17 Ağustos 2019 Cumartesi

Ardabaran'ın Gözyaşıdır Eskişehirspor'u Yaşatan Güç...

Türk futbol tarihinde yaşayan bir efsanenin destanı yazıldı 1965'ten bu yana...
Kalemi AŞK, kağıdı yürek, mürekkebi gözyaşı olan bir destandır bu...
Merhum Aziz Bolel ve arkadaşlarının Eskişehir halkının muazzam desteği ile başlattığı ''Futbol'da Anadolu Devrimi'' hareketi kısa zamanda tüm Anadolu halkının desteğini aldı ve Eskişehirspor ANADOLU YILDIZI madalyasını göğsüne takarak yaşayan bir efsane olarak tarihe geçti.

***
Kolay yazılmadı bu desten.
Kolaylıkla efsane olmadı bu takım.
Öyle parayla pulla da olmadı hiçbir şey.
AŞK ile,
Sevda ile,
Zorlu şartlarda yılmadan yıkılmadan verilen büyük bir mücadele ile tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurdu Eskişehirspor.
Ve bugün, Eskişehirspor'un yaşadığı zorlu süreçten çok daha küçük engeller karşısında bir çok Anadolu takımı yok olup giderken, Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
Yaşıyor, savaşıyor Eskişehirspor!
Bozuk düzene karşı verilen mücadele tüm hatlarıyla devam ediyor.
Endüstriyel futbol anlayışının tüm acımasızlığına rağmen, yüreklerde beslenen AŞK ile Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
***
Anadolu'nun bir çok başarıya imza atmış nice kent takımı bir bir yok olurken, ya da adını şirketlere satarken Eskişehirspor kurulduğu gün ortaya konulan ''Kültürü'' ile yaşamaya devam ediyorsa, bunda en büyük katkı yıllardır dökülen kutlu gözyaşlarınındır.
Nice sevdalı yürek, 1965'ten bu yana sevdası Eskişehirspor için ''Bazen sevinç, bazen keder'' diyerek gözyaşı döküyor. Bir mağlubiyetin verdiği acıyla dökülen gözyaşları değil Eskişehirspor'u yaşatan, kutlu bir sevdanın özlemiyle dökülen gözyaşlarıdır.
Beceriksiz ve art niyetli yöneticiler sayesinde çekilen acıların meyvesidir bu kutlu gözyaşları.
***
Eskişehirspor taraftarı anılarını anlatırken ''ESES için döktüğü ilk gözyaşı''ndan başlar söze...
Ben de henüz 15 yaşındayken dökmüştüm Eskişehirspor için ilk gözyaşlarımı.
Yıllarca 1. Lig'de şampiyonluk mücadelesi verirken birden bir Vefa Stadı'nın toprak sahasında toz içinde kalmasına şahitlik ettiğim için ağlamıştım...
Yıllar geçti...
Dinmedi o kutlu gözyaşları...
Bugün Ardabaran ağlıyor...
14 yaşındaki Ardabaran...
Ve daha niceleri...
Nice minik yürek...
Nice sevda ateşiyle yanan yürek ağlıyor bugün...
***
Eskişehirspor'u ayakta tutan manevi güç bu gözyaşlarıdır.
Bu kutlu gözyaşlarının sahibi Arbaran Çubuk kardeşimin sevgili babası oğluyla ilgili duygularını kaleme dökmüş.
Okuyup da duygulanmamak, ağlamamak ve Yeniden Büyük Eskişehirspor mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam etmemek mümkün değil.
Aşağıda sizlerle paylaştığım satırları okurken ağlayalım hepimiz.
Ama yıkılmayalım...
Yılmayalım...
Daha güçlü bir şekilde YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemize kaldığımız yerden devam edelim...
***
Noktasına virgülüne dokunmadan sizleri Ardabaran kardeşimizin babası sevgili kardeşim Muharrem Çubuk'un duygularıyla başbaşa bırakıyorum:

Oğlum Ardabaran Yürümeyi, konuşmayı, koşmayı yeni öğrendiğinde attım onu bu sevdanın kucağına. Senelerdir derdini, sevincini, kahrını çektiğim sevdama onuda dahil ettim. 6 yaşındaydı. Ne sevdadan haberi vardı ne futboldan. Ben kolundan tuttum. Eskişehirsporumuzun tesislerine götürdüm. Dedim ki " Oğlum, bundan sonra ki hayatını bu armaya, bu toprağa, bu şehire adayacaksın. Bu şehir için ter dökeceksin. " Atalarımız gibi küçük yaştan aşıladım ona şehir sevdasını, memleket sevdasını. 

7 sene oldu oğlumu bu kulübün alt yapısına teslim edeli. Tam 7 sene. Oğlum tribünde abilerini, sahada kendi armasını destekliyor. Bu armayı en az ben babası kadar seviyor artık. Sevmese bu gözyaşını dökebilir miydi ? Söyleyin. Bir çocuk dahi olsa küser mi sevdiğine, darılır mı ? Sevdiği için ağlar, sevdiği için güler..

Bu fotoğraf Göztepe finali sonrası. Oğlumla beraber gözyaşı döktüğümüz maç. Hüzünle gurur karışmış. Anlatılmaz sevda. O gün daha güçlendi, daha hırslandı oğlum. Bu arma için ter dökmeye, bu şehir için yorulmaya.
Ama şimdi... 
Hergün onun tek bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. 
Bu üzüntüyü bilebilir misiniz ? Bu duyguyu tadabilir misiniz ? 

Ardabaran kendine başka kulüp bulur ama başka ESKİŞEHİRSPOR bulamaz.

Sayın büyüklerimiz, ESKİŞEHİR uyanın, silkelenin. Çocuklarımızın hayallerini kurtaralım. Onların hayallerini çalmayalım...

23 Haziran 2019 Pazar

Silkelen Eskişehir, Uyan Anadolu; 1965 Ruhu Geri Geldi!

Bilmeyene anlattığımız vakit bir masal dinler gibi dinliyorlar...
Bilenler ise, o şanlı armayı görür görmez heyecanla haykırıyorlar:
- Es Es Es Ki Ki Kİ Eski Eski Es!
Ömer Hayyam Yokuşu'nu tırmanıyorum yine bir gün.
Gönlümün avuntusu, ilk aşkım Eskişehirspor forması üzerimde.
Yorgun ve gururla tırmanıyorum Ömer Hayyam Yokuşu'nu.
Birden yüreğimizi yerinden fırlayacak vaziyete getiren o ses geldi arkamdan:
- Es Es Es Ki Ki Kİ Eski Eski Es!
***
Hemen geri döndüm.
65 - 70 yaşlarında, saçları dökülmemiş ama ak pak olmuş, bıyıkları cıgaradan sararmış, sesi katrandan iyice kartlaşmış bir Roman bey amca.
Es Es tezahüratı bittikten sonra benim kendisine baktığımı görünce;
- Hey gidi ESES be! Ne günlerdi...
- Fethi, Nihat, Ender filelere gönder!
Hayranlıkla dinliyordum bey amcayı.
Kendisine gülümseyerek karşılık verebildim sadece. Bey amca durmuyordu.
Bir çırpıda 15-16 civarında isim saydı.
Hepsi efsane kadromuzun oyuncuları.

Bana say deseler o kadar hızlı sayamazdım muhtemelen.
***
Benden belki 15 yaş büyük olmasına rağmen;
- Ah be abiciğim, bakma biz Beşiktaşlıyız ama Eskişehirspor bir başkaydı be!
Ben halen tek kelime konuşamamıştım.
Bey amca öyle heyecanlı ve öyle özlem dolu konuşuyordu ki, ne diyeceğimi bilemedim. Bilsem de Bey amca fırsat vermezdi zaten...
Neyse ki, biraz sohbet edebilme imkanı bulduk.
Öyle sanıyorum ki, ilk defa tanışıp, Eskişehirli olmadığım halde neden Eskişehirsporlu olduğumu sormayan tek adamdı kendisi.
Çünkü o biliyordu.
Eskişehirspor, ANADOLU YILDIZI'ydı!
Eskişehirsporlu olmak için, Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehirli olmaya gerek yoktu.
***
Belki Türkiye'de en çok taraftar sıralamasında 3 takım önde görünebilir fakat ''en çok sevilen takım'' sıralamasında kesinlikle Eskişheirspor açık ara birinci sıradadır.
Rakip taraftarlar tarafından bile bu kadar sevilen Eskişehirspor kurulduğu 1965 yılından sonraki 10 yılda kazandığı başarılar ile tüm ülkemizin gönlünde taht kurmuştu.
Eskişehirspor takımı çeşitli sebepler sonucunda bugün yok olmakla yüzyüze gelmiş olsa da Eskişehirspor sevdalıları sayesinde yaşayan bir efsane olarak varlığını sürdürdü ve Eskişehir kentinin en büyük değerlerinden biri oldu.
Bugün Türkiye'nin neresinde ''Eskişehir denilince ilk aklınıza gelen nedir?'' sorusunu sorarsanız sorun alacağınız cevap;
- ESES
- Eskişehirspor
- Kırmızı Şimşekler
ya da
- Anadolu Yıldızı olacaktır.
Yani Eskişehirspor, Eskişehir kentinin sembolü olmuş, en büyük markasıdır, en büyük değeridir.
***
Takımın sportif başarı olarak en kötü dönemlerinde olsa bile marka değeri hiç düşmemiş, büyük bir camianın ''en değerlisi'' olmaya devam etmiştir.
Eskişehirspor'un bu duruma gelmesinde şüphesiz tek sorumlu beceriksiz ve art niyetli yöneticilerdir.
Eskişehirspor'u anlamayan,
Eskişehirspor'u tanımayan,
Eskişehirspor'u yaşamayan,
Eskişehirspor'a sevdalanamayan beceriksiz ve art niyetli yöneticilerin dönemi artık bitti.
Artık yönetimde Eskişehirspor sevdalıları var.
Artık yönetimde laf üretmeyip, gece gündüz çalışanlar var.
Artık yönetimde verdiği sözü namus bilen Kara&Kızıl sevdalılar var.
Artık yönetimde Eskişehirspor'u sevdiği kadar sahip çıkmayı da bilenler var!
***
Türkiye'nin dört bir yanında, nice sevdalı yüreğin sevgilisi olan Eskişehirspor'un yeni başkanı Osman Taş, Eskişehirspor'un içinde bulunduğu durumdan kurtulması için ''26 saat yeterlidir!'' dedi.
Haksız mı!?
Haklı!
Hem de çok haklı.
Yaptığı her icraatla güven telkin eden bu yönetime bu şehrin sanayicileri ve tüccarları destek olursa, yapacakları maddi katkılarla Eskişehirspor'un mevcut borçları bir çırpıda ödeniverir. Daha evvelce gündeme getirdiğimiz Eskişehirspor'a 100 biner lira verecek 1000 işinsanı, sanayici, tüccar çıkmaz mı bu kentten.
Çıkar hem de 26 saatte biter iş.
Osman Taş başkanlığındaki yönetim kimseden karşılıksız para istemiyor.
VIP kombine alsınlar, Loca alsınlar olmadı forma alsınlar.
Sanayi odası, Ticaret odası, Esnaf odası mensubu değerli işinsanlarımız, sanayicimiz, esnafımız, tüccarımız için çok büyük bir miktar değildir 100 bin lira.
Artık bu kulübe 5 TL veren de 100 bin tl veren de verdiği paranın hesabını istediği zaman sorabilir.
Lafta güven değil icraatta güven veren bir yönetim var artık.
Bilançoları A4 kağıtta geçiştiren değil, her kongre üyesine dağıtılan kitaplarda hesap veren bir yönetim anlayışı var artık.
***
Eskişehir silkinip kendine dönmeli artık!
1965 Ruhu bu yeni yönetim anlayışı ile yeniden hayat bulmuştur.
Şimdi yeniden hayata dönen bu ruha sahip çıkma zamanıdır.
Aziz Bolel ve arkadaşlarının başlattığı Anadolu Futbol Devrimi'ni tamamlama vaktidir şimdi.
Ve bunu biz başaracağız.
Biz Eskişehiriz!
Biz Eskişehir'in sevdalılarıyız!
Biz Anadoluyuz!
Biz bunu da başarırız!

2 Haziran 2019 Pazar

Murat Diri ve ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ

Eskişehirspor'un kurulduğu günden bu yana Türk futboluna nice ilkler ve nice güzellikler kazandıran Eskişehirspor taraftarları bugün de aynı yolda devam ediyor ve Türk futbolunun seyir zevki yüksek bir hale gelmesi için elinden geleni yapıyor.
Eskişehispor taraftarı son yıllardaki Milli maçlarda gösterdiği performans ile de ''Milli Taraftar'' ünvanıyla Türk milletinin gönlüne girmeyi başardı.
***

1965 yılından itibaren ''Milli Amigo'' Orhan Erpek ile başlayan süreçte tribünlerde yapılan gösteri ve tezahüratlar ile sahadaki 11 oyuncuya +1 katkıda bulunarak Türk futboluna ''12. adam'' kavramını kazandıran Eskişehirspor sevdalıları yaptıkları her güzellik ile diğer takım taraftarlarına da örnek oldu.
Tribün dışında da pek sosyal sorumluluk projesine imza atan Eskişehirspor sevdalıları, İngiltere kraliçesine mektup yazan ve kraliçeden mektup alan dünyanın ilk ve tek taraftar topluluğu ünvanının yanısıra, bir deplasmana en kalabalık giden dünyanın 1. taraftarı olma özelliğiyle de dünya futbol tarihine geçmiş bir taraftar topluluğudur.

***
Eskişehirspor sevdalılarının Türk futbolunda yaptıkları görsel şovlar ve sosyal sorumluluk projeleri saymakla bitmez. Son olarak geçtiğimiz aylarda bir deplasman dönüşü genç yaşta hayatlarını kaybeden 2 Ankaragüçlü taraftarın ardından ''Sokakta dostluk, tribünde kardeşlik'' sloganıyla başlatılan dostluk buluşmalarının en dikkat çekicisi Eskişehir'de oynanan bir milli maç öncesinde onlarca tribün liderinin, ülkemizin çeşitli illerinden gelip, Eskişehir'de toplanması oldu.
Nefer tribün lideri ve Eskişehir Taraftarlar Birliği başkanı Murat Diri ile eski Kızılcıklı tribün liderlerinden ve Eskişehirspor yöneticilerinden Mustafa Akgören'in önderliğinde gerçekleşen buluşma tüm yurdumuzdaki futbol taraftarlarınca büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
***
Eskişehirspor tribünlerinin bir çok olumsuz hallerden uzaklaşması noktasında büyük bir başarı gösteren, Eskişehirspor kulübünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde tüm kenti harekete geçirerek büyük bir direniş hareketine önderlik eden ETB başkanı ve Nefer Lideri Murat Diri'yi şimdi çok daha önemli ve tarihi bir görev beklemektedir.
Onbinlerce insanın gönül verdiği kent takımlarının birer birer yok olduğu, bir çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günümüzde kentlilerin kendi takımlarına sahip çıkma duyguları Eskişehirspor taraftarları sayesinde daha ileri boyutlara ulaştı. Bunda en büyük pay sahibi elbette ki, Eskişehir'deki diriliş hareketine önderlik eden Murat Diri'nindir.
Murat Diri şimdi de ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ'nin kurulmasına önderlik ederek Türk futbolunda bir çığır açacak, Anadolu futbol taraftarları arasında devrim etkisi yapacak yeni bir dönemin de mimarı olabilir.
***
Yıllardır hayalini kurduğum Anadolu Taraftarlar Birliği'nin kurulması için Murat Diri'ye bir görev addetmek elbette hakkımız olmayabilir. Eskişehirspor ile ilgili çalışmaları nedeniyle evinin sıcaklığını bile özlediğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Geride bıraktığımız süreçte Eskişehirspor'un tribün liderliğini, yöneticiliğini, divan kurulu başkanlığını yapan Murat Diri'ye tüm Anadolu taraftarlarının sorumluluğunu yüklemekte belki bir haksızlık olabilir. Ancak şu da bir gerçektir ki, benim yıllardır hayallerini kurduğum, hatta bir federasyona dönüşmesini istediğim bu oluşumun meşalesini yakabilecek tek isim de Murat Diri'dir.
***
Biz kendi adımıza bu düşüncemizi ve önerimizi buradan sevgili Murat Diri'ye iletelim. Eminim gün gelecek Murat Diri benim bu hayalimi gerçekleştirecektir.
Çünkü o bu vatana sevdalı bir vatan evladıdır.
Çünkü o Amigo Orhan'ın bıraktığı mirasın son bayraktarıdır.
Çünkü o bir Eskişehispor sevdalısıdır...

26 Mayıs 2019 Pazar

Yörükoğlu Deli Hikmet

Deli Hikmet!
Toros Kaplanı Deli Hikmet!
Hikmet Tuğsuz!
Çok kısa bir süre öncesine kadar yakın çevresi dışında hiç  kimsenin tanımadığı, adını bile duymadığı bu ADAM, bugün Türkiye'nin gündemine girdi.
Hikmet Tuğsuz ile aynı köydeniz.
Uzaktan yakından akrabalığımız, komşuluğumuz var.
Buna rağmen benim bile çok iyi tanımadığım bir ADAM.
***
Survivor 2019 yarışmasına müracaat ettiğini ve bu müracaatın kabul edilmesi için sosyal medyadan destek vermemiz gerektiğini duyduk köylülerimizden ve elimizden gelen desteği verdik.
Hikmet Tuğruz'un müracaatı kabul edilmiş ve Hikmet yarışmaya katılmıştı.
''Survivor'a katılacak da ne olacak sanki, bizim ''köylü''yü şampiyon mu yaparlar sanki'' diye eş dost akaraba arasında konuşurken, yarışma programı başladı ve Hikmet Tuğsuz hem bizlere hem de yarışma programını hazırlayanlara cevabı çok net bir şekilde verdi:
''Ben buraya şampiyon olmaya gelmedim. Efsane olmaya geldim''
Fesuphanallah çektik hepimiz!
''Bu adam nesine güveniyor da bu kadar iddialı konuşuyor!?'' demekten kendimizi alamadık.
***
Yarışma programı başladı.
Daha önceleri ev hali sebebiyle ilgisiz de olsa takip ettiğimiz bu yarışma programını bu kez daha bir ilgili ve heyecanlı takip etmeye başladık.
Yarışmaları izledikçe resmen bağımlı olmaya başladık.
Toros Kaplanı Deli Hikmet lakabıyla yarışmalara katılan Hikmet Tuğsuz o devasa cüssesi ve diğer yarışmacılara göre ilerlemiş yaşına inat parkurları bile ezip geçerek bütün rakiplerini tek tek yeniyordu.
Aralarında 8-10 yaş fark olan rakipleri, Hikmet'e yenilmekten adeta psikolojik travma geçiriyorlardı.
***
Hikmet'in ''Efsane olma'' iddiasının ne kadar yerinde olduğunu çok net bir şekilde gördük.
Sadece sportif başarı özelliği değildi tabii beni Hikmet Tuğsuz'a bağımlı yapan.
Bir yarışmaya çıkıyor ADAM!
Yarışma parkurunun başlangıç noktasına giderken deniz sularının üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in atını denize sürdüğü anı yaşar gibiydi ve dilinde bir mehter marşı yükseliyordu:
- Tuna nehri akmam diyor / Etrafımı yıkmam diyor / Şanı büyük Osman Paşa / Plevne'den çıkmam diyor!
Şaşkınlık ve gururla izledik Hikmet'in Yunanlı rakibiyle oynadığı oyun öncesindeki bu tavrını!
Bu yarışma tarihinde ilk defa ''TÜRK'' olduğunu bu kadar belli eden bir yarışmacı vardı artık karşımızda.
Kısa bir zaman sonra bu mehter marşını Yunanlı oyuncular bile öğrenmiş ve Hikmet'in kazandığı her oyundan sonra onlar da bu marşı söylüyordu.
***
Oyunlarda kazandığı muhteşem başarılarla Survivor tarihinin en başarılı oyuncusu olma ünvanını oyunların henüz yarısında elde eden Hikmet Tuğsuz bununla yetinmiyor Türk kültürünü de bu yarışma da yaşatmaya çalışıyordu. Milyonlarca insanın bağımlılık derecesinde izlediği bu programda ilk defa bir mehter marşı okuyan Hikmet yine ilk defa hepimizin çok iyi bildiği ve dillendirdiği ''Gaydırı gubbak Cemilem'' türküsünü de kazandığı oyunlar sonrasında söyleyerek Türk ve Yunan arkadaşlarıyla oynuyordu.
Yarışmaya bu güne kadar katılan yarışmacıların hemen hemen tamamı TÜRK kültürüne dair zerre bir iz bırakamazken Hikmet her tavrıyla buram buram Türklük kokuyordu.
***
Bir ara yarışmacılar arasında aşk dedikoduları dönmeye başladı.
Esprili bir şekilde de olsa arkadaşları Hikmet'e bir Yunanlı kadın yarışmacının kendisini beğendiğini söylediler.
Hikmet bu sözlere de öyle bir cevap verdi ki, hepimize ders verdi adeta:
'' Yok be! Ben kendi memleketimden, Toroslardan bir kızla evlenirim, hani adı Ayşe, Fatma, Hacer, Zeynep olan kendi kızlarımızdan biriyle evlenirim ben''
İşte bu adamdı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Efendiler Toroslar'a gidip bakın. Halen bir Yörük ocağı tütüyorsa Anadolu Topraklarında Türklük asla tükenmemiş, tükenmeyecek demektir'' derken işaret ettiği ADAM!
***
Ve Hikmet Tuğsuz öyle bir veda etti ki, Survivor'a Yunanlı oyuncular bile gözyaşlarına hakim olamadı.
Hikmet kendisinin ödül kazanamayacağı bir yarışmada Survivor tarihinin en ağır sakatlığıyla yüzleşti.

''Ben nasılsa ödül kazanamayacağım kendimi zorlamayayım'' diyerek oyunu kazanmak için büyük bir çaba sarfetmeseydi bugün Hikmet Tuüsuz yarışmaya devam edebilecekti.
Yunanlı oyunculardan Kyriakos gözyaşları içinde durumu şöyle özetliyordu: ''Bu adam insan üstü biri! Kendisi ödül kazanamayacakken arkadaşları için Survivor hayatını bitirdi!'' Daha fazla konuşamadı.
O yarışmaya katılanların hepsi Hikmet'in bu dürüstlük abidesi olacak davranışı karşısında bir kez daha psikolojik travma yaşıyorlardı. Eminim hayatlarında bu kadar ahlaklı ve dürüst birini görmemişlerdir ve bundan böyle de görmeyeceklerdir.
***
Hikmet Tuğsuz en başta dediği gibi şampiyon olamamıştı ama tam bir EFSANE olmuştu gerçekten.
Sakatlığı nedeniyle oyunlarda çekilen Hikmet Tuğsuz'un hayatı spor ile bütünleşmiş.
Adnan Menderes Ünizesitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nu bitiren Hikmet Tuğsuz milli atlet ve milli antrenör.
Decatlon branşında yıllarca geçilemeyen sporcu olarak spor tarihimize geçti. Kazandığı sayısız şampiyonluklarla bir efsane oldu. Hikmet Tuğsuz şu anda; Ali Gürbüz, Okan Acar, Ertuğrul Dağdeviren ve Bayram Arslantaş gibi nice değerli milli sporcumuzun antrenörlüğünü yapıyor.
***

Hikmet Tuğsuz hakkında yazılacak çok şey var.
Belki zaman içinde fırsat bulabilirsem yazmaya devam edeceğim. Ancak Hikmet sakatlığı sebebiyle oyunlardan çıktıktan 1 gün sonra öyle bir olaya tanıklık ettim ki, tam bir şok vakası oldu benim için.
Hikmet'in Yunanlı takım arkadaşlarından Nikos oldukça başarısız bir yarışmacı olmasına rağmen bir oyun kazandı ve sağ eliyle yarım yamalak da olsa Türklüğün sembolü BOZKURT işareti yaparak ''Senin için Hikmet Abi!'' diye bağırdı!
O an tüylerimiz diken diken oldu!
ADAM, adada Yunanlı'ya bile Türklüğü öğretmişsin!
İşte Hikmet Tuğsuz böyle bir deli!
Memleket delisi!
Türklük delisi!
Vatan delisi!
Ve dürüstlük delisi bir ADAM geldi geçti hayatımızdan...

20 Mart 2019 Çarşamba

SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK...

Ankaragücü sevdalısı Eren Açıkgöz ve Mert Turgut Çakır'ın Antalyaspor deplasmanı dönüşü meydana gelen trafik kazasında genç yaşta hayatlarını kaybetmesiyle birlikte ülke genelindeki tüm futbol taraftarlarında bir uyanış başladı.
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.

Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...

18 Mart 2019 Pazartesi

Eskişehirspor'da ''Güzel şeyler oluyor''

16 Mart 2019 Cumartesi günü Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği yönetimi olarak Eskişehirspor kulübüne bir ziyarette bulunduk. Kongre'den bu yana geçen zamanda yapamadığımız hayırlı olsun ziyaretimizi gecikmeli de olsa yapabildik.
Bu ziyaretimiz, Eskişehirspor'un üstüste aldığı başarısız sonuçlarla bozulan morallerimizi düzeltti ve geleceğe yönelik umutlarımızı da yeniden tazeledi. Öncelikle bu ziyaretimizde bizleri misafir olarak değil de ev sahibi olarak gören başkanımız Kaan AY ile Mali Asbaşkanımız Mehmet Şimşek ve Teknik Asbaşkan Yardımcısı sevgili Selim Demircioğlu'na Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum.
***
PROJE ESES
Yaklaşık 2 saat süren ziyaretimizde alınan olumsuz sonuçlara rağmen kulübümüzün geleceği açısından güzel şeyler olduğunu görmek bizleri son derece mutlu etti.
Kulüp binasına girer girmez sol taraftaki salonun kapısı açıldı.
Kapıyı açan Ufuk Demirtaş...
Kendisini Kocaeli'de öğrenci olduğu dönemlerden beri tanırım.
Körfezin Kırmızı Şimşekleri oluşumunun kuruluşunda ve daha sonra başkanlığını yaptığı dönemlerde yüreğindeki ESES sevdasını bizzat yaşadım.
Aradan geçen yıllar onun yüreğindeki ESES sevdasını daha da güçlendirdi.
Şimdi PROJE ESES ekibini kurdu ve kulüp binasında çalışmalarına devam ediyor.
Kendisini hasretle kucaklarken sorduğu soruyla bu fakiri onurlandırmak onun neden Ufuk Demirtaş olduğunun da bir göstergesiydi:
- Vay Selahattin abim! Yahu seni Süper Lig maçlarında bile bu kadar sık Eskişehir'de göremiyorduk. Yoksa sen de mi kötü gün taraftarısın!?
Ufuk Demirtaş hocamızın bu iltifat sorusuna mahcubiyetimizden cevap veremedik sarıldık sadece kardeşimize...
Salonda, gencecik pırıl pırıl kardeşlerimizi gördük.
Yürekleri ve beyinleri Eskişehirspor için çalışıyor!
Daha düne kadar tesislere uzaktan bile bakamayan ESES sevdalıları bugün kulüp binasının içinde kendilerine tahsis edilmiş bir salonda Eskişehirspor'un geleceği için proje üretiyorlar...
İşte bu 1965 Ruhudur efendiler!
Teşekkürler Ufuk Demirtaş, Teşekkürler Eskişehirspor yönetimi...
***
ESKİŞEHİRSPOR İÇİN ÇİLEYE TALİP OLAN ''ADAM''LAR...
Toplantı halinde olan ProjeESES ekibini fazlaca meşgul etmeden çıktık odadan ve bizi karşılayan Kaan AY başkanımız, değerli yöneticilerimiz Mehmet Şimşek ve Selim Demircioğlu ile başkanımızın odasına geçtik.
Daha önceki başkanların kendilerine özel makam odası olarak gördüğü bu odada Eskişehirspor'un gerçek sahipleri olarak rahatça oturduk.
Kaan AY başkanımız, taraftarın yönetimdeki temsilcileri Mehmet Şimşek ve Selim Demircioğlu bizlere yapılan çalışmalar hakkında, kulübün mali durumu hakkında en ince detaya kadar bilgi verdiler.
Tamamen şeffaf ve net...
Önerilerimiz vardı, ilettik.
Derneğimiz divan kurulu üyesi sayın Salih Danacı ağabey kulübün tüm plaket ihtiyacını ücretsiz olarak karşılayacağını belirtti.
***
Eleştirilerimiz vardı, ilettik.
Çok samimi bir şekilde yaptığımız eleştirilere aynı samimiyet ve açıklıkla cevaplar aldık.
Özellikle siyasi konularda kamuoyunda çok sıkça yapılan eleştirileri kendilerine bizzat biz de ilettik ve yapılan her şeyin Eskişehirspor'un menfaatleri doğrultusunda yapıldığı konusunda bizler ikna olduk.
Burada bu konuya fazla girmeyeceğim ama şunu söyleyebilirim;
Özellikle siyasi konularda ''Kaan AY neden böyle böyle yapıyor'' sorusu zihninizi meşgul ediyorsa kulübümüze gidin ve kendisine bizzat sorun. Biz öyle yaptık.
Kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmayan arkadaşlarımız bile ''Adam haklı'' demiştir görüşmemiz sonrasında.
Stadın kulübümüze devri, isim hakkı ile ilgili görüşmeler, takım içindeki son durum ve 1 yıl içinde borçlardan kurtulmaya kadar bir çok konuda yaptıkları çalışmaları sabırla bizlere anlattılar ve sorularımıza da sabırla cevap verdiler.
Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.
***
VE NİHAYET TAKSİTLİ ÜYELİK
Başkan Kaan AY ile görüşmemizi noktaladıktan sonra başkanımız bizi kapıya kadar uğurlamak istedi ancak kendisine ''Başkanım kapıya kadar uğurlayamazsınız ama muhasebenin kapısına kadar uğurlayabilirsiniz'' diyerek başkanımızla birlikte kulüp muhasebe odasına kadar geldik.
Başkanımızla vedalaştıktan sonra 6 yeni üyemizin başvuru formlarını ve ücretlerini muhasebeye teslim ettik. Rozet satışından elde ettiğimiz 2500 TL'yi de makbuz karşılığında kulübümüzün kasasına bıraktık çok şükür.
Yıllardır mücadelesini verdiğimiz TAKSİTLİ ÜYELİK sisteminin hayata geçtiğini görmek de ayrı bir mutluluk oldu bizler için.
Yıllardır hiçbir yönetimin yap(a)madığı bu sistemi Mehmet Şimşek başkanımız yapmış ve hayata geçirmiştir.
Daha dğne kadar birçok Eskişehirspor sevdalısının kulübe üye olabilmek için avukata müracaat ettiği üyelik sisteminde kotalar kalktı, giriş aidatı yarıya indi ve şimdi de taksitli üyelik başladı. Kulübümüzün resmi internet sitesinden sanal pos cihazıyla taksitli üyelik başvurusu yapabileceğiniz gibi kulüp binamıza giderek de taksitli üyelik başvurusu yapabileceksiniz artık.
Artık SÖZ SIRASI BİZDE!
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmak için bundan daha iyi bir fırsat olamaz.
Tribünlerde olduğu gibi kongre salonlarında da ''Eskişehirspor Bizimdir!'' diye haykırmak istiyorsak bu fırsatı kaçırmayalım ve hemen üyelik başvurusunda bulunalım lütfen.
***
TESİSLERDE ÇAY - KAHVE KEYFİ
Muhasebe odasında mali yükümlülüklerimiz de yerine getirdikten sonra antrenman sahasının hemen yanına açılan kafeteryayı da bir görelim dedik.
Selim Demircioğlu ile birlikte kafeteryaya geçtik.
Alın size bir güzellik daha!
Sahada geleceğin Eskişehirsporlu Yıldızları olabilmek için ter döken minik Şimşeklerimizin aileleri sıcacık salonda oturmuş, sıcak çaylarını kahvelerini yudumlayarak evlatlarını izliyorlar ve onların geleceğiyle ilgili hayaller kuruyorlar.
Biz de tostlarımızı söyledik, çaylarımızı söyledik ve derin bir muhabbetin içine daldık.
2 buçuk saat nasıl geçti bilemedik.
Onca güzellik bizlere zaman mefhumunu unutturmuştu.
Emeği geçenlere binlerce teşekkür.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!

7 Mart 2019 Perşembe

Omuzlarda taşınarak gömülen dostlar

Çok kalabalıktılar cânım Beberuhi!
Arka arkaya yanaştı yol kenarına otomobiller. Her otomobilden üçer beşer insan evladı indi.
Hepsi bir arabanın başına toplanıp o arabadaki adamı omuzlarına aldılar.
Kara gözlüklü adamlar...
Asık suratlı alayı.
Kadınlar yanaşmadılar, bir köşeye kümelenip adamları seyrettiler...
Adam, onlarca insan evladının omuzlarında girdi mermer sütunlarla süslenmiş dergâh-ı ervah kapısından.
Oh ne âlâ iş cânım Beberuhi!
Eş, dost, akraba, konu, komşu, bakkal, çakkal cümle alem orada!
Omuzlarda taşımalarından belli ki muhteremi pek severlermiş!
Öyle hızlı adımlarla, öyle coşkulu götürüyorlar ki, dergâh âdabı olmasa tezahürat edecek deyyuslar!
***
Ben bir sigara yaktım.
Otobüs bekliyordum.
Hep geç gelir ya bu 32T, darlanmıştım cânım Beberuhi.
Bu tiyatro iyi gelmişti!
Sonra bir enik yanaştı yanıma.
Onunla biraz hasbihal ederken durağın kalabalıklaştığını hissettim.
Sesle çoğalmıştı...
Gülüşmeler, argo lakırdılar da epeyce artmıştı...
Kalktım baktım.
Bizim 32T halen yok!
Darlandım derken baktım tiyatro devam ediyor!
***
İnsan evlatları bir bir çıkıyorlar o mermer sütunlu kapıdan.
Ve kadınlar...
Beş altısı bir kadının koluna girmiş.
Kadın güçlükle yürür şekli yapmaya çalışıyor.
Namaz örtülü, kahverengi gözlüklü kadınlar da onun bu çabasına destek oluyorlar.
Usul ve âdap böyle gerektiriyordur zaar...
***
Kara gözlüklü adamlar artık somurtmuyor.
Sinkaflı kelamlar edip, gülüşüyorlar.
Belli ki adamı gömmüşler!
Kimisi otomobiline binerken ''Filanca tarafa giden var mı!?'' diye kasala kasala soruyor.
Rahatlamışlar.
Omuzlarındaki yük inmiş herhalde.
Sahi ne oldu o adama.
Hani az evvel omuzlarda taşınan adam vardı ya!
***
Evet adamı gömmüşler.
O çok sevdikleri adamı toprağa gömüp, yeniden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya gidiyor, afilli adamlar, süslü kokanalar!
Usulen ağlama numaraları,
Ve sahte somurtmalar...
Hepsi gömülmüş...
Gidiyorlar...
Kim bilir kimlerin hakkını yemeye, kim bilir kimlerin kalbini kırmaya...