Okulu mezunu olan Bülent Maşaoğlu halen İstanbul Rumeli Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Ekonomi dalında tezli yüksek lisansına devam etmektedir.
***
Eskişehir'in sorunlarını yakınen bilen Bülent Maşaoğlu, bu sorunları bizzat yaşayan ve sonuçlarına katlanan bir Eskişehirli olarak bu sorunların çözümü için TBMM çatısı altında var gücüyle çalışacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'' Her ne kadar öğrenim hayatımız ve iş hayatımız dolayısıyla hayatımızın büyük bir bölümü gurbette geçse de gurbette yaşam mücadelesi veren her hemşehrim gibi Eskişehir'den hiç bir zaman kopmadık. Baba ocağımızdan uzakta yaşasak da uzakta kalmamız mümkün değildir. Eskişehir'in ve tüm ilçelerimizin sorunları hakkında bilgi sahibiyim ve bu sorunlarla alakalı bilgi toplamaya devam ediyorum. Sorunları hep birlikte çözeceğiz ve Eskişehir'imizi tüm ilçeleriyle birlikte gıpta edilen bir kent haline getirmeye çalışacağız.''
***
İş hayatına İstanbul'da başlayan Bülent Maşaoğlu 17 yıl boyunca uluslararası bir şirketin Mali İşler Müdürlüğü görevini başarıyla sürdür. 3 yıl önce kurduğu LAÇİN adlı şirkette ticari yaşamına devam eden Maşaoğlu ayrıca kendisine ait olan Kırklareli - İğneada'da da bir butik otel işletmeciliği yapıyor.
***
Siyasi yaşamı lise yıllarında başlayan Bülent Maşaoğlu, yatılı olarak okuduğu Ankara Adalet Meslek Lisesi'nde Ülkü Ocakları okul başkanlığı yaptı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okurken Atatürk Öğrenci Yurdu'nda yurt başkanlığı ve fakülte başkanlığı görevlerinde bulundu. Daha sonra Gaziosmanpaşa Ülkü Ocakları'nda bölge başkan yardımcılığı yapan Maşaoğlu, başarılı çalışmaları neticesinde İstanbul Ülkü Ocakları bünyesinde Türk Dünyası'ndan sprumlu il başkan yardımcılığı görevine getirildi. 2017 - 2021 yılları arasında MHP İstanbul İl Başkanlığı'nda Türk Dünyası'ndan sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini yürüten hemşehrimiz Bülent Maşaoğlu 2021 yılından bu bu yana MHP Merkez Yönetim Kurulu üyeliği görevini sürdürmektedir.
***
İş ve siyasi yaşamı dışında sosyal yaşamında da oldukça başarılı olan Bülent Maşaoğlu, URAL Eğitim, Kültür ve Stratejik Araştırmalar Derneği'nin kurucusu ve halen başkanıdır. Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'nin de kurucular kurulunda yer alan hemşehrimiz halen bu derneği yönetim kadrosunda Muhasip olarak görev yapmaktadır. Eskişehirspor kongre delegesi olan Bülent Maşaoğlu Mehmet Şimşek'in başkanlığı döneminde Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Türk Dünyası ile yakın ilişkileri olan Bülent Maşaoğlu aynı zamanda Türk Dünyası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği'nin kurucular kurulu üyesi ve halen Denetleme Kurulu üyesi, Türkiye - Azerbaycan Strateji ve Ekonomi Kulübü Derneği kurucular kurulu üyesi ve Türk Sosyoloji Derneği'nin de kurucu yönetim kurulu üyesidir.

2 Aralık 2022 Cuma

Çakırlı Pilav ve Kara Helva ile İstanbul'da Eskişehir'i Yaşamak...

 


Anadolu insanının kaderidir gurbet.
1950'li yılların başlangıcıyla birlikte Anadolu topraklarında çileli bir yaşam süren insanımız daha iyi bir yaşam ümidiyle büyük şehirlere göç etmeye başlar.
Başta ''taşı toprağı altın'' olduğu söylenen İstanbul'a göçer Anadolu'nun yağız delikanlıları.
Önce kendileri çalışır, didinir, başlarını sokacak bir kondu elde eder etmez de çoluk çocuk yükü sarar gelirler koca şehirlere.
***
Daha rahat bir yaşam umuduyla koca şehirlere akın eden Anadolu insanı yıllar sonra kaybettiği değerlerin farkına varır ancak iş işten geçmiştir.
Daha rahat bir yaşama kavuşmuşuzdur ancak, bir çok değer yargımızı da köylerimizde, yaylalarımızda, bozkırlarımızda yalnızlık dehlizlerine mahkum ettiğimizi ve bizi biz yapan değerlerimizin yok olup gittiğini çok geç farkederiz.
***
İşte İstanbul'daki Eskişehirliler'in sıla özlemi de böyledir.
Aslında özlediğimiz, dağ, taş, toprak değildir.
Özlediğimiz oralarda kaybettiğimiz değerlerimizdir.
İstanbul - Kartal'da faaliyetlerini sürdüren Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği (ESKÜYAD) bu özlemi az da olsa gidermek ve özlediğimiz değerleri gelecek nesillere de aktarmak amacıyla her ayın 26'sında dernek üyeleri ve misafirlerin katılımlarıyla çeşitli etkinlikler düzenliyor.
Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde dernek merkezinde düzenlenen Çakırlı Pilav ve Kara Helva Günü'ydü.
***

Kara Helva, Eskişehir'de köy düğünlerinin vazgeçilmezidir.
Kara Helva denilmesinin sebebi de renginden dolayı değil, köylerde düğün evinin önüne kurulan kara kazanlarda yapılmasından kaynaklanır.
İstanbul'da her ne kadar kara kazanlar kurulmasa da çelik kazanlar ocaklara konuldu ve ESKÜYAD Kadın Kolları Başkanı Kezban Yurter Mola ve Kadın Kolları üyeleri ''Bismillah'' diyerek kazanlara yağı döküp kızdırdılar. İyice kızgınlaşan yağa un da ilave edilerek sabırla ve azimle kavurma işlemi yapılırken diğer ocakta da helvanın şerbeti kaynatılıyordu. Yağla kavrulan un iyice kıvam aldıktan sonra şerbeti de ilave edilerek kara helvamız servise hazır hale getirildi.
***
Eski köy düğünlerinde olduğu gibi kavrulan helvanın o dayanılmaz lezzetli kokusu tüm mahalleyi sarmıştı. O günlerin yaşandığı yıllarda çocuk yaşta olanlar şimdilerde çocuklarına o güzel günleri yaşatma derdine düşmüşlerdi. Hepsi çocukluk yıllarında yaşadıkları heyecanı bugün kendi çocuklarının da yaşaması adına elini taşın altına sokuyordu.
***

ESKÜYAD'ın kadınları sadece Kara Helva ile yetinmediler.
Kara Helva'dan önce memleketimizin kış günlerinde büyük bir beğeniyle yediğimiz Çakırlı Pilav için de kollar sıvanmıştı.
Mercimekler suya konulmuş, bulgur kızgın yağda kavrulmuş ve yağı tuzu eklenip, Çakırlı Pilav demlenmeye bırakılmıştı. Mercimekten dolayı Çakırlı Pilav adını alan pilavın hafifçe sulu kalması önemli.
***
Çakırlı Pilav ve Kara Helva hazırdı.
İşin asıl önemli kısmı burası.
Hem pilavımız hem de helvamız çatal ya da kaşıkla yenilmez efendim!
Peki nasıl olacak?
Yufka ekmeklere dürülüp yenilecek.
Sabahın erken saatlerinde işe koyulan kadınlarımız yufka ekmekleri de hazırlayıp bir kenara koymuşlardı bile.
Çıtır çıtır gevreyen ekmekler sulandı ve servise hazır hale getirildi.
***

Tıpkı eski günlerde olduğu gibi ESKÜYAD'ın sofrasına toplanan hemşehrilerimiz Kara Helva, Çakırlı Pilav ve yufka ekmeklerle birliğin, dirliğin, dostluğun tadına vardılar. Yenilen lokmaların lezzeti yıllar öncesine dayanan hatıralarda gizliydi aslında. O lezzete varabilenler o değerleri halen yaşatabilenlerdi...
Eskişehirli olmayan konuklar, komşular, dostlar...
Hepsi hazırlanan bu gönül sofrasından nasiplendiler. Manevi lezzeti maddi lezzetin çok çok üstüne çıkan bu gönül sofrasında emeği geçen tüm kadınlarımız ile dernek başkanı sayın Orhan Aktepe nezdinde tüm dernek yöneticilerini kutluyor ve böylesine güzel bir etkinlik ile bizlere İstanbul'da Eskişehir'i yaşama imkanı verdikleri için teşekkürlerimizi sunuyoruz.